Cuma, Aralık 28, 2007

Milli Eğitime Maşallah

Bilgiğiniz gibi Cumhuriyet'in en önemli yasalarından biri de o zamanki tabiri ile "tevhid-i tedrisat" kanunudur. Bu kanun ilk,orta ve lise öğretiminin "eğitimin birliği" kuralına göre yapılacağına dairdir. Böylece adı geçen öğretim laik bir cumhuriyet olan devletin, eğitimi bir elden ve laik sistemle yürüteceği konusunda değişmez bir esastır.

Cumhuriyet'in kuruluşundan başlayarak uzun yıllar bu şekilde sürdürülen eğitim,bu konuyu kendilerine oy arpalığı yapan partiler sayesinde maalesef sulandırılmıştır. İHL'ler yani imam hatip liseleri kurulmuş daha sonra ise milli eğitim ile hiç bir ilişkisi olmayan Kur'an kurslarında müfredatı hiç belli olmayan ve ne idüğü belirsiz kişilerce eğitimler verilmiştir, mahalle baskısı ile küçücük filizler kız - erkek bu yerlerde rahleler önünde oturup başlarına takke veya sıkmabaş takarak " ce... ceyli... cala cula... cumburleyli .. cap cup...." diye, bize okullarda karanlık günler diye öğretilen garip bir eğitimi alırlar. Benim derdim ne Kur'anla ne dinle ama küçücük çocukların beynini yıkamak ne menem bir iştir, belli.....

İHL'lere kız öğrenciler de alınmış bu öğrenciler sıkmabaşlı olarak okula gider gelir olmuşlardır. İşin garibi adı İmam ve Hatip olan bu liselere neden kız öğrenci alındığıdır. Zira islamiyette kadın imam ve hatip yoktur, olsa olsa kadın hafızlar bulunur belki ama, bunlar da ulemaca ne kadar kabul edilir bilinmez. Yani aslında bir meslek lisesi olmasıdır ve mesleğe yönelik bir konuda o mesleği yapamayacak olan kızlar da okutulmaktadır. Bu ne büyük tenakuzdur sorarım, İHL'ler de nasıl bir eğitim yapıldığı ve bu eğitimin kontrolü ne şekilde yapıldığına dair sorular sorulduğunda burada noırmal lise gibi dersler okutulduğu buna ilaveten de arapça ve dinsel eğitim verildiği söylenir. İHL'ler O derece özerktir ki bunlara sermayenin belli kısmı her türlü yardımı yapar ramazanlarda yemekler verilir vs.vs.vs.

Ne gariptir ki tevhid-i tedrisat kanununa bir şekilde uydurularak sıkmabaşlı kızlkarında gönderileceği, kızların erkeklerin harem - selamlık olduğu alternatif ve dinci bir okul yaratılmıştır. Burada Atatürk'ün vefatından sonraki ve de özellikle Demokrat parti başta olmak üzere tüm hükümetlerin ağır sorumluluğu vardır.
Şu anda Türkiye'yi yöneten kadroların Başbakan RTE dahil neredeyse tamamı, o okullardan mezundur. Sahtekarlıktan hüküm giymiş olan ve bu cezasını punduna uydurularak "ev hapsinde geçiren",eski abileri Mecmüddin Erbakan hoca, bu okullar için "oraları bizim arka bahçemiz deme hakkını bile bulmuştur kendisinde varın ötesini siz düşünün.


Bugün devlet İHL'lere her türlü yardımı maddi ve manevi bakımdan sınırsızca yapmaktadır, öyle ki İHL'ler kendilerine verilen bu muhteşem ödeneğin %46'lık kısmını harcayamamıştır. Oysa normal liselerde yakacak olmadığından soğuk havada dersler yapılmakta, her türlü masraf veliler tarafından karşılanmaktadır. Öğretmen ve derslik açıkları büyüktür. Yazıklar olsun benim laik cumhuriyetimin milli eğitimine .....

Adana'da, öğretmen olmaması yüzünden okullardaki din derslerine cami imamları girmektedir, okul talep etmekte, kaymakamlık izin vermekte ve milli eğitim ise ses çıkartmamaktadır ( neden çıkartsın ki ) .... Bu İmam efendilere öğrenci başı 5 YTL ödenek verilmektedir ( oh maşallah öğretmenler kadro beklesin, imamlar yesin ... kimsenin cebinde gözümüz yok ama allah islah etsin)...

İstanbul Bağcılar'da bir öğretmen, okuldaki sıkmabaşlı öğretmenlerin kılık kıyafet kanununa umadıklarını, okul idaresine bildirmiş, idare bu genç öğretmeni kaale almamış, öğretmen de bunların resimlerini cep telefonu ile çekip, okul müdürü ve milli eğitime vermiş, sonuç ne olmuş biliyor musunuz, sürmüşler, elbetteki sıkmabaşı hocaları.... tabiki değil, zavallı resmi çeken cımhuriyet öğretmenini, hem de bulunduğu yerden 35 km ötede Çatalca'da bi okula...

