Pazartesi, Nisan 30, 2007

29 nisan 2007 çağlayan


Oradaydık, çoğumuz oradaydık, sevgili ile gittik, büyük bir sevinç ile gittik, iyi ki gittik, iyi ki çoğumuz gelmiştik, iyi ki tek yürek bağırdık, iyi ki herkesin yüzü gülüyordu, umut vardı, asla karamsarlık yoktu, nefret yoktu kimse için, çünkü bir cumhuriyet çocuklarıydık, bu devleti kuran ve adım adım yürüyen, Atatürk evlatlarıydık.

Çocuklar vardı, gençler, kadınlar erkekler, yaşlılar belki yürüyemeyecek kadar olanlar bile dim dik ayaktaydı. Çünkü insan olma hakkını aldıkları bu cumhuriyete sevdalıydı hepsi, sağcı solcu değildi hiçbiri, Atatürk cumhuriyetinin alnı ak tertemiz evlatlarıydı. Padişah kulu değil vatanın ferdiydik. Demokrasiyi birileri gibi araç değil amaç edinmiştik. Cumhuriyete, onun kazanımlarına, insan olmaya fert olmaya sevdalanmıştık. Anne babalar vardı çocukları kucaklarında, gıkları çıkmadı sıcağa ve kalabalığa yeter ki o minik hafızası bu gücü görsün ve oraya yerleştirsin diye.

Bindirilmiş kıta değildik asla olmadık biz, kimsenin buyruğu ile hareket etmedik. olsa olsa "1000 Dirilmiş Kıtaydık" biz. belki çok rahat oturmuştuk yıllarda yerimizde, birileri altımızı oyarken. Ama aymazlık etmedik, uyandık, orada olduk Tandoğan'da, Çağlayan'da yetmezse her şehrin her meydanında.

Sevgiyle, saygıyla, başımız dimdik ve hiç bıkmazsızın. Kimsenin inancına karışmadan ama cumhuriyetimize ve onun temel kurallarına sım sıkı sarılarak. Çağdaş nedeniyet çizgisinde, bilimin ışığında, insan gibi yaşamak için, kul olmamak fert olmak için, karanlığa teslim olmamak için...

Çarşamba, Nisan 25, 2007

Adrasan






Kısacık tur,

Sevgili ve onun da dahil olduğu yoga talebelerim, dostlarım ve de kızım ile. Mis gibi hava, inanılmaz bir tabiat, dostluk ve aşk. Neş'e ve keyif. Sapasağlam insanlar, hiç arıza yok
Yanımda sevgili olunca zaten güneş hep var, herşey hep güzel demek. Birde kızım ve dostlarım, saygı ve çocuksu haller.
Başta sevgili,dağ, bağ, tarla, orman, deniz, kumsal, yıldızlı geceler, ateş, güneş, rüzgar, yağmur çisentisi, göl, akarsu, tarihi şehir,portakal, limon, tatlı kızım, yahu herşey bir arada olur mu, olur... Valla allah nazardan saklasın diyeceğim başka laf yok.... aha size bazı resimler.
İyi ki varsın be, her şey daha da bir keyifli oluyor, iyi ki doğdun sabahlarıma ve akşamlarıma ve öğlenlerime ve her anıma.

Perşembe, Nisan 19, 2007

nisan 2007 Sirkeci/Harem vapuru vah...vah....







hava kararmaktaydı ve flaşsiz çektim bu resimleri hiç bir yorum yapmayacağım, yurdumun en büyük şehrinde nisan 2007 vah vah

Çarşamba, Nisan 11, 2007

Jazz sever dostlarıma bilgi






Dostlar,



Eğer jazz müziğini seviyorsanız size,


Washington dan yayın yapan Smooth jazz radyosunu dinlemenizi , keyifle öneririm. İnternet üzerinden rahat rahat dinleyebilirsiniz. Genelde çok deriiin jazz parçaları değil günlük yaşamda rahat rahat dinleyebileceğimiz hatta işimizi yaparken bile rahatlıkla keyif alarak dinleyeceğiniz parçaları çalıyor. ben pek seviyorum hepinize tavsiye ederim
Çok az reklam var genelde uzun uzun çalıyor arada ciddi konserler de var, isterseniz üye olabiliyorsunuz, çeşitli eventler var. pek güzel
http://www.smoothjazz1059.com
haydi iyi dinlemeleeeeer

Salı, Nisan 10, 2007

uzundur yazmamışım

Uzundur yazmamışım yahu !!!!!!!!

