Salı, Mayıs 25, 2010

güne bakış

"Bey" meselesi hala karışık, iktidar partisi ekibi ve de sempatizanları kızıyorlar, oysa biliyorum ki Başbakan da bizzat bazı durumlarda mesela " Falanca bakanım filanca bey" diyor, o zaman bir sıkıntı olmuyor...
Ya da "bey" ile hitap sokak ağzı bulunuyormuş, aslında halkımız kendisine "ananı da al git" şeklindeki hitaplara alışıktır, bu da sokak ağzı değildir, anlamıyorum "bey" neden sokak ağzı oluyor. Herhalde ben anlamaktan acizim, eh ne de olsa sıradan bir vatandaşım. Gene de bana Ersin Bey diyebilirsiniz hiç alınmam....

Başbakan'ın okumayı sevdiği gazetelere bakmak son günlerdeki büyük eğlencem, zira bir vaveyladır kopuyor, zavallı Kemal Bey her türlü şartta yerden yere vuruluyor. Yahu adam sadece bir kurultayda genel başkan seçildi bu ne korku bilemedim...

Başbakan'ı grup toplantısındaki konuşmasında TV'de seyrettim, ses kapalıydı konuşmanın bir bölümünde ciddi hatta asık suratlı birşeyler söyledi, anladım ki faaliyetlerinden bahsetmekte, sonra yüzüne o bildik müstehzi ifade geldi hah dedim tamam, CHP ve de Kemal Bey'den bahis başladı, sesi açtım haklıymışim.....

Kemal Bey, gömleğiniz şıktı ama ben gene de kravat takmanızı tercih ederdim....

Kemal Bey'e bir kasket taktılar TV'lerde bunun "Ecevit kasketi" olduğu söylendi, hayır Ecevit kasketi değildi, bildiğimiz köylü kasketiydi, herhalde halktan biri olduğunu gösteren bir semboldü....

Kemal Bey bir geldi pir geldi bazıları yusuf yusuf atmakta, bazılarının beklentisi ise çok yükseklerde, durun bakalım daha dün bir bugün iki, evet karşısında hiç muhalfet görmeye alışmamış iktidar için sıkıntılı bir yol başladı, velakin Kemal Bey'den de bir plan program ve uygulama görmek hakkımızdır....

İktidar, Kemal Bey'in attığı salvolara hemen bir cevap vermiş çok kısa sörede bir mmilyon kişiye iş, yahu muhterem güneyde tatil dönemi başlıyor, zaten geçici olarak bu kişiler işe girecek ( bu arada bu sene ramazan neredeyse yaz ortasına geliyor, tabii bir sürü yer gene kapanacak bir ay sonra pekçok kişi geme işsiz kalacak)

Deniz Bey rahatlamış bir ifadeyle konuşmakta, çekmiş polo yaka tişörtü sanki güneyde tatile çıkmış bir bürokrat, ama bu güneşli ifade arkasında savaşa devam edeceğine dair bir intiba da bırakmakta... Aman Deniz Bey lütfen yıkıcı değil yapıcı olunuz, akıllarda şan ve şerefle ancak böyle kalırsınız.

Önümüzdeki günler daha neler neler duyacağız....
Bazıları bizi çıldırtacak bazılarına çok ama çok güleceğiz.....

Pazar, Mayıs 23, 2010

isim meselesi

İlk adım ( ki buna göbek adı diyoruz) şerefle kullandığım güzel bir addır, bana o adla hitap edilmesine kızmam ya da adımdan utanmam.... bana bu adımla hitap edebilirsiniz.....
İkinci adım şerefle kullandığım güzel bir addır, bana o adla hitap edilmesine kızmam ya da adımdan utanmam .... bana bu adımla hitap edebilirsiniz.....
Soyadım şerefle kullandığım güzel bir addır, bana o adla hitap edelere kızmam ya da utanmam.
Üstelik ismin konulması bizde çok güzel bir ritüelle kutsallaştırılır, tüm isimler şereflidir neden kızılsın ki....
Mühim olan size hangi resmi adınız ile hitap edildiği değildir zira aslolan kimliğinizde yazılı olan sizi yasallaştıran bir adın kullanılmasıdır....
Yoksa öyle değil mi ?

Pazartesi, Mayıs 17, 2010

değişik bir pazartesi

Ezber bozuldu, GS, FB, BJK, şampiyon olmadı, hatta TS'de, Bursaspor şampiyon oldu, yıllardır, İstanbul takımlarını neredeyse düşman memleket takımı gibi gören birileri artık bir nebze olsun susar, 100 milyon dolarlık takımlara da ders olur...
Şimdi bakacağız, sampiyonlar ligi var gelecek sene var, bakalım neler olacak....
İyi oldu, iyi oldu...

Haaa gene ezber bozuldu, Kılıçdaroğlu adaylığını açıkladı, nasıl bir destek buldu açıkladı bilemem, CHP'deki kemikleşmiş yapı bunu hazmeder mi, Baykal diye tutturur mu? bilemem.... Bence değişiklik artık iyidir. Bakalım önümüzdeki saatler, günler neler gösterir, ilginç olacak.... Bana kalırsa bitti bu iş Kılıçdaroğlu yakışır, iyi bir muhalefet olur, Halkla bütünleşir, bazılarının işini zorlaştırır...

Başbakan Anayasa paketi ile ilgili olarak konuşurken şöyle demiş " Eee zaten Sayın Genel Başkanın (Baykal) Parlamentoya gelip gittiği yok. Biz orada Anayasayla uğraşırken, Sayın Başkan başka yerlerdeydi." ... Ben sevmedim, pek çok yana çekilebilecek basit bir laf bu, hani başka türlü adlandıracağım geliyor ama gerek yok. Beyim sen Anayasayı anlat eğer, önce mahkemeden geçer ve halkın önüne gelirse halk karar verir, başka benzetmelere gerek yok....

Neyse herkese iyi haftalar....

