Cuma, Nisan 03, 2009

28 mart...


İki çok önem verdiğim insan, kıymetli şahidim, düzgün, sağlam  insan Didem ve son yıllarda tanıdığım en beyefendi, adam gibi adam insan Efe kısacası, Didoşla Efetto 28 mart'ta nişanlandılar.  Canım Sevgili, ben ve de Sed ekiptik   tanıdığım tanımadığım pek keyifli bir grup olarak Lokal'deydik.

Güzel müzikler, itina ile seçilmiş akıllı bir menü, şahane bir bar ile keyifli anlar yaşadık. 

Bu iki sevgili dostum bir kibar bir sürpriz yaparak nişan yüzüklerini  takma şerefini bana verdiler.

Bir kaç kere nikah şahitliği yapmışlığım var ama yüzük ilk defa takıyorum.

Ne kadar heyecanlandım ve ne kadar mutlu oldum bilemezsiniz. Gurur duydum bana verdikleri kıymete....

Ben özde mutlu bir insanım onlar da çooook mutlu olsunlar....

Hamiş : Efetto, yunan adasları zamanı  yaklaşmaktadır hatırlatırım, sofralar bizi bekler......... Hiç olmazsa Langustaya razıyım. (kolesterolü boşverdim.)

Salı, Mart 31, 2009

18 mart......



Gene epeyce ara vermişim , hemen bir toparlama yapmalıyım....

Önce 18 mart yazısı sırada 28 ve 29 mart yazıları var...

Malum, 11-12 mart tarihlerinde Dedem Org.Cevap Paşa sergisini açmak , oradaki tören ve toplantılara katılmak üzere sevgili ile Çanakkale'ye gitmiştik.

Bir hafta sonra bu defa 18 mart törenleri için, Valilik ve Boğaz Komutanlığı'nın protokol davetlisi olarak Çanakkale'ye gittik ....

Tarihin hafta arasına gelmesi ve işlerinin yoğunluğu nedeni ile beni hiç yanlız bırakmayan canım sevgili maalesef çok istemesine rağmen gelemedi.

Ben de küçük kızım Alara'yı yanıma alarak sabaha karşı yola çıktık. Keyifli bir sürüşle sabah Çanakkale'ye vardık.

 18 mart  stadyumunda Başbakan, Bakanlar ve devlet erkanıyla birlikte, şeref tribününde yerimizi alarak muhteşem törenleri izledik. Bir kere daha göğsümüz kabardı.

Elbette şu andaki en küçük torun olan kızım Alara'nın da ilk defa böyle bir ortamda olması önemliydi, protokol kurallarına uygun ve düzgün davranışı ile  göğsümü kabarttı....

Daha sonra bize verilen özel bir izinle Abide'deki törenlere katıldık. muhteşemdi, Bu zaferin önemi itibarı ile zannederim bizim en azından Anzak'lardan bin kere daha fazla önem vermemiz gerekmektedir.

Bu güzel güne bizi davet etme inceliğini gösteren  Çanakkale Valiliğine, bizzat Çanakkale Boğaz Komutanı Amiral  Sn Serdar Dülger'e, Oradaki organizasyonda Kurmay başkanı Dz.Kd.Albay Sn Cem Günaydın'a, Dz Ütgm. Sn Sadullah Kaynarçeşme'ye ve her zamanki gibi kadim dostumuz Ahmet'ciğimize teşekkürler ederiz.

Nice yıllar usanmadan gedip her defasında kahraman Mehmetçiğin destanını bıkmadan usanmadan dinleyerek göğsümüzün kabarması dileği ile.

Salı, Mart 24, 2009

veee 15 maaaart









aralık ayıydı nerede nasıl yapalım, orası .... burası... küba.... amsterdam... roma...

.....

istemedik .... imkan vardı ama yapmadık...