Memleketimin, milli eğitiminin özel olan kısmı ise tamamen tarikatlara, kerameti kendinden menkul, zırlak, sümüklü şeyhlerin, yönettiği hiçbir şekilde denetlenmemekte olan vakıflara ait okullar eline emanet edilmiştir, ohh yarabbi şüküüüüür. Doğu ve güney doğuda, tarikat - şeyh gettoları kurulmuş öğretim eğitim zaten tamen ellerindedir. Tabi, en büyük köy haline getirilmiş olan İstanbul'un durumu ise ortadadır, çarşamba falan gibi mahalleler tamamen kendi şartları ile yaşamaktadırlar...

Üstelik İngiliz vatandaşı olan bir Bakan!ımız bile mevcuttur, kendisi kabine üyesidir ve de çifte vatandaşlığı ile gurur duymakta herkese de tavsiye etmektedir. Allahım daha neler göreceğiz biz yahu... Vallahi Turgut bey peygamber gibi kaldı ha....

Sizlere kaç gündür keyifli yazılar yazıyordum ama memleket gerçekleri ortada, yüzleşiniz biliyorsanız da hatırlayınız, işte laik Türkiye Cumhuriyeti'nden eğitim vesaire manzaraları, daha neler neler var haznemde yazacağım, bilginiz olsun diye.

Vah vah vah...

Sonra gel Fazıl Say'a kız, adamın canı burnından geldi ki söledi, yoksa kim memleketini terk etmek ister.

Perşembe, Aralık 27, 2007

veee resimleeer

Malum keyifli Prag gezimizin resimleri ancak şimdi koymaya başlıyorum. Daha önce dediğim gibi azlaf çok resim.....


işte ekip



Çek askeri olduk yaw



işte harry potter seti gibi manzaralar



Komik Prag,









Sokakta Cazzzzzzz


işte meşhur saat


Arkası yarın efendim ( daha çok var yahu)






Salı, Aralık 25, 2007

Prag Praha Praag Prague

Sevgilinin armağanı doğum günü hediyelerimden sadece biri olan Prag seyahati muhteşemdi. ( bu kartta görülen yerde şimdi geniş bir bulvar var ve ortasında eski iki tramvaydan oluşan "cafe tramvaj" )

Sanki canlı Harry Potter seti olan bu romantik şehirde kafamıza göre takıldık, sokak köpekliği yaptık. Resimler, yarın, öbürgün. ve sonraki gün....( az yazı bol resim) ...

Çok teşekkür ederim sevgili bu keyifli günler için....

Pazar, Aralık 16, 2007

sevgiliye

Doğum günün kutlu olsun sevgili,
yüzün hep parlasın
gözlerin hep gülerek baksın
sağlıkla mutlu ol
bereket hep yanında olsun
aklın hep böyle sağlam çalışsın
fikrin hep böyle tertemiz olsun
zihnin berrak ve saf kalsın hep
aldığın nefes tertemiz kalsın hep
varlığın hep dik.....
uykun güzel olsun
uyanışın ferah
ellerin hep iyi şeyler tutsun
ayakların doğru yerlere bassın
sağlık her yanını sarsın
sevgi seni yüceltsin
varlığın hep huzur versin
ve bunları hep yanında olup göreyim
ve hayatı seninle paylaşayım
tertemizce....

Salı, Aralık 11, 2007

YÖK

Tarafsızlığı ile ünlü, demokrat Reisicumhurumuz, yeni YÖK başkanını aynı tarafsızlık ile seçmiştir. Vatana millete "hayırlara vesile " olsun.
Zaten başka bir tavır beklemiyorduk. Aynen dediği gibi tarafsız her partiye ve her görüşe aynı uzaklıkta ve de parti rozeti taşımayan, adil bir devlet adamıdır.

Cuma, Aralık 07, 2007

tekzip ve soru

Dyarlı bir yazı blogger olarak, dünkü yazımdaki bir konuyu tekzip ediyorum, Cumhurreisinin refikaları, tabanı kırmızı ayakkabılarını Christian'dan almamışlar, her Türk kadını gibi nursace'den almışlar, bedeli de 275 YTL imiş.
Gazeteler de bunu yazıyor hadi yaşadı Nursace artık tüm sıkmabaş hanımlar oraya koşar alışveriş yapar.
..................................
Tekzip buraya kadar, şimdi soru, mütedeyyin bazı hanımlar başörtü takar örtünür vs. vs., tabi insanlar istediği gibi davranır, bu gibi davranışları sergileyeneler belli bir iddianın sahibidir. Muhakkak ki davranışları da böyle olmalıdır, en azında böyle düşünülür.
Prensipte kapanmanın anlamı, vücut hatları vesaire ile tahrik edici bir merci olmamak, mümkün olduğunca, olası tahditkar gözlerden uzakta kalmaktır. Acaba mesela, kırmızı tabanlı ayakkabı giyilmesi bu görüşteki kişiler için doğru mudur ? yoksa kavram kargaşasımıdır, işine geldiği gibi davranış mıdır ?.
Ben bilemedim siz söyleyin, yada söylemeyin düşünün.
Aman ya ayaktı baştı, memleketin ne dertleri var biz nelerle uğraşıyoruz.