Perşembe, Mayıs 13, 2010

referandum meseleleri

Cumhurbaşkanı 5 gün içinde hemen acilen uygun gördü tasdik etti, iyi.
Ama olmadı şimdi bu defa Yüksek Seçim Kurulu (YSK), anayasa değişikliğine ilişkin kanunun halkoyuna sunulma tarihini 12 Eylül 2010 olarak belirledi. Yani iktidar partisinin istediği gibi temmuzda olmayacak referandum... bunun üzerine iktidar partisinin genel başkan yardımcısı Hüseyin Çelik, "Yüksek Seçim Kurulu'nun almış olduğu bu kararı, çok zorlamayla alınmış siyasi bir karar olarak değerlendiriyoruz" dedi. Yahu üzülme hacı, gelecek anayasa değişiklik paketinde de Yüksek Seçim Kurulu'nun yapısını değiştirirsiniz...

Aslında herkesin korkması lazım durumlar yaşanmakta, saf olmayalım arkadaşlar, yurdumuzda politikanın ekseni değişiyor, bu kaset maset hikayeleri hep bundan, birileri Türkiye'yi dönüştürme manevraları yapıyor, CHP istenilen şekilde bir muhalefet partisine dönüşecek, aklıma gelen sırada mesela MHP ve hatta AKP'nin (Pardon Adalet ve Kalkınma Partisi) bile bulunduğu......

Derdim İktidar Partisine laf atmak falan değil, Türkiye dışarıdan birilerinin istediği bir tarza dönüştürülmek isteniyor umarım fuzuli vehimdir, ama maalesef değildir.

O yedi düvele galebe çalmış, Kurtuluş Savaşı kazanmış, devrimler yapmış, büyük Türkiye Cumhuriyeti bu hali ile hala birilerine dert...

Pazartesi, Mayıs 10, 2010

İstifa

Dünden beri, en akılcı yol istifadır diyordum, hatta burada da paylaşacaktım bu fikrimi...
Sayın Baykal'ın yapacağı en doğru hareket istifa etmek olacaktı bunu da her politikacının yapması gerektiği ( ancak yurdumuzda pek rastlamadığımız şekilde ) yaptı.
Şimdi olay komplodur değildir, şudur budur diye vıdılamanın manası yok. CHP anamuhalefet partisidir, bu iktidar ve onun uygulamalarına karşı olanların yani demokratik mana da muhalif görüşte bulunanların bir kısmının oy verdiği partidir. Şimdi parti doğru veya yalan bir suçlama ile karşı karşıya kalmış olan başkanından serbest kalmıştır.
Eğer parti içi demokrasi özümsenmiş ise, kişi ile değil fikir ile yürümeli, derhal bir başkan seçmeli, bildiği yolda hareket etmeli oy talep etmeli, alabilmeli ve politik alanda bekleneni verebilmelidir.....
Unutulmamalıdır ki, CHP ve onun görüşleri, kişiler ile kaim olmamalıdır, hiç bir kişi partinin görüşlerinin önünde değildir. Bunu Türk Halkı'na göstermeli, lider sultası altında değil bir felsefenin ruhu ile yürünmekte olduğunu ispat etmelidir.
Eğer konu iftira ise "ok çuvalda durmaz" misali aydınlanır, herkes aklanır, temizlenir yoluna devam eder.
Hakkında sayısız soruşturma dosyası bulunup da milletvekili dokunulmazlığının altında bulunanlar düşünsün...
Eğer bu bir iftira ise onu atanlar yaptıkları iğrençlikle başbaşa kalacakllardır elbette...
CHP, ummadığı bir ivmeyi kazanabilir yeterki gerçek demokrasi ile idare edilebilsin......

Cuma, Mayıs 07, 2010

Aziz Nesin'lik durum

Bazı durumlar vardır onalara bakılınca, "yahu tam Aziz Nesin'lik bir hal" denir.
İşte geçenlerde üstadın bir yazısı okunmuş, ama konuma yapılırken tan Aziz Nesin'lik bir durum yaşanmış. Yazının bir bölümü işe gelmediğinden atlanmış.
Şimsi atlanan ölüm ile birlikte yazının aslı şöyle...


" Ey Türk faşisti, birinci vazifen Türk matbaalarını yıkmak, makineleri ısırmak, demirleri dişleyip duvarlara saldırmaktır.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli, gazeteleri çamurlara serip üzerinde ağzın köpürünceye kadar tepinmektir. Bu temel partinin hazinesidir.

Bir gün nümayiş yapmak için emir alırsan, bütün polisleri yanıbaşında bulacaksın.

Meydanlarda, kitaplarını yaktığın, namuslu insanlar, bütün dünyada eşi emsali görülmemiş şekilde işkenceye tabi tutulabilir. Emniyet müdürlüğümüzde dövülebilir. Demir Ahmet tarafından sövülebilir. Bütün malları mülkleri zaptedilmiş matbaaları yıkılmış, gazeteleri kapatılmış, evleri tarumar edilmiş, çoluk çocuğu dağıtılmış, haneleri işgal, kendileri perişan edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere Amerika'dan borç dahi alınabilir. Hatta bu borç alınan paralar ziyafetlerde yenilebilir.

Ey faşist yumurcakları! İşte bu ahval ve şerait içinde dahi bütün bu yapılanları kafi görmeden, vazifen matbaaları yıkmak, makineleri ısırmak, namuslu vatanperverleri parçalamaktır. Muhtaç olduğun kazma, balta, Halk Partisi"nin ambarlarında mevcuttur."

Ayrıca yazıyı okuduğumda, bakıyorum da oradaki halk partisi lafını çıkartıp bir başka partinin adını koyup tarihi de değiştirirsen durum aynıyla vaki.

Üstad büyük adammış vesselam.

Not: Aziz Nesin'i de bana tanıtmış olan yakışıklı ağabeyim,geçtiğimiz günlerde, bir iki ufak operasyon geçirdi, şimdi kalbi tıkır tıkır çalışıyor, umarım daha nice uzun yıllar hala ondan öğrenmeye devam ederim...