Bir ocak günüydü, Heybeli'de indik vapurdan... bir el bizi hiç düşünmeden Halki Palas'a götürdü... İçeri girdik, sanki sıkça yaparmışız gibi.... Konuştuk, aklımızda herşey tamamdı... Gene de Büyükada'ya da gittik, sevmedik mekanları... Halki Palas, sanki ev gibiydi... O gün 4 saat sonra eve döndüğümüzde kıyafet dahil herşey tamamdı. Ohh ne rahat...

15 mart 2008 orada evlendik... Bize göre pek keyifli idi, 50-60 kişiydik, yerli yabancı.... kasmayan, candan, keyifli bir kalabalık... Otel görevlileri hiç böyle keyiflisi olmamıştı dedi... yedik ,içtik, şarkılar söyledik... candan, gönülden keyifle.... gece uyuduk hep beraber orada, sabah kahvaltıda hep birlikteydik gene, daha sonra Heybeli kıyısı çaybahçeleri hep bizden birileri ile doldu öğlen üzeri....

Teknemiz ayrılırken, hüzünlendik.....

Bir sene geçti... şükür mutluyuz, altından kalktık bazı şeylerin.... Daha da sağlam olduk....

Haydi dedik gene gidelim, evimize gelmiş gibi ağırlandık... güzel yemekler yedik, martı sesleri ile uyandık...keyif ettik.... ertesi gün ayrılırken, " bir dakika dediler bir sürpriz var"... O koskoca salonda bir ufak masa Halki palas'ın o güzelim pastalarından bize özel yapılmış... üzerinde bir mum kutladılar bizimle birlikte... gözlerimiz doldu... mutlu olduk.... 

Daha nice yıllar hep orada hep mutlu olarak buluşmak üzere çıktık.......

Canım Sevgili, nice yıllara hep birlikte hep mutlulukla eksilmeden artarak.....sağlıkla, keyifle, aşkla....

Teşekkürler Bülent Bey, İsmail Bey; Bahar Hanım, ve Halki Palas'taki tüm ekip ve Koko......... İyi ki varsınız....


Cuma, Mart 20, 2009

11-12 mart


















Epeydir yazı yazmamışım bloga. Bunun başlıca bazı nedenleri şunlar :

Öncelikle hobim olan model trenciliğinde, yapmakta olduğum diorama iyice zamanımı almakta boş kalan zamanlarımı bu şekilde yoğunlaştırıyorum. Zira sevgili ile geçecek zamanlarımı hobilerime her zaman keyf ve mutlulukla tercih ederim. Ancak günün içindeki boş zamanlar hobiye ayrılınca bu defa blog eksik kalıyor. 

Diğeri ise son günlerdeki yoğun sosyal faaliyetler ve bunu için de sıkça seyahat nedeni ile ev ve ofisten uzak kalma meselesi. 

Şükür ki bu uzaktan kalmalar hep güzel ve keyifli şeyler için olageldi.

11-12 mart sevgili ile Çanakkale de olduğumuz zaman, sevgilinin blogunda çok güzelce toparlayarak aklattığı  gibi,  Çanakkale Kahramanı namı ile anılan ve 18 Mart Çanakkale zaferinin komutan olan dedem Rahmetli Org Cevat Çobanlı adına hazırlanan sergi için Çanakkale'ye  Boğaz Komutanlığının davetlisi olarak gittik.  Serginin açılışını Ben, Sn Vali ve Sn Boğaz Komutanı birlikte yaptık.

Daha sonra Kuruculuğunu Cevat Paşa'nın yapmış oldupğu 18 Mart İlköğretim Okulu Müdürlüğü bizi ağırladı, binlerce öğrenciye takdim edildik Sn Vali yardımcısı Sn İlköğretim Müdürü güzel konuşmalar yaptılar ve bize plaket verdiler, sağolsunlar şeref verdiler.

Daha sonra Cevat Paşa tarafından o bölgede bulunduğu yıllarda yaptırdığı 7 okul ve 2 çeşmeden bazılarını gezdik. Özellikle Sarıcaeli köyündeki 3 sınıflı ve halen faal olan okul gözlerimizi yaşarttı.  Bu köyün Muhtar'ına ve okulun adını bilmediğim ve o gün tanışma fırsatım olmayan tek öğretmenine kendisi ile en kısa zamanda irtibata geçeceğimi hatırlatarak çok teşekkür ederim.