Perşembe, Aralık 06, 2007

Ilımlı islam burjuvazisi

Muhterem zevat,

Yüce Amerika devletinin yurdumuzda adeta bir genel vali ( elbette mümkün değil) edasıyla bulunan başsefiri, akepe mebuslarını arada bir toplayıp bilgiler alıp veriyormuş, biz bunu ilk önce Türkiye Cumhuriyeti'nin kendilerini kürt alt kimlikli ( başvekilin ifadesi ile) mebuslarını toplamak istemesi ile öğrenmiştik (muhterem başvekilimiz desturun; "çüş artık bu kadar da olmaz canım" şeklinde düşündü herhalde ki izin vermedi ama) meğer daha üncesi de varmış. Ki bu sefir, daha önce akepenin anayasa ile ilgili zevatını da toplayıp kahvaltı ettirmiş. Ey yüce milletim, "ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım" diyen şairin milleti. Her halde utanç ve hüzün içindesin. Belki değilsi yahu, ne de olsa iktisadi durumumuz muvazene içerisindedir.

Ama iyi haberler de var tabi, Sabah-Atv, başvekilin muhterem damadının üstün başarı ve liyakatle mesai vererek Umum Müdür ve dahi CEO olduğu bir şirkete, tek başlarına katıldıkları ihalede muhammen bedel üzerinden satıldı. Maşallah, inşallah ( başvekilin de tabiri ile) hayırlara vesile olur. Amiiin

Ve dahi Reisicumhurun refikaları muhterem Hayrünisa Hanımefendi Pakistan Gezisinde Fransız Modacı Christian Louboutin'in Ünlü Kırmızı Tabanlı Ayakkabılarını Giydi. Yarabbelalemin sana hamdüssenalar olsun. Resimlerini aşağıda derc ediyorum. Zat-ı şerifin iskarpinlerinin liste fiatı 875 yüce amerikan doları olup, memleketimizde bolca bulunduğundan herkezce kolaylıkla kazanılabilir bir rakkamdır. Bu iskarpinleri yakinen ve ihtimam ile temaşa eylerseniz ( affedersiniz) tabanlarının kırmızı olduğunu müşahade edeceksiniz. Afiyetle giymek nasibi müesser eylesin Rabbim. Maaşallah tebarekallah ahsenel halikıyn.... Amiiiin

Artık lisanımızı da ılımlı bir şekilde kullanmak sahikası ile bu şekilde kaleme alma acizane tahayyülünde bulundum. Filhakika anlaşılabilir olduğunu ümid etmekteyim.

Muhterem fikirlerinize intizaren, hörmetler ederim efendim.

Salı, Aralık 04, 2007

Sıkmabaş ve Trafik...

Havanın güzel olduğu günlerde her yere motosikletle gitme huyum var, böylece bu zıvanadan çıkmış trafikten kurtuluyorum.

İstanbul'da her yere maksimum yarım saatte ulaşabiliyorum.
Aslında büyük avantaj ama birçok tehlikeleri de olduğu bir gerçek.

Neredeyse tüm sürücüler motorlara gıcık, zira en başta, onlar saatlerce beklerken siz vırt diye yanından geçiyorsunuz. Diğer sürücüler bu sebeple bazen O da gidemesin diye sizin yolunuzu özellikle tıkıyorlar, Çok sürücü bir motor gördüğünde hiç düşünmeden üstüne kırıveriyor direksiyonu.

Ayrıca özellikle minibüs, halk otobüsü ( ki hala kendini minbüs kullanıyorum zanneden birileri kullanıyor bunları) ve de belediye otobüsleri özellikle ve bilhassa sizi ezmek için adeta kovalıyorlar (genelden bahsediyorum öyle yapmayanları varsa da istisna olduğundan kaideyi bozmaz). Can havli ile gidiyorsunuz gideceğiniz yere.

Kusura bakmasınlar kadın sürücülerin büyük çoğunluğu zaten telefon ile meşgul olduklarından dikkatleri yolda değil telefondadır. Neredeyse telefonla konuşmadan yol süren kadın yok gibidir, onlar da bizler için potansiyel tehlikedir. Buna bir ilaveyi aşağıda yapacağım....