Perşembe, Mayıs 06, 2010

biraz nezaket

Kurtuluş savaşı batı cephesi komutanı, bir savaş kahramanıydı....
Lozan da muhteşem bir müzakereci, dik bir devlet adamı....
Bu devletin bir başbakanıydı,
Örnek bir devrimci,
İyi bir arkadaş, sevecen bir koca, mükemmel bir baba....
Devleti kullanmamış, alnı ak, sırtı pek, örnek alınacak dürüst bir kişilik...
Köhne bir imparatorluğun üzerine tarihi bir devrim ile kurulmuş Cumhuriyet'in ikinci cumhurbaşkanı....
Çok partili demokrasiye geçişte en büyük demokrat....
İyi bir muhalefet lideri....
Akil bir adam....
Parti başkanlığını kaybettiğinde, yaşına ve büyüklüğüne rağmen, yeni seçilen gencecik başkanın önüne gelip ceketini ilikleyerek ihtiram gösterecek kadar demokrasiyi hazmetmiş....
"Bu memlekette namuslular, namussuzlar kadar cesur olabilmeli" demiş biri....
Bu gün idamlarının yıldönümü olan Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının ölüm kararları için o günün meclisi "milli iradeyi" bunları asın diye kullanırken "hayır oyu" kullabilme cesaretine sahip bir demokrat biri....
Başı dik ölmüş üstelik öleli 37 yıl geçmiş biri.....
Her insan gibi yanlışları da olabilecek biri....
İsmet İnönü bu devletin kutsal anıtlarından biridir ....
Bu anıta hakaret bu cumhuriyetin özüne hakarettir...
Bir kimseyi sevmek veya sevmemek kişisel bir durumdur, ama mevkiler özel bir hassasiyet ister, maharet ister, gerçek güç ister....


Ahlak, artık hakkın rahmetine kavuşmuş biri için hakaretamiz lafları bir çıkar uğruna kullanmamaktır...
Akıl, bir lafı söylemeden en az dokuz kere ağızda çevirebilmeyi becermektir...
Devlet adamlığı, akıla ilk geleni söylememeyi başararak taraflı tarafsız herkestenb saygı görebilme gücüdür...
Ancak saygı gösteren insanlara saygı gösterilir, hasbel kader gelinmiş mevkilerden ayrıldıktan sonra hiç hatırlanmayanlar pek çoktur...

Ve maalesef toplumumuz nezaketi tamamen yitirmeye başlamıştır...
Balık Baştan kokar....

bu konuda daha yazacaklarım var...

Cuma, Nisan 30, 2010

güne bakış

**İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad da üç çocuk yapın dedi.... çok çocuk yapma tavsiyesini yenileyerek "İki çocuk yeter diye düşünürsek 40 yıl sonra İran diye bir şey kalmaz" dedi.
Ah be canım ya bu bana bir şey hatırlattı ama neyse...
haaaa benim de şükür üç çocuğum var ama sizin işinize gelmez be hacı...

Gözler günlerdir 3. köprünün güzergahı konusunda açıklama yapması beklenen Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'daydı. Ve nihayet güzergah belli oldu. İstanbul'da 3. köprü, Garipçe ile Poyrazköy mevkiileri arasında yapılacak. Toplam maliyetin 6 milyar dolar, kamulaştırma maliyetinin ise 1,5 milyar dolar olması bekleniyor.
VAy be yapılan her köprünün yeni bir rant kapısı, daha fazla ve kötü trafik ve çirkin yapılaşma ile doğa katliyamı olduğu belli gitti İstanbul'un son güzelim yerleri. Geçmiş olsun

Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, "Kıymanın perakende fiyatı 23.70 lira iken 19.60 liraya düştü. Toptan fiyatlarda da 17-18 bandından 14.5-15 bandına düştü. Bu önemli bir düşüş" dedi.
babalar bir et ithal ederiz haa dediler tüccar takımı tırstı.. ne mamlakatta yaşıyoruz be

İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, yarınki 1 Mayıs kutlamaları öncesi emniyet tedbirlerini yerinde denetledi. Çapkın, "Polisler de emekçidir. 1 Mayıs şölen havasında geçecek" dedi.
Haydi hayırlısı, umarım gene kadın tekmeleyen polis manzaraları olmaz...

Pazar, Nisan 25, 2010

23 nisan kutlaması

Her 23 nisan da çocuklar üst mevkilerin makamında sembolik olarak görev devir teslim alır (tabii son yıllarda traji komik olarak 20 yaşındaki koskoca "çocukların da" görev teslim aldıkları vakidir)....

Bu sene Başbakan devir teslim yaptığı yavrumuza demiş ki, "işte makam senin ister asarsın ister kesersin"..... Şimdi buna ben ne diyeyim, hmmmm en iyisi birşey demiyeyim susayım oturayım, evet evet konuşmayayım, söyleyeceğim şeyler düşüncelerimi anlatmaya yetmeyecek, sus be kul sus ve otur...

Yalnız birşey rica edeyim, olmaz ya, olur da birim minik oğlumuz Ali bir 23 nisan günü makamı devir teslim alırsa lütfen oğlumun aklına böyle şeyler sokmayın.... çok şükür ki kızlar büyüdü....


Ne başkanlık sistemi mi? bu ekiple mi? hmmmm.... gene susma hakkımı kullanayım, hala bireysel haklarım varken....

Not: Ali'nin ve sevgilinin sağlıkları yerinde çok şükür.....