Bursa gezisi, sybella'nın doğumgünü partisi vesaire konular malum sayfalarda yazıldııı :)... tekrara ne lüzum hepsi çok keyifliydi yenileri için gün saymaya başladık bile.

Bahar tam anlamıyla geldi bile, dışarıdaki ıhlamır ağacının tumurcuklanışını onları teker teker patlayarak yapraklar çıkışını günde güne izledim, her bahar yaparım bunu çocukuğumdan beri evimin önündeki atkestanesi ağacını ve son yıllarda da ofisimin canının hemen dibindeki ıhlamur ağacından. Ne muhteşemdir tabiatın uyanışı ne inanılmaz ne kusursuz ve ne güzeldir. Bunu fark etmeden yaşayanla ne büyük bir kayıp içindedir yahuu... Farketmeliyiz dostlar her şeyi ayrı ayrı ve tüm detayları ile farketmeliyiz. Yaşamda hiç bir an bile boş verilecek kadar basit değildir. Aksibe her bir an bir önceki anın tecrübesi, kendi yoğun bilgisi vegelecek anın tomurcuklarını taşır. Bulunduğumuz an ne derece farkındalığımız içinde ve en iyi şekilde yaşanıyorsa bir sonraki an o derece iyi olacaktır. Aslında karma felsefesinin temeli de bunu içermektedir. Basit, çok basit yorumu ile sebep sonuç ilişkisi. Evren bu kural ile süregelmektedir...... farkında olalım her şeyin hiç bir şeyi boşvermeden ve atlamadak, detaylarda kaybolmadan ama tüm detayları da farkederek.


Felsefe bu kadar yeter geçen gün sevgili ile Fazıl Bey kahvecisine gittik, Kadıköy çarşısı içinde minicik bir dükkan, bildim bileli vardır hatta içerdeki kahve öğütücüsünün özerindeki dönen çarklar hep dikkatimi çekmiştir. Hatırladığım kadarı ile burası kurukahveci dükkanı idi ve servis yapılmazdı şimdi servis te başlamış. aman ne keyif. Kahve kültürünü sevmem pek amerikan işi gelir diyenlere, "Türk kahvesi" diye bir kavramın yüzyıllardır var olduğunu hatırlatayım. Aslında biz toplum olarak kahve içeriz o çok önemlidir, "bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır" gibi pek çok deyişimiz vardır, hatta günün ilk yemeğini bile "kahve altı" olarak kullanırız nasıl kahve toplumu değiliz canım :)

Şimdi buraya Bursada içtiğim bir kahve resim yakıştı. Gelelim Fazıl Bey kahvecisine, minicik dükkan, üç beş minik masa var zaten burası oturup saatlerce vakit geçirilecek bir yer değil bir soluklanmak için oturup kahve içmek ve keyif yapmak ve devam etmek yeri. Kahveniz küçük bir tabakta ikram ediliyor, Tabakta küçük bir bardak su, bir fincan kahve ve kürdana batırılmış bir adet küçük lokum var.
Aslında eskiden kahve fincanları çoğunlukla yandaki resimde görüldüğü üzere sapsız fincanlarda içilirdi. Saplı fincanlar da keyiflidir.
Evlerde bu sapsız fincanlar için gümüş fincan zarfları olurdu, fincanlar bu zarflar içine oturtulurdu, ben hala hatırlıyorum.
Evet Kadıköy çarşısında işiniz var ise yada işiniz olmasa da muhakkak gidin, pek keyifli...
Kahve seviyorsanız keyifle için yahu, kahve kültürü emperyalist bişeydir laflarını bırakın, geçin bu işleri allahaşkına ne alakası var. Ayrıca bişeyi hatırlatayım, genelde kızılan o pek meşhur uluslararası kahve şirketi amerikalıların değil arapların :)



Perşembe, Mart 15, 2007

gene bahar be







bahardan üç resim



apartmanların arasında bir akasya



gençleşme sürecinde bir malta eriği ağacı



ve papatyalarrrrr çiçeklerin en canı.