Bazı durumlarda diğer vasıta sürücülerine hak vermemek elde değil özellikle 30 dakkada pizza vs. getiren çocuklar ve de bilumum kurye motorcular gerçekten de hiç bir kural tanımıyor.

Dün köprü yolunda Anadolu yakası istikametinde gidiyordum, sağdan katılımın olduğu kavşaklarda hızlı olarak orta şeritten gitmelisiniz zira, kavşaktan çıkan sizi hiç tanımaz ve de "bana ne yahu ben koskoca arabayım" der ve çıkar (Oysa çoğunlukla altınızdaki motor en az o araba fiatındadır onu bırakın genellikle her ikisi de bir kişi taşımaktadır) . Böyle bir kavşağı geçerken aynı anda bir SVU da kavşaktan çıktı. Yol müsait olarak bir müddet yan yana gitmeye başladık, bu sürekli olarak üzerime yani sol şeride doğru gelmekteydi. Benim de arkamdaki vahşi trafik sebebi ile yavaşlamam mümkün değildi. Oysa ki beni çoktaaaan görmüş olması lazımdı. Geliş şekline bakarsak benim iyice sol şeride geçmem ve oradaki trafikte bir arabaya yapışmam gerekliydi. Baktığımda aracı kullananın sıkmabaş usulü başörtülü bir kadın olduğunu gördüm. Sana ne be adam diyeceksiniz ama o sıkmabaş örtü beni öldürüyordu zira önüne serpuş gibi çıkıntı yapıldığından ( biliyorsunuz bunu böyle tutmak için içine röntgen filmi kesilip konuyor) yanlızca önünü görebiliyordu, yani at gözlüğü haline gelmişti sıkmabaş..... neyse türlü manevra ile kurtulduım o hala farkında olmayarak öylece en sol şeride kadar geçti herkes korna falan çaldı. Ben bu sıkmabaştan kendimi kurtardım...

Kıssadan hisse sıkamaşların kullandığı araçların sağından solundan geçmeyeceksin, peki yakında malezyalaştığımızda ne olacak tüm kadınlar sıkmabaş ???? en iyisi suudi arabistan modelini tercih etmek zira orada kadınlar araba kullanamıyor, tıpkı kocasız sokağa çıkamadıkları, arabanın ön koltuğunda oturamadıkları gibi

Allah islah etsin, veleddalin amiiin.

Cuma, Kasım 30, 2007

ve biraz daha "gene resimler"

Dayanamadım, gar resimlerine bugün gene devam ediyorum, zannederim bu kadar yeter :)


Bu bir hamal, kolundaki arma paha biçilmez değerde, bizdeki taksi plakaları gibi


Her çeşit kıyafet mevcutturrr.


Bu da milleti korur ( saçlar hep en iyi şekilde taranır)

Çarşamba, Kasım 28, 2007

Biraz daha resimler

üç tane daha sevdiğim gar resimi koyayım dedim,



Tren gelecek az kaldı, ama uyku daha tatlı.....


Evet hayat güzel....


Yazısız

Pazartesi, Kasım 26, 2007

Gene resimler...

Eh bugün gene Hindistan'dan sevdiğim üç resim bakalım beğenecek misiniz...



Makinist abimiz Kadillağını öne park etmiş :)


Garda şıklıkkkkk


Ne güzel dalmış düşüncelere

Bu günlük bu kadar arkası var, kalın sağlıcakla.....


Cumartesi, Kasım 24, 2007

ortaya karışık


Bugün öğretmenler günü, en başta Başöğretmen Atatürk'ün, onun yolunda yürüyen aydınlık öğretmenlerimizin ve bize hayatımızın her anında birşey öğreten herşeyin öğretmenler günü kutlu olsun.

Dün de söylediğim gibi bugün "hiç birşey almama" günü, elbette ki sembolik bişey ama bugün en azında alışveriş yapsak bile bir kere düşünelim gerçekten ihtiyacımız var mı ? diye. Gerisi herkesin kendi bileceği iş, kasmanın nanası yok, Zaten içimizde varsa birşeyler kasmadan da yapıyorsunuz.

Yemek yapmakta çok mahir değilimdir, zaten pek te fazla mutfaklara girip yemek yapmaları da sevmem. Oysa yemeği ve değişik güzel tadları pek severim ve de genişçe düşünür bu konuda kendimi sınırlandırmam...
Yapmada başarılı olduğum bir lezzet Gravlaks.... pek severim işte dün hazır olan Gravlaks'ımdan bir iki resim,Sevgili balık sevmiyor ama en azından şarapta yardımcı oldu biz Alara ile yuttuk pek te güzeldi. Sevgili de bize şahane salata yaptı ve başka bir sürü şey....

Herkese iyi hafta sonlarııı...
ı

Cuma, Kasım 23, 2007

B.N.D.