Cuma, Nisan 23, 2010

23 nisan

Bugün 23 nisan bir büyük İnsan'ın imkansızı başarmak yolunda attığı adımların en önemlilerinden biri, cehalete terkedilmiş,esir,ezik ve kul bir halktan, başı dik ve özgür bireylerden oluşan insanlar farkındalığına ulaşmadaki kırılma noktalarından biri. Şimdi unutturulmaya çalışılan büyük silkinişin, tekke, zaviye, medrese karanlığından, bilgi, aydınlığa giden büyük devrimin emin basamaklarından biri.
Ne mutlu ki bizler hala bu fikirlerin pırıl pırıl aydınlattığı günlerde yaşadık, anamızdan babamızdan ihtiharla öğrendik....Böyle düşünen iki kız büyüttüm...
Bu gün Ali'mizin ilk 23 nisanı şimdi annesi ve ben ona da bu değerleri öğreteceğiz.
Nice mutlu 23 nisanlara şanla şerefle

Salı, Nisan 20, 2010

çok mutlu haber

Sevgili dostlarımız,

Bu gun cok mutluyuz, uzun zamandır beklediğimiz Alişimiz çok şükür dün sabah dünyaya geldi, bizi çok çok mutlu etti, hem sevgilinin hem de Bebeğin sağlığı yerinde, keyifleri de yerinde, pek çoğunuzun kalplerinin bizlerle olduğunu biliyoruz hepinize teşekkürler ederiz.

Sevgiler

Cuma, Nisan 16, 2010

Anayasa Meseleleri

Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki, anormal şartlar altında hazırlanmış bu anayasanın makul şekilde değiştirilmesinden yanayım.

İktidar partisinin, genel propaganda şekli, mağduriyet,gerginlik,turban, mağduriyet, gerginlik, İmam Hatip gerginlik, mağduriyet, statüko... gerginlik, mağduriyet... gerginlik... gerginlik.. ........ üzerine kurulmuştur. Yetmediği yerde galeyan kültüründen de istifade edilir....

Bu klasik durumu, daha İktidar Partisi başkanı ve Başbakan'ın ilk belediye başkanlığı seçimlerindeki tavırlarından bile hatırlıyoruz. O zaman Başka bir parti ve onun fikirlerini savunmaktaydı. Koskoca adamdı, fikirleri ne derece değişti bilmem, ama değişti dedi, halkın bir bölümü kabul etti, şunu unutmamak gerekir ki % 58 i de kabul etmedi.

İktidara geliş aşamalarındaki mağduriyet ve buna başkaldırı zihniyeti zaten malum, ayrıca şunu unutmamak gerekir ki yurdum insanı zaten solcu falan olmadı hiç sol oylar 70 li yıllarda patladığında dahi %30 u geçmedi

Herneyse iktidar partisi, yaklaşık 8 senedir muktedir, bu arada bir de sabıka kaydı var, nedendir bilinmez, bir anayasa furyası başlattı giderayak, sebepleri malum ama ilan etmiyeyim, eğer bunu anlamayan var ise bence Aziz Nesin'in dediği yüzdeye girer.
Ama bazen anlamak işe gelmez ve inkar edilir, olsun, edilsin ama gerçek ayan beyan ortada.

Zaten Başbakan'ın hap olarak adlandırdığı değişiklik meselesinde üç temel madde var, bu maddelerin nedeni, olası bir durum karşısında oluşacak zor durumdan kurtulmak amacını güdüyor, geri kalan maddeler ise herkesin kabul edeceği yani acı hapı tatlandırmak üzere konulmuş şekerlemeler....

Oysa yurdum insanı işsizlikle uğraşmakta, yurdum insanının işsizlik oranı, geçen sene aynı döneme nazaran %1 azalmış, sakın kimse işteeeeee işsizliği yendik demelere kalkmasın bunu ancak zeka düzeyi düşük yada yandaşlıktan gözü kör olanlar yutar.

Ocak ayında şehirdeki işsizlerin, yaklaşık 700.000 adedi, pes ederek köyüne baba ocağına geri döndü. yani ya kahveye ya da söğüt ağacının altında tünemeye İşte bu gidenler artık işsizler arasında görülmüyor. Belki tarımda istihdam olmuş gibi görünüyor ama onlar da bu işsiz dinenler, oysa ocak ayında tarımsal bir faaliyet yok malumunuz. Durum başbakan'ın tabiri ile işsizlikte "sanal" bir düşüş, yani gerçeklerle alakası yok.... Hani kişi başına düşen milli gelirim 10.000 doları aşması gibi sanal....

Yani efendim esas meselelerimiz bunlar iken bir anlamsız gerginliklerle iyice kutuplaştırılmaktayız. Bu kime ve neye hizmet eder düşünmek lazım... Bunlara çözüm bulacak birileri yok mu? elbette demokratik yoldan, çözüm üretecek kimse yok mu ???

Bunları hak ediyor muyuz ? bilmem siz düşünün....

Pazartesi, Nisan 12, 2010

iyi haftalar

İyi haftalar sevgili dostlar, İstanbul da hava bugün açık serin ama güzel bir bahar günü, umarım hepimizin haftası da böyle güzel geçer.

Sabah TV haberlerine bakarken muhterem Başbakan'ın bir sözü beni şaşırttı.
Diyordu ki, " Tükiyede sanal işsizlik var" aaaaaa nasıl canım, işsizliğin sanalı nasıl oluyor, inanılası bir söz gibi gelmedi kulaklarıma....
"Sanal işsizlik" bu herhalde ekonomi literatürüne yeni geçecek bir deyim olsa gerek....
Haa eğer şunu kastetti ise haklıdır, Türkiye de %13 oranında işsizlik görünüyor, ama bu aslında doğru değil, şehirden köye dönüp ailesinin yanına sığınıp gününü söğütağacına dayanmak mecburiyetinde olarak geçirenleri, iş bulmaktan umudunu keserek evde oturanları, ( asla hakir görmek amacı ile söylemiyorum) çöpten kağıt toplayarak geçinmek zorundakileri vs. katarsan gerçek işsizlik %21 dolayarında....
Sanal işsizlik.... tamam oldu....