Unutulmaz güzel anılar ile geçen bir zaman oldu bizim için hem kıvanç duyduk hem gözlerimiz doldu. Sözlerle tarifi mümkün değil. Boğaz Komutanlığı bizi el üzerinde taşıdı, sergi ise muhteşemdi, şu ana kadar yaklaşık 6000 kişinin gezdiğini zannediyorum.

Bizi bizzat makamlarına ağırlayarak şeref veren: 

Çanakkale Valisi Sn Abdülkadir Atalık 'a

Çanakkale Boğaz Komutanı Amiral Sn.Serdar Dülger'e

Kurmay Başkanı Dz. Kd Alb. Sn.Cem Günaydın'a

Serginin her aşamasındaki son derece hassas ve mükemmel çalışması ile Çanakkale Deniz Müzesi Komutanı Dz Alb. Sn. M.Haluk Çağlar'a

Bizi en güzel şekilde ağırlayan Sn Deniz Orduevi Komutan ve görevlilerine

Sn Vali Yardımcısı'na

Sn İlköğretim Müdürü'ne

Sn Çanakkale Belediye Başkanı'na

Aydın insan 18 Mart İlköğretim Okulu Müdürü Sn Hüseyin Arslan'a

Bir Cevat Paşa hayranı ve araştırmacısı olan, bu serginin oluşma fikrinin sahibi ve destekçisi, ileride çok güzel mevkilerde göreceğimize inandığımız tertemiz dürüst ve akıllı insan, Cumhuriyet genci, Sn Ahmet Yurttakalan'a

Sonsuz minnet ve şükranlarımızı arz ederiz.

Büyük önder Atatürk'e, Dedem Org Cevat Çobanlı'ya ve Çanakkale savaşlarında görev yapmış, sağ kurtulmuş olan, gazilik ve şahadet mertebesine ulaşmış olanların hepsine tanrıdan rahmet dileriz. 

Ve elbette tüm bu organizasyonun oluşunu temin eden her zaman dimdik yanımda olan hal ve tavrı ile tam Cevat Paşa gelini, sevgili canım  eşim Tanya'cığıma her zaman hep yanımda olması mutluluklar içinde bulunması temennisi ile binlerce öpücük dolu teşekkürler ederim

Bugünkü yazı biraz resmi oldu ama konunun önemi bunu gerektiriyor.....

Resimleri yorumsuz olarak olarak koydum zaten anlaşılıyor. Resim yerleştirmekteki beceriksizliğimin kusuruna bakmayın lütfen....

Daha sonra bazı yazılar ile o gün yaşadığımız bazı detayları da anlatacağım.

Bundan sonraki postlarım 15 mart ve 18 mart olacak...

Herkese sevgiler

Perşembe, Şubat 19, 2009

Göztepe Parkı







Burası Göztepe Parkı,

Bağdat Caddesi'nden Cemil Topuzlu'ya kadar uzanan koskoca yeşillik alan. Arsız mütahitlerin, ve işbirlikçileri politik kadroların muhakkak ki açlıkla bakıp yalanıp durdukları yer. Bilirmisiniz benim çocukluğumda buranın içinden bir minik dere akardı, neyse....

Ben 51 yıldır bu semtin çocuğuyum, burada doğdum. ecdadımda 1870 ten beri önce yazlık, sonra yazlık kışlık olarak bu semtte oturmuştur. Benim için çok önemlidir. yaşam boyu hep burada oturmak dileğimdir.

Semtimizde böyle üç adet devlet arazisi vardı bunlardan biri daha önceleri devletçe işletilen bir tarım arazısı olan ve çok şükür kurtulup Kadıköy Belediye'since düzenlenen  Göztepe Özgürlük parkıdır. Bir diğeri, Büyük Şehir Belediyesi tarafından rant uğruna Taş Yapı'ya verilen Göztepe Meteoroloji arazisidir ki şimdi orada 50 katlı dört bina yapılıyor, inanılması mümkün değil, şu anda kazılmış olan temelini görseniz dudağınız uçuklar......