Dostlar,

Yarın 24 Kasım önemli bir gün, biliyorsunuz değil mi?
Bilmiyor musunuz? a.a.a.a.a.
Hakikaten mi ?

Neden bilmiyorsunuz, biliyor musunuz? ( bilenleri tenzih ederim :)
Çünkü him bir medya organında yayınlanmıyor........
Çünkü bu ilanı hiç bir yayın organı, hiç bir türli almıyor, ( geçen sene CNN almış bi tek bu sene o da yok.


Yarın "BUY NOTHING DAY" yani " HİÇ BİŞEY ALMAMA GÜNÜ" toplumun bu derce vahşice tüketime yönlendirildiği bir ortamda acaba hangi medya organı bunu yayımlar, tabii ki hiç biri.

Dostlar, shopping mall' larda ( bilhassa amerikancasını yazıyorum artık herkes amerikalı ya) alıksı bir ifade ile koşuşturup ne alsam allahım diye gezdiğiniz anları hatırlayın.... hatta reklamı da var ya "alsam alsam ne alsam" diye....... bir an durun aldığnız veya almayı düşündüğünüz şeye bir bakın acaba ihtiyacınız var mı? İyi düşünün ..... çok iyi.... birileri sizi güdüyor , alın diye gidip deli gibi alıyorsunuz bazen hiç mi hiç gerek olmadan, iyi düşünün....

Size fakir edebiyatı yapmıyorum sakın öyle anlamayın, ama iyi düşünün acaba ihtiyacınız var mı????

Şöyle hiç bir şey almadan, almayı bile düşünmeden geçirin yarını ve size dayatılan tüketme hırsına ve onu size dayatanlara nanik yapın. Ne kadar keyifli hissedeceksiniz kendinizi ne kadar hafif ve özgür zafer ile ellerinizi havaya kaldırın, aldıramadınız diye, kaldırın mağrurca güçlüce, birey olduğunuzun, koyun olmadığınızın tam farkında olarak. Kendinize güvenerek aslanlar gibi.. Bir deneyin ne olur, haydi yenilmeyin. Ucunda avrupa şampiyonasına katılmak yok ama, kendini güçlü, çoook güçlü hissetmek var. Garanti ediyorum.

Ve lütfen bugünün ne olduğunu herkese yayın.
Teşekkür ederim....

Not: bu günü bana hatırlatan Açık Radyo'ya özellikle Sevgili Ömer Madra ve Sevgili Avi Haligua ya çok teşekkür ederim, sağolun ve hep olun.....

Perşembe, Kasım 22, 2007

renk cümbüşü

Bu günkü menümüz, politika ve muhalefet değil, geçtiğimiz Hindistan gezimizde teleobjektifimize yakalanan bazı anlar, ben çok seviyorum, bakalım siz de sevecek misiniz ?
lütfen resimlere sanatsal yaklaşımlarla bakmayın, ben ne fotograf sanatçısıyım ne de öyle bir amacım var, aklıma gelen yerde basarım deklanşöre, üstelik bunlar dijital kamera ile çekilmiş resimler değil.......



beğendiyseniz, arkası yarın....

Çarşamba, Kasım 21, 2007

taşyapı kuleleri


Arkadaşlar boş yere karşı çıkalım falan demişim.....

Bir hafta öncesinde duvar çitleri sökülmekte olan yerin bir bölümüne temel atılmış, diğer vahşetin diğer kısımlarda çok derin oalcağını tahmin ettiğim temel çukuru kazılmakta bile, çığırmak boş, bir yeşillik, havaalma vahamız daha gitti. Geçmiş olsun, bunu başaranların umarım keyfi de cebi de dolmuştur.

Belediye Başkanı için daha önce huysuzlanmıştım, onları geri alıyorum, ciddi bir savaş verdiğini ben araştırarark buldum, ama maalesef herkes araştırmadığı için bilmeyecek, işin garibi bu sabah "burada ne oluyor" diye sorduğum semt sakinlerinin bir kısmının cevabının safça yüksekçe bir inşaat olsa olsa şu yandakile gibidir dedikleri oldu, bilginize sunayım yandaki dediklerinin biri 16 kat ve diğeri 18 kat ve gene her yerden görünürler.

Geçmiş olsun, gitti gider, tasası bize düşer.