Çarşamba, Mart 14, 2007

kamera


Yahu bir kamera bir ele bu kadar mı yakışır ?

Haydi bakalım güzel resimler bekliyorum artık.

Heyecanlı ve keyifli resimler.

Eminim hep çok güzel kareler olacak.

çook.

Salı, Mart 13, 2007

94.9


Dinlerim pek severim, tavsiye ederim

çilek&kremşantiiii




Sevgili çilek&kremşanti yapmış, ne de güzel etmiş. Yanında şampanya yok bu defa, olsun şarap ta güzel gitti. Tabak boşalmak üzereyken çekilen resimler, çabuuuuk çabuk bitmeden ...


zaten bu resimden sonra kalmadı bişey. Ellerine sağlık be aşk...

Bahar bahaaaar


Yahu, kış olmadı ki bahar diyeceksiniz biliyorum olsun bahaaaaar. Bu sene ağaçlar çok erken tomurcuklandı, Beykoz tepelerinde sabahın çok erken saatlerinde bu ağaç gibi.

Umarım aldanmaz ağaçlar ve bunun üzerine kar, don görmezler.

Güzelce yapraklanıp ketiflerince meyve verirler, altlarında serin bir yaz geçirtirler bize
Bitmeyen bahar vurmuş zaten başıma aşkla... birde çiçekler tam olmuş

Perşembe, Mart 01, 2007

İstanbnul'da Hava


resim dün çekildi, Göztepe muhtarlığının karşısı, İstanbulun göbeği yani. Hani okumuş güngörmüş insanların yaşadığı yer, öyle varoş falan değil.

Baca ve duman ortada, küresel ısınma, karbon salınımı falan bize hala hikaye yahu...

Pazartesi, Şubat 26, 2007

günaydın

günaydın size
günaydın bizee
hepimize günaydın
günaydın hepimize.....
B.Ortaçgil
Bugün yeni bi güün
diye devam eder şarkı ne de güzeldir, plağını aldığımı hatırlıyorum, Kadıköy'de Minimo plak'ta güleryüzlü dost Manuk'tan '73 müdür '74 mü? hatırlayamıyorum. Mavi kapaklı 33'lük bir plaktı üzerinde naif bir resim vardı. Bayılırdım.

Şimdi "günaydın" diyorum yanımdaki huzura, hakikaten günüm ayıyor, haftam, ayım, yılım, tüm hayatım. hep günaydın, iyi ki geldin iyi ki getirdin aşkın ışığını. sakın gitme hep günaydın olsun.
"Günaydın bize...."

Cuma, Şubat 23, 2007

fast food meselesi


Ben fastfood işine karşıyım, mümkün olduğunca yememeğe de gayret ediyorum.

Zira çoğunlukla yediğiniz bir şeye benzemiyor, ya da lezzet ve yapı itibarıyla aşırı zenginleştirilmiş, herşeyiyle oynanmış bir gıda yiyoruz. Hepimiz biliyoruz neler yediğimizi üstelik farkındayız da.

Aklımızı başımıza alalım dostlar

Konu hakkında uzman değilim ama bizzat desteklediğim bir sivil oluşumu sizlere de sunuyorum bence destek verelim...

Perşembe, Şubat 15, 2007

Stüdyo gecesi

Büyük Kızım, kendi tabiri ile Aiche, bir müzik albümü hazırlıyor..... daha önce demolarını dinlemiştik o halleri bile güzeldi. Geçen akşam sevgili ile stüdyoya gittik. Gencecik insanların, tecrübeliler ile kafa kafaya vererek yaptıkları güzellikleri dinledik. Doğrusu albüm çok güzel oluyor. Bunu kızım olduğu ve oradaki herkesi çok sevdiğim için söylemiyorum. Sevgili ile konuştuk çıkışta, gerçekten çok güzeldi. Umarım oradaki herkesin günlerce gecelerce yaptığı çalışmanın sonucu da çok güzel olur.
Zira gerçekten büyük emek var, herkes ne güzel çalmış, hepsinin vokallerinin kaydı yapılmamış olsa da Ayşe ne güzel söylemiş. Besteler müzikler ne kadar da güzel olmuş. Ne güzel aranje edilmiş, ne güzel mixlenmiş...
Gurur duydum elbette bizler Ayşe ve tüm ekibi kendi imkanları ile yaptıkları inanılmaz albüm için destekliyoruz ve destekleyeceğiz. Ama sonuş geçekten olabilecek en profesyonel iş olmuş
Tebrikler başarılar, kısa zamanda stüdyodaki resim çekimlerini de koyacağım...
Doğrusu bu ya iple çekiyorum tam stüdyo kayıtlarını dinlemek için...
Daha önce vermiştim ama demolardan bazılarını dinlemek için Ayşe'nin "space'ine" girebilirsiniz.
http://www.myspace.com/aichesaran