Aynı bültende bir de şunu dedi Başbakan, "mahalle bakkalları AVM'lerin bayisi olsun"
garip bir durum yani esnaflık olmasın, esnaf vatandaş büyük şirketlerin bayisi olsun onlar ne derse o olsun.... Eh zaten yakında mahalledeki eczane de ortadan kalkacak ya....hmmm peki tamam...

Garip bir maç izledim dün, malumunuz maç ile kafayı sıyıran adamlardan değilim ama arada bir bakarım... Galatasaray oynuyordu, seyirci takıma küsmüş, ilk 5 dakika tezahürat yapmadı, her zaman olan pankartlar bu defa ters asılmıştı.
Seyirci kendi takımından bazı futbolculara aleyhte tezahüratlar yaptı, kimilerine de top geldiğinde yuhaladı ıslıkladı, sonra takım 4 tane gol attı, futbolcular da seyirciye koşup sevinmedi... Garip bir maçtı velhasıl herkes birbirine küs.....


Dün üniversite sınavı vardı malum, Tv de gördüğüm bütün çocukların sınavı iyi geçmiş, hepsi kolaydı dedi, iyi demek herkes girecek üniversiteye...

Pazartesi, Nisan 05, 2010

heyecan var tabii..

Haftasonu keyifliydi gene durmadık oradan oraya koşuşturduk.
Kah keyifle biryerlerde oturduk dostlarla, kah araştırmalarla geçti iki gün.....
Ama doğrusu bu ya gerçekte içimiz kıpır kıpır, cumartesi akşamı ablaları geldi Alişin baktık ki onlar da bizim kadar heyecanlı, bizde de birbirimize çaktırmadan heyecan her geçen gün de had safhaya ulaşmada...
Keyifli elbette, umarız sağlıkla, güler yüzle gelir... hepimize ve kendine mutluluk getirir...
Heyecanlıyız yahu...

Çarşamba, Mart 31, 2010

referandum işleri

Neden gerçekleri herkes biliyor da söyleyemiyor, herşey öyleydi böyleydi lafları ile yapılıyor.
Hayır kimse gerçekleri söylemiyor, belki henüz tüm kaleler fethedilemediğinden böyle söylemek işe geliyor
Yani düşünüyorum Devlet Bakanı Hükümet sözcüsü ocak ayında diyor ki "anayasa değişikliği bu dönemde olmıyacak" e peki diyorsunuz, o arada birden bire referandumu düzenleyen kanunda değişiklik yapılıyor ve 120 günden 60 güne indiriliyor referandumun yapılma zamanı. Biraz aklı olanlar "hmm diyor gene birşeyler geliyor", sonra birden bire yeni anayasa paketi ortaya atılıyor.
Yahu kardeşim neden açık açık demiyorsunuz "kardeşim biz anayasayı istediğimiz gibi değiştireceğiz, bunun için de önce bize uymayan referandum madesini değiştireceğiz" hayır demiyorlar....
Yani ben bana yalan söylenmiş gibi hissediyorum. Bırak hissetmeyi biliyorum...
Aslında ben bile yalan söylüyorum, ben en başından bunları olacağını anlayacak yeterli basit bir akıl düzeyine sahibim...

Bir de şu konuya gıcık oluyorum eğer anayasadaki değişime karşıysam hemen bana şu yafta yapıştırılıyor, ne kadar anti-demoktatsın, sen askerlerin anayasasını mı istiyorsun.
Salak değilim elbette istemiyorum elbette bazı değişiklikler istiyorum ama bunu en geniş bir mütabakatla yapılmasını istiyorum gerçekten de demokratik olmasını istiyorum. Ortada tek bir partinin desteklediği paket var yahu.....
Eminim ki şu anda hükümet etmekte olan ve paketin tek sahibi bulnan partinin pek çok milletvekili bile tam olarak bilmiyordur ne olduğunu ama partinin başkanının emrine göre gidip hiç düşünmeden oy vereceklerdir ne kadar demoktaik ise.....

Asıl bir başka referandum faciasını ne zaman yaşayacağız biliyor musunuz, Cumhurbaşkanı seçiminde malumunuz daha önceki bir referandum ile artık cumhurbaşkanını halk seçeçecek demekki halkın %51 oyu ile dçilen cumhurbaşkanı olacak bu durumda seçilen kişi iktidar olan partiden bile fazla oy almış olacak... O zaman seçilen kişi hükümetler üstü bir vasıf kazanacak ve şimdiki gibi sembolik biri olmayacak haydi bakalım al başına derdi

Salı, Mart 30, 2010

ortaya karışık

Telaşlı AKP Anayasası tasarısı meclise gönderildi, her kesimce belli ki, bu anayasanın temel amacı AKP'yi kollamak ve kurtarmak, yeni seçilecek Cumhurbaşkanı'na ( kim olacağı malum ) daha geniş yetkiler vermek, arada da nane şekeri kabilinden maddeler var. Ufukta, referandum var referandumda red oyu çıkarsa bu defa gene standart hep bildiğimiz mağdur edebiyatı başlayacak ağlanacak sızlanacak biz istedik ama yapmadılaaaar ühhüüüüü denecek araya bir de başörtü tadı kattın mı tam bir seçim organizasyonu. Hayırlı işler....

Artık FB-GS maçları yapılmasın nasıl olsa her maçı FB kazanıyor bari sinirimiz bozulmaz... Şaka tabi bir Galatasaray'lı olarak Fener'lileri tebrik ederim.

Dün gece geç saatlerde uykum kaçtı TV'yi açtım zapladım biraz H/T kanalında bir zatı konuşurken gördüm, ses de kısık olduğunda ne konuştuğu anlaşılmıyordu, bu zatın bıyıkları seyreltilmiş uzun sakalı, başında da garip bir şapkası vardı, allah allah dedim herhalde bir ortodoks rahibi, sakalları ise mormonlara benziyor, sesi açtım, zat kadınların iz bırakılmadan nasıl kötekleneeğini yani onlara nasıl dayak atılacağını bahsetmekteydi. Peşinde ahahli olan hocaefendilerden biri... Hmmm durum anlaşıldı, reyting uğruna neler yapılıyor programı sunan şahıs ise hocam hocam diye sorular soruyor aslında yüzünde müstehzi ( alaycı) bir ifade de var ama gene de hocam hacaaam diye soruyor...neyse. Bu hocaefendi ekibine göre zaten kadın ikinci sınıf vatandaş, erkeğin arkasından yürüyen, mirastan hak alması arızalı, gerektiğinde de iz bırakmadan dövülebilen biri .... neyse yahu ben ne bilirim susayım oturayım...