Olsun, cebimiz para dolsun, gerisi hiç önemli değil. Neyse benim yapacak birşeyim yok. Bu kadar....
Yukarıda burj el arapvari iki iğrençlik abidesinin resimlerini görmektesiniz. Bu bölgenin hayatını ne şekilde etkileyeceğini asrtık siz düşünün.
Bu arada sabah dinlediğim bir haber programında, Suudi Arabistan elçisi günah çıkartıyordu efendim, bayraklarında kuran ayeti olduğu için yarıya inmezmiş bu nedenle 1o kasımda yarıya indirmemişler, efendim kral da Gül beyi havaalanında karşılamış ( yalaaaan), neden Atatürk'ü ziyaret etmediğinden bahis yok, ama diyor ki " göreceksiniz milyarlarca dolarlık yatırımlar yapacağııız, acaip paralar göndereceğizzz, zaten bu araplar bizim kara kaşımızı kara gözümüzü çok sever ondan yatırım yapacaklar. Yalaaaan, kimbilir bunlara hangi arazilerimiz, mallarımız mülkerlimiz vaat edildi yahu. Yatırım mı yooo koskoca bir yalan, buna iktisatta yatırım denmiyor.
Neyse hadi canınızı sıkmıyayım
İyi haftalar.

Pazartesi, Kasım 19, 2007

Göztepe Meteoroloji arsası

Heygidi heyy , çocukluğumun ve ilk gençliğimin, Meteoroloji top sahası, daha sonraların tamamı çevrilip meteoroloji olarak kullanılan, son kalmış yeşil alanlardan biri. Çocukluğumda merakla atılan meteoroloji balonlarının üssü.... sen de vahşi kapitalizmin adi pençelerine yenik düştün, hem de sırtımıza, böğrümüze hiç acımadan saplanmış bir pala gibi duracak, iki bina ile... hem de emsali olmayan haklar ile verilmiş izin ile hem de izni veren sosyal demokrat belediye ile.

Ailem 1870 ten beri burada oturur, son 50 yılında ben de dahilim, adresini doğduğundan beri değiştirmemiş biri olarak, çok iyi bilirim buraları, bilfiğim, an azında son 40 yıldır bir veya iki çıkmaz sokağı tamamlamanın dışında hiç bir yeni yol yapılmadığıdır. Yalnızca bizlerden istimlak edilen arsalarımızın yanındaki 3-5 metrele ile kaldırımların genişletildiğidir. şunu merak ederim, bu lanet olası 49 katlı dört binanın her katında kaç daire vardır.
toplam 200 kat en azında 4 daire olmalı bir katta, demek ki yaklaşık 800 daire bu gibi pahallı inşaatlarda daire başına en az 2 otomobil olsa yaklaşık 1600 yeni araç demek bizim mahalleye... Şu anda zaten gidiş geliş imkansız gibi. Onca milletin atık suyu ve kullanım suyu..... vaz geçtim tamamen kapanacak ufuk ve gökyüzü.... İçimden gelmiyor demek ama lanet olsun... Bu toprak bizim, kime nasıl satıyorsunuz be... Oldu olacak özgürlük parkını, göztepe parkını, okulları da satın, hatta bizleri de satın onu da yaparsınız şüphem yok.... Sat devletin malını ki, para olsun, böylece japon ev kadınları yüksek faizli devlet bonosu alsın, sen de faiz borçlarını bu sattıklarınla öde, borçlarına yetişeme, ana parayı düşünme, onu başka bir iktidar kriz yaşayarak öder, gene bizden çıkar, yağma hasanın böreği. ama kara göründü beyler... Sizi Allah bile kurtaramıyacak.

Sizi gidi açgözlüler, sizi Allah'a havale ediyorum o hakkınızdan gelir, zira bizde size verecek para yok. Resmen aciziz yahu aciz... Bir kişi de buna dur diyemedi, bir iki palavra dava açılmış bu kadar.

ayrıca değerli Dostlarım, Göztepe'ye cami konusunda cami konusunda o derece duyarlı olan semt sakinleri nerede, cami için vızır vızır vızırdadınız da şimdi neredesiniz. Ne oldu bir camiden tırsan kitleler, şu yapılacak olan bin defa beter, neredesiniz. Yoksunuz, demek derdiniz yalnızca cami ile, biliyorum ki aynı yere cami yapılacak olsa gene vırlardınız. Nerede sivil toplum örgütleri, nerede hızlı avıkatlar, neredesin emekli albayım... Tüüüh yazıklar olsun.

Konu ile ilgili haber şöyle: Belediyeye ait kadıköy gazetesinden... Birde başında Belediye başkanının ağlak sözleri var, gözlerim yaşardı, hadi canım artık inanmak yok sana bay başkan, zaten ne olduğunu son 29 ekim törenlerinde gördük, eskiden Göztepe ışıklarda konuşmalar yapar çatapat patlatırdın, hiç görünmedin bu sene oralarda utandın mı bizden. Biz seni biliriz mert bir adamdın be hey sen de mi tırstın bunlardan...bir daha ki seçimde AKEPE den aday olursun muhakkak ta seçilirsin.