Cuma, Şubat 09, 2007

sobeee

Nasıl yani ??????
Sobelenmişim, tabii benim gibi internet jargonundan haberi olmayan biri için acaip bir, hal nedir bu dedim ve de öğrendim....Cevap vermem, zaruri ve hatta mecburi..... Önce ihtiyatla yaklaştım olaya ve kastım kendimi, imtahana cevap verecek talebe gibi. Sonra dedim ki hemen hadi ilk akla gelen beş şey.... :

1) Küçüklüğümde, çok sevdiğim bir dadım vardı, aslında O, Baba'mın ve Amca'mın da dadısıymış, (Ben ona dadı değil, "bacı" derdim), O dadım ki Galatasaray Lisesi'nde babamın sınıf arkadaşı olan,yazar Selçuk Kaskan'ın bir zamanlar radyolarda yayınlanan dizi skeçleri "Uğurlugil Ailesi'nde, bilinen siyahi "bacıkalfanın" ta kendisidir. Tüm küçüklüğüm bu bilge, siyahi dost ile geçmiştir. O bana, çoçukluğunun Kuzey Afrikası'nı ve çok küçük yaşlarda buralara getirilişini anlatırdı,. Sigara içerdi bahçede, günler boyu hep beraber olur, uzun uzun anlattıklarını dinlerdim, kimi hayali, kimi gerçek. Bir düşünün televizyon vs hiç olmadığı zamanlarda (60'ların başları) nasıl bir duygudur. Beni çok severdi ben de onu hem de anlatanayacağım kadar çok... Canım bacım öldüğünde 3. sınıftaydım. Benden sakladılar, oysa ben bilirdim ama bilmez numarası yapardım.....

2) Gene aynı zamanlar, bacı ile o zaman çok büyük olan bahçemizde, sayısını bilmediğim ulu çam ağaçlarının altında, otururduk. Kah iki ağacın arasına kurulmuş hamakta sallanırdım ama genellikle ben bağdaş kurar huzur içinde dalar giderdim... Bunu gören annem oğlum sen Yogi'misin derdi ! Sene 1961-62 falan... Ne olduğumu anlamadığım bu sıfat daha sonra hayatımın felsefesi oldu....

3) Evet, bahçedeki büyük havuzdaki ölü balıkları ben ameliyat eder, daha sonra törenle gömerdim, çok iyi bilirdim anatomilerini.... evet o kedi yavrularını ben amcamların kuş kafesine koydım..... müştemilatın yanındaki minik yangını çıkaranda benim ve hiç yakalanmadım üstelik daha bir sürü muzurluk var tabi......

4) Gene çocuk istiyorum, var olanlar büyüdü ve onları elbette çoook seviyorum, ama, yine, yeniden, daha olgun ve sakin olarak huzurla....Hepsini sevgiyle bağrıma basarak...

5) Şimdi aşığım diycem ama bilmeyen yok ki :) gene de diyeceğim aşığım.....

Ve daha kimbilir ne kadar çok şey var, hepimizin içinde o kapalı mahzenlerimizde, acı, tatlı... Yaşam bu ...

Salı, Şubat 06, 2007

schlüss

Sarılmışım sana, sımsıkı ve kıyısından telaşlı,korkulu, bir öpücük !!!.. kabul görmüş....tekmelenmemişim.... demişim ki, şu derfteri kapatayım bekler misin yarını ?, tertemiz bi sayfa olsun, bembeyaz olsun, bir gün ile bir yılı deviren..... Kumar belki, atmışım zarı dönüp durmuş yirmidört saat.... ve lutfetmişsin, gelmişsin, 6/6 ...hoş gelmişsin, şeref vermişsin, ömrüm değişmiş, yücelmişim, aşk ile pırıl pırıl olmuşum. Adam gibi hissetmişim ve el üstünde tutulmuşum... başımın üstünde yerin var taa kalbimin doruğunda, zihnimin her yerinde be schlüss...