Skandallarıyla gündemden düşmeyen İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi, bu kez de Libya lideri Muammer Kaddafi'nin elini öptü. Geçtiğimiz hafta sonu düzenlenen Arap Birliği Zirvesi'ne katılan tek Avrupalı lider olan Berlusconi'nin, Kaddafi'nin elini öptüğü görüntüler internete düşünce, İtalyan basını çılgına döndü. Şimdi ülkede "Kaddafi Papa mı ki Berlusconi elini öptü?" tartışmaları başladı.
Hahhhaaaayt bayıldım yahu hep bizimkiler fırça mı yiyecek fellahtan, biraz da İtalyan'lar el öpsün.... ( yok yok bizimkilerin arası iyi arkadaşla, baksanıza Libya bize vize'yi kaldırdı ohh ne güzel .. haa bu arada Yunanistan'a da bir ülke vize kaldırdı biliyor muydunuz neresi mi Amerika...)

Dünyanın en büyük atom altı parçacık çarpıştırıcısı olan Büyük Hadron Çarpıştırıcısıyla yapılacak büyük deney için İsviçre'nin Cenevre kentinde bu sabah çalışmalar başladı. Deneyin başlamasının ardından bir hata sinyali alınması üzerine sistemler durduruldu. Yahu millet nelerle uğraşıyor biz nelerle ... neymiş, "kadınlar iz bırakmadan nasıl dövülürmüş"
Böyle devam edelim çok iyidir...

İyi haftalar hepinize

Pazartesi, Mart 29, 2010

Hap gibi Anayasa

Başbakan, Anayasa paketinin madde madde değil de, bir bütün halinde referanduma götürülmesi konusunda, "Tek tek oylama referandum mantığına aykırı" açıklamasında bulundu. Başbakan, paketin milletin huzuruna hazır olarak getirildiğini, "hap" gibi sunulduğunu söyledi.
Ne mantıksız düşünceler sahibi olanlar var, olur mu öyle her birini ayrı ayrı oylamak,
Birbiri ile alakalı olmayan bir sürü şeyi, bir defa da oylayacaksın ki mantıklı bir davranış sergile ey vatandaş...
Yani komprime hap şeklinde el değmemiş paketlerde halka arzedilmiş durumda seni yapacağın tek şey var o hapı yut....

Cuma, Mart 26, 2010

bir basın duyurusu

Dostum, Buket Uzuner'in bir basın duyurusunu paylaişmak istedim

BASIN DUYURUSU


BUKET UZUNER SANSÜRE KARŞI AÇTIĞI 1 TL’lik DAVAYI KAZANDI.YAZAR: ”SANSÜR HER SİYASİ GÖRÜŞE HAYIRSIZ VE UĞURSUZDUR!” dedi.


Buket Uzuner THY SKYLIFE Dergisi tarafından kendisine ısmarlanan MODA konulu dosya yazısının derginin Haziran 2009 sayısında bir paragrafının sansürlenerek kesildiğini okur mektupları ve Modalılar’ın tepkileri nedeniyle öğrendi. Bir semt monografisi olarak incelediği Moda’nın ‘iskele kafesine konan içki yasağının yüzlerce yıllık İstanbul hoşgörüsüne yakışmadığını ‘yazdığı paragrafın kendisinden habersiz kesilmesi nedeniyle kendisinin bu yasaktan habersiz olduğunu düşünen okurlar tarafından tepkiyle karşılanması üzerine SKYLIFE Dergi editörü de bu sansürü doğruladı.


Buket Uzuner, düşünce ve yazma özgürlüğü ile ilgili bu sansür olayına dikkat çekmek için ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ’ nde Av.Abdullah EGELİ vasıtasıyla açtığı 1TL’lik tazminat davasini 15.03.2010 Tarihinde kazanmış olup, Moda yazısı kararın kesinleşmesini takip eden 3 aylık bir tarihte sansürsüz olarak SKYLIFE dergisinde ve online olarak www.skylife.com sanal dergisinde yayımlanacaktır.

Perşembe, Mart 25, 2010

Gene anayasa meseleleri

Bir sürü maddenin birbiri ardına koyulup helsinin bir defada oylanması tabiricaiz ise şark kurnazlığı çağrışımı yapıyor.

Bir bakana demişler ki böyle olması ( o çok sözünü ettikleri) Venedik kriterlerine uymuyor,

Bakan da demiş ki ( mealen) "Haklısınız ama yemekte de sadece patates veya domates olmaz karıştırılırsa lezzetli olur".

Bu nasıl bir ifade anlamak mümkün değil, yani bu kadar basitmidir, bir devletin geleceğini etkileyecek ve de onun temel sözleşmesi olan anayasadan bahsetmek.....

Muhterem Başbakan' da diyor ki size "üçgün mühlet gelin katılın, yoksa meclise getiririm , herhalde bu girişim ileride "üç gün" anayasası, ya da "patates domates anayasası" olarak adlandırılacak..

Şimdi anayasa değişiklik paketi hazırlayan hükümet, uzlaşı sağlanamaz ve değişiklik Meclis'te kabul edilmezse, paketi referanduma götürecek. Velakin hükümet paketin madde madde değil, bir bütün halinde oylanmasını istiyor.

Venedik Komisyonu'nun 2006 tarihli Referandumlarda İyi Uygulamalar Kılavuzu'nun 30. maddesi ise, hükümetin bu kararına karşı bir uyarı niteliğinde.