Meteoroloji’nin arazisini kat karşılığı Taş Yapı aldı...
Göztepe'de bulunan Meteoroloji Bölge Müdürlüğü'nün yerine inşa edilecek lüks konut projesi için 23 Ağustos 2004’te açılan kat karşılığı ihaleyi kazanan Taşyapı, 200-300 metrekarelik 288 adet konut için yüzde 60 pay vermeyi taahhüt etti. Ayrıca firma, Kartal’da, Hazine'nin gösterdiği alana da Meteoroloji için ayrı bir Bölge Müdürlüğü binası inşa edecek. Meteoroloji arsası toplam 44 bin 738 metrekare, ancak bu arsanın 25 bin 400 metrekaresi yol, yeşil alan ve sosyal-kültürel tesise ayrıldı. Yani geriye inşaat yapmak için net 19 bin 338 metrekare arsa kalıyor. Fakat inşaat alanını, Kadıköy’deki 2,07’lik emsal değeriyle yani 19 bin 338 metrekareyi değil, 44 bin 738 metrekarelik brüt alanı çarparak hesapladılar. Oturma alanını ise kalan 19 bin 338 metrekare ile çarparak buldular. İnşaat alanı brüt alan üzerinden hesaplandığı için ortaya 156 metre yükseklikte binalar ve büyük bir inşaat alanı çıkıyor. Sonuçta 113 bin 644 metrekare konut alanı ve 35 bin 540 metrekare otopark alanıyla birlikte toplam 149 bin 788 metrekare, inşaat alanı belirlendi. İstanbul’un en yüksek kuleleri olan İş Bankası binaları bile Meteoroloji İstasyonu’nun arazisine Taş Yapı’nın yapacağı 49 katlı binaların yanında küçük kalacak. Arazinin çevresinde en yüksek binalar 12 katlı.

Artık bizim oralarda kuzeyden rüzgar esmeyecek, Özgürlük parkına güneş gelmeyecek hiç, arkada kalan binalar güzeş görmeyecek, lodosu hiç hissetmeyecekler. Martılar şaşıraak bizim oralarda, kuzeye bakıp yağmurun gelip gelmediğini öğrenemeyeceğiz biz, Gökyüzümüzü satın aldılar. Bizi sattılar, bizi sattılar....

Cuma, Kasım 16, 2007

Meydaaan !!!!

Bir şehri şehir yapan temel ögelerin başında meydanlar gelir. Paris'i, Londra'yı, Roma'yı ne bileyim, bırakın oraları, yanı başımızda, Bükreş'i, Sofya'yı, canım Selanik'i, Atina'yı meydansız düşünebilirmisiniz ?????....

Elbette meydan bir kültür işidir, imsanların toplandığı karşılaştığı yerlerdir. Sosyal alandır. Oysa bizde meydanlar sıklıkla, eski Roma, Bizans şehirlerinde görülür, muhakkak vardır o şehrin agorası. daha sonra Osmanlı zamanında nedense bayram meydanları, selamlık meydanları falan vardır ama gene de vardır. Genelde osmanlı döneminde meydan adı verilen bu toprak alanlar, erkeklerin gezindiği yerlerdir, arada peçeli kadınlar da gezinir, katibim durumları falan olur :).

Cumhuriyet döneminde ise sosyal devlet olmanın önemine binaen,meydanlara önem verilmiştir, İstanbul'da Taksim meydanı, Beyazıt meydanı, Aksaray meydanı, hatta Kadıköy meydancığı düzenlenmiş ve şehir hayatına girmiştir.

Daha sonra özellikle 70'li yılardan sonra meydan kültürümüz, geniş köyden şehre geliş ve o zamanın anarşi ortamında adeta istenmeyen yerler haline gelimiştir. Neredeyse yasaklı bölgeler haline getirilmiştir.

Her geçen gün meydanlarımız yokolmakta dahası var olanlar da birer zevksizlik abidesi haline getirilmektedir. Ne yazık, şehrin en önemli sosyal noktalarından biri böylece köreltilmiştir.

Bunun en zevksiz örneklerinden biri de Taksim meydanı yahu bir kere otobüs garımıdır, meydanmıdır belli değil, Ciddi bir otobüs terörü esmekte, kaldırımlar, belediyenin ve halk otobüsü tabir edilen ve şoförleri, kendilerinin hala minibüs kullandıklarını zannettiği tamamen başıboş oluşumun park ve işgal alanlarıdır. Zavallı cumhuriyet anıtı bir köşede "itilip bırakılmıştır" bir beton, asflat ve paket taş karışımı boşluk ve tam bir çirkinlik örneğidir.