Salı, Ocak 30, 2007

Nikola'nın yeri


Santorini'de Nikola restoranın kapısındayız, çok meşhur bi restoran sanki Beyoğlu'nun Karaköy'ün Eminönü'nün sokaklarındayız.
Tertemiz içeride emektar ikili hizmet ediyor. Kapıda sıra, yemekler eski ada yemekleri şarak ev şarabı, pek lezzeti tekrar gidebilsek ne güzel olur ya!

Kara özlem....


Kar yağacak diyorlar, yağıyor ama sanki şaka gibi uçuşup duruyor, geçen sene kar yağmış, bu güzel resim Erenköy köprüsü üzerinden tre yoluna bakış, ne de güzel yağmış

ve...... aynı günün akşamı, sevgiliyle yürüyüşe çıkmışız, caddeye yürürken bir bahçenin ışığı yanmış karların içinde ortalık sessiz sanki her bir kar tanesinin düşüşü duyuluyor. Bu sene de artık gelse kar arındırsa heryeri

Salı, Ocak 16, 2007

Kızlarım


Benim iki canım kızım var dünya tatlısıdırlar, biri üniversitede diğeri ortaokuldadır. Küçük kızım resimler yapar pek beğenirim biri yukarıda....
Büyük kızım ise şu sıralar bir müzik CD'si yapıyor . Ben çok başarılı buluyorum demolarına ulaşmak isterseniz
http://www.myspace.com/aichesaran sitesini tıklayın.
canım kızlar :)

Nardis jazz bar





Sevgilim ve ben pek severiz, ev gibidir, müzik ciddiye alınır ve Keyifle sunulur. Girdiğinizde rahat edersiniz. Huzur duyarsınız. İnsanlar oraya "müzik" dinlemeye gelir. Binlerce yıllık Kulenin, duvarların yanında, güzel şehrimin tadına tad katar. Teşekkürler elinize, ruhunuza,gönlünüze sağlık Nardis ekibi... İyi ki varsınız hep olun...

Çarşamba, Ocak 10, 2007

Yılbaşı


Camımız, yılbaşı akşamındaaaaaaa...
hep ışık hep keyif hep aşk olsun...
mutluluk ve saygı olsun...
bol bol müzik, güzel yemek ve şarap olsun... kimse darılmasın, kırılmasın, aşkın, sevginin ışığı sönmesin hiç...
Çoçom...

İstanbul Gene tabii....



Canım şehrimin, Bebek semtinde sabah oluyor, yollar bomboş, Şehir mahmuuur,
asudeee .. Birazdan sıra sıra dolacak yollar sanki hiç öyle olmayacaklarmış gibi

Perşembe, Kasım 30, 2006

Akşam simidiiii



sıcacık akşam simidi
ne de güzeldir mis gibi kokar
açlığı bastırır, nefistir nefiis...
hele biraz eski kaşar ve taze çay...

Salı, Kasım 21, 2006

İstanbul gene ve her zaman....


Bu şehirde doğdum, tıpkı annem, babam ve onların anneleri babaları gibi, yeteri kadar İstanbul'luyum yani. Onu çok severim, her yeriyle severim, yermek istemem çok yorgundur o aslında binelerce yıldır. Çok severim onu, yaklaşık yarım asırdır oturduğum aynı sokağı severim. Havasını, suyunu da severim, yağmurunu, çamurunu da. hayret ederim başka yerlerden gelip istanbulu beğenmeyenlerine hatta ondan nefret edenlere ve bilumum kötü sözler söyleyenlere, neden burdasın demek isterim de diyemem neden olduğunu bildiğim için. Ben İstanbul'u çok severim, beni mutlu eder. Zordur O, korkutur, elde edilmez, kolayca gülmez insana...
Ve çok güzeldir, anlayana, dinleyene, görene... Hiç bir yerde bulunmayanlarla doludur. Aslında kabul edicidir, bilene...
Her zaman dönüşü güzeldir, şairin dediği gibi.
Canım güzel İstanbul...