Sonununcusu ise Göztepe Parkı'dır. Malumunuz bu parka, cami yapılması üzerine yıllar süren tartışmalar yapılmıştı, önce  AKP zihniyetinin dinsel istismarlarından biri olan özellikle de bu semte cami yaparak "alın size " demek niyetindeki garip davranış. Bu noktayı merkez alırsanız 500 metre yarıçaplı bir daire içinde yanlız benim bildiğim 5 cami var. Yani maksat dostlar alışverişte görsün meselesi.

Neyse cami yapımına karşı çıkmam gene bazılarını kızdırır, ama karşı çıkmam camiye değil. Elbette ki halkın her ihtiyacında olduğu biri dinsel ihtiyaçlarında da yardımcı olmak yerel yönetimlerin vazifesidir.

Karşı çıkışımız şu nedenle idi, burası binalardan arınmış vaziyetteki son toprak parçalarından biridir. Unutulmamalıdır ki tabiat, ağaçlar, otlar, çiçekler de Tanrı'nın yüce varlığını bize gösteren şeylerdir. Bu nedenle bırakınız bu arazi boş kalsın orayı güzelce düzenleyin. Gençler, yaşlılar, Hamile hanımlar, aşıklar, sükunet bulmak isteyenler, çocuklar temiz hava alarak bunca binanın arasındaki bu cennet yerde huzur içinde dolaşsın, yürüsün,koşsun.....

İşte bu yer Belediye tarafında düzenlendi, bence en az cami kadar "hayırlı" bir iş yapıdı, zannederim oraya giden herkes yapana da yaptıranlara da hayır dua ediyordur.

Şu güzelliğe bakın, oturun burada dört duvar arasında olmadan Tanrı'yı düşünün isterseniz, ruhunuz o modda ise bu yer de, her yer de camidir.

Muhalif olmak, doğru yapılanları sırf muhalefet etmek için yanlış göstermek değildir. Bu güzel yer için İstanul Büyük Şehir Belediyesine, burada yaşayan bir vatandaş olarak teşekkür ederim ..

Ama  gene de söylemeden durmayacağım, keşke, Meteoroloji arazisine o 50 şer katlı binaları sırtımıza hançer sokar gibi yaptırma kararını  vermeseydiniz. 

Salı, Şubat 17, 2009

Bağdat Caddesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, kahreden sürücüler

Burası Bağdat Caddesi,  Plaj yolu trafik ışıklarından sonra ve Göztepe trafik ışıklarından önce.

Bu iki trafik ışığı arasında yaya olarak karşıdan karşıya geçebileceğiniz hiçbir yer yok. Ana arterler Büyükşehir Belediyesine bağlı malumunuz.  Belediye muhteşem bir belediyecilik örneği göstererek bir yaya geçidi yapmış, uyarı levhaları falanda var.  

Herhalde düşünüldü ki Avrupa Birliği kapısındaki bir ülkede, yaya kaldırımlarından yayalar rahatça geçer, akan trafik herhangi bir trafik ışığı olmasına gerek kalmadan burada durur yayaya yol verir, zira geçiş önceliği her durumda yayalardadır.

Oysa ki burası; hamdolsun, monşerleşmekten nefret eden, kitap okumamakla övünen bir Başbakanı olan, her geçen gün köylüleşen, ortaçağda yaşamaya ampulünü yakmış, sıkıcı bir ortadoğu ülkesi olma yolunda adımlar atan bir yer maalesef.

Dün öğlen saatlerinde bir hanım, elinde köpeği bu geçitten karşıya geçmeye yeltendi, bir yaya olarak önceliğin kendinde olduğu yaya geçidinden her medeni ülkede olduğu gibi geçmek istedi....