Madde şöyle:

- "İçerik birliği" özgür oy iradesinin daha da önemli bir gerekliliğidir. Seçmenler, aralarında bir bağ olmayan farklı sorulara aynı anda oy vermek zorunda bırakılmamalıdır. 

- Seçmenin sorulardan birini desteklerken bir başkasına karşı olabileceği dikkate alınmalıdır. 

- Bir metinde yapılacak değişiklik, çok sayıda farklı unsuru kapsıyorsa, halka bir dizi soru sorulmalıdır. Ancak, özellikle anayasa gibi bir metnin tümden değiştirilmesi, tabiidir ki, sadece birbiriyle bağlantılı unsurlarla ilişkili olamaz. Dolayısıyla bu durumda, içerik birliği gerekliliği geçerli olmaz. 

- Bir metnin, bir dizi bölümünü içeren, kökten değişikliği tümden değiştirmeye eş sayılabilir; ama bu, farklı bölümlerin ayrı ayrı halk oyuna sunulamayacağı anlamına gelmez."

haydi hayırlısı, bakalım işine gelinde  Avrupa da  gelmeyince ne ola..... 

Çarşamba, Mart 24, 2010

Anayasa meseleleri

1982 kasım ayıydı, heyecanlıydım, 25 yaşındaydım, öğrenci olaylarının ayyuka çıktığı dönemde üniversite okumuş, 12 eylülü yaşamıştım, Anayasa oylamasında sandık kurulunda görevliydim.

Anayasa ile ilgili pek çok yorumlar duymuş dinlemiştim.

Neyse oylama yapıldı bitti bizim sandıktan 2 hayır oyu çıktı.... Sırtımıza asker silah falan dayamamıştı.... Gidilip oy verilmişti ve netice olarak 1.626.431         (%8.63) hayır oyuna karşılık 17.215.559 ( %91.37) evet oyu ile kabul edilmişti büyük bir ekseriyet kabul etmişti yani.... İlginçti herkes bu anayasanın olumsuz taraflarını da bilmesine rağmen sonuç böyleydi.

Hani bu günkü bazı siyasetçilerin söylemine uygun olarak halkın "milli irade" o gün öyle tecelli etmişti....

Askeri anayasa olarak adlandırılan bu metin üzerinde de pek çok değişiklikler yapıldı.

Şimdi bir partinin anayasası hazırlanıyor, hiç bir tartışma yapılmadan telaşla büyük bir aceleyle, biz yaptık oldu ile, toplumsal bir uzlaşı aranmadan üstelik tulum olarak geçirilmek istenerek......
o zaman muhtemelen eğer geçerse bu yasa bu defa da parti adı anılarak  falan filan anayasası olarak anılacak.

Maddeleri üzerinde konuşmak bile istemiyorum, bana deniyor ki ya hepsine oy vereceksin ya da hepsine yani alık bir halde oy vereceğim, parti taraftarıysam zaten bunlar ne dese doğrudur ne me lazım cehennemlik falan olmıyayım diye hiç düşünmeden basacağım evet oyunu, statüko diye adlandırdıkları "laik, sosyal hukuk devletine " gıcıksam gene hiç düşünmeden hatta maddeleri şrdelemeden gene evet diyeceğim.

Ya da bana bir grup maddeyi dayatıyorlar bazılarına belki evet desem de hayır diyeceklerim de çok diyeceğim.

Böyle bir dayatma olur mu ?

Daha çok konuşacağız çok....

Pazartesi, Mart 22, 2010

Anayasa meselesi

Siyasal Bilimler mezunuyum ben, bol bol anayasa dersi okudum, Mümtaz Soysal'dan, Erdoğan Teziç'ten daha nice nice önemli hocadan.
Öğrendiğimiz, anayasanın devletin temel sözleşmesi olduğudur.
Garipsediğim konu şu oldu, geçen gün İçişleri bakanı dedi ki, "anayasa paketinin için de sürprizler var, ama onları sonra söyleyeceğiz" .... Allah allaaaah yahu bir devletin bu denli temel meselesi olan bir konuda sürpriz olur mu ? Anayasa bir toplum sözleşmesidir hacım, partilerin seçim bildirgesi değil... Öyle sürpriz falan olmaz...
Bakıyorum anayasa değişikliğinin temel maksadı HSYK'nın yapılandırılmasını düzenlemekten ibaret...Ya da ben garibe öyle geliyor. tabi büyüklerimiz daha iyi bilir ama sanki geri kalan lâfı güzaftan ibaret...
Mesela aklıma ilk geliveren şunlar yok anayasa pakedinde:

Anayasa ve seçim yasasında yapılacak değişiklik ile ülke seçim barajın  kaldırılması (%10 gibi komik bir sınır dünyada yok) 

Partilerin hazine yardımlarından adil biçimde yararlanmaları sağlanması. 

Anayasa, Siyasi Partiler ve Seçim Yasası’nda değişiklik yapılarak antidemokratik sınırlamalar kaldırılması  Partilerin kapatılması

Avrupa Konseyi Venedik Komisyonu kriterleri çerçevesinde düzenlenmesi.

Milletvekilliği dokunulmazlığı, kürsü dokunulmazlığı ile sınırlandırılarak TBMM siyasi etik yasası çıkarılması. 

 Kadınların eşit siyasi temsiline imkân verecek anayasal düzenlemeler yapılması

Kimbilir şu fakirin aklına geliveren bu maddelere daha neler eklenerek, bu 12 eylül anayasasının çağdaş bir demokrasi yönünde değiştirilebilmesi temin edilir...
Ama durum o değil galiba.
Bizde bazı şeyler şapkadan tavşan çıkarma edasıyla yürür yani "hat trick" belki hükümet seçimde de "hat trick" yapar toplumsal uzlaşı ile değil de gene oy aldım istediğimi yaparım tavrı ile arzu ettiği  anayasıyı geçirir...
Milletim allah rahatlık versin sen "yemekteyiz", " aşk-ı memnu", "izdivaç" izle, araya karışık değişik gündemlerle de haberleri seyret, sonra pufidi kandil , tumba yatak, allah rahatlık versin... 