Pazartesi, Kasım 20, 2006

Oluşum

Doğa ne kadar güzel yapmış kendini... sınırsız..dokunulmamış..bizim hoyratlığımıza başkaldırır.

Cumartesi, Kasım 04, 2006



Bence dünyanın en güzel şehrinde yaşıyoruz. İnsan belki yaşam kargaşasında bunun farkına varamıyor olabilir... Oysa güzellik ve tarihin içinde yaşıyoruz. Tarih öyle yüzlerle değil ama binlerle sayılan yıllık...

Cuma, Kasım 03, 2006

Shiva Tuğlalar


Çok birşey söylemeye gerek yok sanırım.

Delhi'de bir sokak manzarası


ne kadar da çok seyahat etmişiz bu aralar işte güzel bir resim on planda canlı ağır bir taşıt aracı arka planda bir tuk-tuk

Santorini


Yaz başı bir Santorini akşamı, muhteşem, keyif, huzur,aşk... Sağol Çoçom gene gidelim...

Huzur yer, iyi insanlar


Kapadokyadaydık..motor ve atv kiraladık..Atillacığım bize cok yardımcı oldu..daha da huzur verdi...cok tesekkürler.

Karaköy


Ne güzel deniz, binalar ve gökyüzü

Çay


Bir bardak çay gibisi yoktur vapurda

Salı, Ekim 31, 2006

Periler



29.10.2006



Sevgili Dostlarım,

Bayram tatili sırasında çok kalabalık olmayan bir grup ile Kapadokya'daydık. Memleketimizin ne derece güzel olduğunu her vesile ile görüyor insan. Pek güzel ve keyifli bir gezi idi, ben daha önceden de görmüş olmama rağmen gene yeni şeyler buldum . Çok da mutlu oldum.

Bir sabah çok erken saatte yoga çalışmamızı yapmaktaydık. Güneş daha yeni çıkmış; pırıl pırıl ve tertemiz ılık hava, diğer taraftan doğa harikası çevremiz, bizi tamamen kendine çekmişti. Kaldığımız kayaya oyulmuş otelin minik taraçasında, açık havada, yoga asanalarımızı ve pranayama tekniklerini uyguluyorduk. Huzur içinde. İlk defa asana yapan arkadaşlarım bile son derece uyumla çalışıyorlardı. Huşu içinde devam ettirdik. Bu sırada o sükuneti, bozan ufaktan başlayan sesler oluştu. Bir türlü çalışmayan arabanın marşa basmaları, seslenmeler, kapı pencere sesleri, tahmin edebileceğiniz gibi daha neler neler. Özellikle tam sessizlikte daha da çarpıcı oluyordu.

Elbette Swami Rama üstadın sözü " Meditasyonunuzu bozan şeyler dışarıdan duyduğunuz sesler değil, onlara verdiğiniz tepkilerdir" düsturu ile bunları hiç kaale almadan devam ettik. Tabii sesler artarak devam etti. Daha sonra yan odamızda kalan çiftin kapılarını açıp, bizim orada olmamızı hiç düşünmeyerek konuşmaları ve tam şavasana da iken gene aynı çiftten erkek olanın bahçe merdivenlerinden yukarıya "sigaramı unuttum" diye bağırması ise bu ironinin kapanış perdesi oldu. Neyse ki çalışmamız da bitmişti.

Güldüm tabii, herkesten yoga veya meditasyon yapanları ciddiye alması beklenmez, olsa olsa belki biraz saygı...

Herneyse, ben bize saygıyı geçtim, ama tabiata olan saygısızlığı, o sessizlikte ne güzel algılayabildiğimi düşündüm. Huzur ve sükunet içindeki tabiata bırakın gazlarla, kazmalarla vs. ile verdiğimiz zararı, ses ile verdiğimiz zararı düşündüm.

İnsanoğlu ne acımasız olabiliyor tabiata, evrene karşı..

Cumhuriyet bayramınızı kutlarım...

Sevgilerle kalın

Ananda



Kar!

Yine yağsa da tertemiz olsak, hepimiz, her yer.


Zeus'un izi vardır belki!


Ne kadar da güzeller değil mi? Dalından yeni kopmuş..Tadları da nefis.


Gezgin Ruh!
Görülecek o kadar çok yer var ki...Bir kısmını bir kez görmek yetmiyor.