Belki neşeliydi o an belki üzgün , belki aklında sahile inip yürümek sağlığına katkı sağlamak vardı, belki köpeğini çıkartmıştı, belki karşıdaki su veya elektrik ödeme noktasına veya ilerideki muhtarlığa yada markete gidiyordu ama kesinlikle bir ambulansa ve bir hastanenin aciline gitmeyi düşünmüyordu, yada kimdilir belki şu saatlerde toprağın altına...  o anda bir arabanın altında kaldı, köpeği orada öldü, kendisi ağır yaralı olarak hastahaneye kaldırıldı. Umarım iyileşir, belki bedenindeki yaralar iyileşir, ama artık hiç bir zaman o eski kadın olamayacak.

Lanet olası yaya geçidi iki trafik ışığının arasında bir ışıktan kalkan araç diğer ışığın yeşiline kilitlenmiş olarak tam gaz devam ediyor. Burada kaza yapan sürücünün o andaki davranışını bilemiyorum, ama bilin ki siz yavaşlasanız bile arkanızdan tam gaz gelen sizi sıkıştıran, kornalar çalan manyak zihniyetler var. O akışla hızlı gidiyorsunuz. Gene bu sürücünün davranışını bilmeyerek ve suçlamayarak söyleyebilirim ki karşıdan karşıya geçen yayanın üzerine üzerine süren manyaklar var. Gene de orası bir yaya geçidi ve yavaşlama mecburiyeti var....

Diyeceksiniz ki aman canım o da trafik ışığı olan yerden geçseydi, evet akla yatkın ama ara o kadar uzun ki zaten yaya geçidi olması yeterli bir yayaya yol verme sistemi....

Belediye belki buraya bir yavaşlatma mekanizması koysa, orada araçlar yavaşlasa hatta belki de  butonlu bir trafik ışığı koysa yayalar karşıya geçmek için buna bassalar..... olmaz tabi, kaldırım taşı döşemek gibi, metrobüs gibi, tüneller gibi önemli işler var üstelik seçim öncesi bu işler daha da göz kamaştırıcı. Alt tarafı bir ortayaşlı kadın ezilivermiş ne olacak.

Hazin bir manzara da saatler sonra o zavallı beyaz köpeğin ölüsünün oracıkta yatmasıydı.

Yaya geçidi  orada hain bir tuzak gibi kimbilir daha kaç kişinin başı yanacak....

Medeniyet mi hadi canım siz de.....

Cuma, Şubat 13, 2009

Kaldırım ayıpları ve teknik yapı ve Kadıköy Belediyesi

Merhabalar,

Yer Göztepe Cavit Paşa Sokak, girişi, mevki, Teknik İnşaat önü ve cıvarı, durum resimlerde görüldüğü gibi, anlamsızca genişletilen kaldırımın, üzerine sereserpe park edilmiş araçlar.

Yayaların hiç önemi yok, onlar ezilebilir iki araba arasında kalabilir. Üstelik bu yok doğruca Yeşil Bahar İlkokuluna gidiyor. düşünün ki burada yüzlerce öğrenci de geçiyor, olsun n'apalım alt tarafı yoldan geçsinler, kaldırıma arabamı, minibüsümü falan park ederim.

Zaten büyük bir iştahla bulabildiği arsaya çöküp ondan maksimum kar sağlamaya yönelimiş olan inşaat şirkertine hiç diyecek bişey yok, aslında çok var ama devir malum.

Ya halkımız yahu mübarek araban insandan daha mı önemli evet önemli, zira donunu satıp binbir borca girip, en pahalı cep telefonu, en baba araba alma meraklısı olan bir sarklı milletiz. layıktır bize.

Ya belediye onlar da zaten seçimlerle meşkul.

Resimler ortada koyanlar utanmıyor elbette kimisi ise hak görüyor. unutmayalım burası, medeni olduğunu iddia eden, okumuş, dünya gezmiş görmüş ve hatta kendini çok yükseklerde gören bir zümrenin semti.

Biliyormusunuz, Teknik Yapıda durumu şikayet edebildiğim, Türkçe'yi zor anlayan bir inşaat çavuşu idi o da beni salak görür bir eda ile dinledi ....

Söz bitiyor....