Bir kenarda , yıkılsın mı yıkılmasınmı diye düşünülen AKM vardır, ben AKM'yi hep nostaljik bir hatıra ile severim ve yıkılmasını istemem, ama aslınmda yeri tamamen yalnıştır bu muhteşem meydanı dünyada eşi benzeri olmayan boğaz manzarasından berlin duvarı gibi ayırmıştır. (gene de yıkılmamalıdır tabi). Tatsız, zevksiz bir boşluk arada ne idüğü belirsiz çoğu cam duvarlı metro inişleri ( çoğu plastik şeritlerle kapalı) her zaman bir inşaat hali ile bitmeyen bir şantiye, hep değiştirilecek gibi eğreti bir hal, yahu meydanlar, şehrin hafızasıdır. Orası herkezin bildiği bir yerdir ve de insan orada evinde gibidir, Ama anlaşılan bizden istenen böyle şehir hafızası yaratmamamız böylece her an rant temin edilmesidir. Belediyelerin iyi yaptığı şeyleri parti farkı gözetmeksizin beğeniriz, neticede bize hizmettir ama meydanlarımız hele Taksim meydanı bir hezimet.

Perşembe, Kasım 15, 2007

Keyifli bir yemek .......



Sevgili Çinçun geldi dün bize, alış verişini yapmış, dağıldı mutfağa, yemek pişirdi, içine sevgisini kattı.
Deniz'de geldi genç ve temiz enerjisi ile, yemek (paella) şahaneydi, sohbet keyifliydi, zaman nasıl da geçti bilemedik.

Teşekkürler Çincunumuz .... Hep mutlu ol ve öyle kal..

Çarşamba, Kasım 14, 2007

günler....



Tabii memleketimizdeki olumsuzluklara rağmen, hayat sürüyor, mümkün olduğunca keyif almaya çalışarak,

VAPIANO.....

seviyoruz burayı, genelde herşey iyi ama özellikle tavsiye bir menü :
Dört peynirli pizza ( hiiiiç et yok)
Hardal-roka soslu, yeşillikler dolu bir salata
Merlot şarap.


Haaaa iki kişiyseniz, bunlardan birer porsiyon isteyin zira iki kişiye gayet kafi geliyor...


SABAH YÜRÜYÜŞLERİ .....




Böyle bir karar aldık, sevgili ile, ne de iyi ettik artık erkenden kalkıyoruz, fırlıyoruz dışarı, bazen yağmur altında bazen bugünkü gibi pırıl pırıl hava ile yürüyoruz, güzel şehrimin, güzel kadıköyün kıyısında, her ne kadar, sahilin tabii dokusu değiştirilmiş olsa da güzel bir eserdir bu sahil yolu ve yürüyüş alanları. Bu bakımdan Badrettin Dalan'ı sevgi ile anmak lazım. Ayrıca şu andaki Büyükşehir Belediyesi, mükemmel bir iş çıkartarak, bu sahili güzelleştirdi yaz-kış keyifle istifade edilecek hale getirdi. Teşekkür etmek lazım. İşte yürüyüşü devam ettirirken bir yandan da buralara konulmış olan spor gereçlerinden de faydalanıyoruz. Arada ayakta yoga asanalarımızı da uyguluyoruz. Daha sonrasında kah cadde üzerinde bir kahve, ya da bir simiti paylaşarak eve dönüş. Bolca su, tertemiz hava İnsan kendişni daha da sağlıklı hissediyor, biraz uykudan feragat te olsa çok keyifli...

Sokaklar ...... çok severiz yahu....

Salı, Kasım 13, 2007

Misafir

10 kasım gününü milletçe, büyük bir özlemle Ata'mızı anarak geçirdik, O güne herkez çok önem verdi. Belli mihraklar hariç elbette.

Biliyor musunuz ? O gün, bizim eski bir eyaletimizdeki bir kabilenin şimdiki reisi geldi Yurdumuz'a. İngilizlerle ortaklaşarak Osmanlı subaylarını bıçaklayan, daha sonra petrolün yürü ya kulum demesi ile palazlanan bir kabilenin reisi, artık ona kral diyorlar. O gün geldi bilerek seçerek O gün, O gün ki biz O Gün'ü çocuklarımıza isim olarak vermişiz, öyle bir gün.
O gün bu kişi, bizim büyük Atatürk'ümüzü ziyatet etmedi, hem de o gün.........

Kral'ı Atatürk'ün koltuğunda şimdi otuıran kişi hiç görülmemiş bir protokol hareketi ile havaalanında uçaktan karşıladı ayağına gidip. Sonra Bu kralı, geldiği için barları alçıpan ile örülmüş otelinde ziyarete gitti Reisicumhur ve Başvekil. Ortada kral, ortada keilme-i tevdihli yeşil bayrak bir yanında bizimkilerden biri öbür yanında diğeri, Ortada ne Atatürk resmi var haa bir de kenarda kalmış bir Türk Bayrağı.

Acaba bu kral İngiltere'ye gittiğinde Kraliçe, uçaktamı karşılıyor yada Almanya'ya gittiğinde cumhurbaşkanı.Mümkün mü???????

Bu hareket Türk Vatandaşı olarak bana yapılmış büyük bir hakarettir, yazıklar olsun. Zannederim ölüm günün de büyük Atatürk'ün kemikleri sızlamıştır.