Pazartesi, Mart 15, 2010

iki yıl..... daha nice yıl..... iyi ki

Biz iki yıl önce hiç bir karşılık ve koşul olmadan, yanlızca birbirimizi çok sevmenin, aşkımızın verdiği güç ile evet demiştik, 
 Hala birbirimize aşığız, bir de Aliş bekliyoruz yolda....
Her halimiz ile birbirimizi kabullenmeye her halimizden sevgi çıkartmaya, söz söylemeden önce anlamaya, düşüncelere, sözlere, eylemlere sevgi katmaya devam etmekteyiz devam da edeceğiz....
İyi ki birbirimizi bulduk, iyi ki sevgili olduk, iyi ki "bir" olduk....     daha nice yıllara....
iyi ki... iyi ki....

Cuma, Mart 12, 2010

Abdülcanbaz

60 lı yılların ikinci yarısıydı, Abim sıklıkla Bursa'ya giderdi.
Bir defasında garip bir obje getirmişti, çok ince ferforje neredeyse vesikalık resim benzeri bir karikatür....
Duvara aslılabilen yaklaşık 30 x 30 cm gibi bir şey.
Çok ilginç gelmişti 8-9 yaşlarındaki bana....
"Nedir bu" dedim, "Abdülcanbaz " dedi..... daha da garip üstelik acaip bir de isim.
İyice anlamadığımı düşünmüş olacak ki, bir iki gün sonra bir Abdülcanbaz macera kitabı getirerek daha da iyi anlamamı sağladı ( abim örnek vererek öğretirdi, Che Guavera, Aziz Nesin, Sergio Aragones ve daha pek çok yazar çizeri bana hep abim öğretmiştir pek çok şeyle beraber. Asla politik davranışları öne geçen biri değildi her zaman çok iyi bir entellektüel olmuş, çok çok okumuş ve fikirlerini sıkıca savunmuştur, çok iyi bilir ve de bildirir mesela dün de muhteşem Chris Botti'yi tedris ettik kendisinden uzun ve sağlıklı yaşasın)

Neyse efendim, ilk kitabı okuyunca o yaşta olmama rağmen kafamda bazı oluşumlar başladı, belki herşeyi tam ve net oturtamadım ama çok şeyleri öğrendim. Tabii hemen en kısa zamanda harçlıklarımı biriktirip diğer maceraları da aldım.
60 lı yılları sonu ve 70 yıllar boyunca bol bol ve çok kıymetli  fikir kitapları basılırdı, hem de tahminlerin çok ötesinde, meğer ne kadar güzelmiş.....

Turhan Selçuk, muhteşem bir sanatçı son derece farklı bir çizer, büyük bir demokrat, ahlaklı ve dürüst bir insandı. Yılmadan fikirlerini çizdi.
Çizdiği her karikatür duvarlara asılası kıymetli bir sanat eseriydi, üstelik beher karikatürde adeta bir makale okumuş gibi olurdu insan. Dolu dolu nalına mıhına.....

Şimdi Abdülcanbaz öksüz bizler ise mahrum ve mahzun kaldık. En ihtiyacımız olduğu zamanlarda bir aydınımız daha yitti üstelik onlardan zaten çok çok az kalmışken.....

Ben bildiğim gibi söyliyeyim yolu ışık olsun.... 

Bu arada Abim göz ameliyatı oldu, gene hayatı ti ye alarak şimdi gayet iyi dün tek gözlü yakışıklı bir korsan gibiydi.
Not: Abi bak bu defa sağa sola dokunmadım :)

Not : resmi Cumhuriyet'ten kopyaladım eğer uygun bulunmazsa hemen silerim

Çarşamba, Mart 03, 2010

Bilimin gerçek sahipleri

Başbakan Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kuruluş yıldönümü töreninde konuştu.
 "Gerçek bilim adamlarının, gerçek aydınların, münevverlerin boş bıraktığı alanların, 'medya vaizleri' tarafından doldurulduğunu ve soru işaretlerinin hızla çoğaldığını da müşahede ediyoruz. Ben onun için siz değerli kardeşlerimden, lütfen bizi medya vaizlerinden kurtarın. Bunu istirham ediyorum" dedi.

Lahavele vela kuvvete, ve minel garaip

 Huuuu hanım hanım, çocuğu önce İmam Hatibe oradan da İlahiyata veriyoruz, böylece gerçek bilim adamı ve münevver insan olur, yok fizik mühendisliği yok bilgisayar mühendisliği, yok atom mühendisliği, ya da gemi veya inşaat mühendisliği, doktor, araştırmacı ya da öyle tırışkadan bilim adamı falan olmasın sakın istirham ediyorum gerçek bilim adamı olsun ve de gazete, köşe yazısı falan okumasın, sakın ola da yazar falan olmalara zinhar kalkmasın.

Haaaa laf dinleyen bir gazete sahibi olursa sorun yok.
Liberal demokrat ve dahi münevver olur globalleşen dünyaya "ılımlı" olarak ayak uydurur. 

Hadi bakim. Sinirlendirmeyin adamı hmmmmm! 

 

Salı, Mart 02, 2010

Rakkamlar

Son yıllarda özellikle son iktidar döneminde uygulanan borsa, faiz ve rant odaklı politikalar olumsuz meyvalarını vermeye devam etmekte.

Tarıma verilen desteğin neredeyse tamamen ortadan kalkması ile özellikle tarım alanında gelir kaybı ve işsizlik büyük ölçüde arttı.

İflaslar, şirket kapatmalar, sanayide işsizlik had safhaya çıktı.

2002 yılında litresini 1 dolara aldığımız benzin bu gün 3.6 dolara kadar ulaştı, eh ne yapalım arabanla dolaşma deme bu artışlar sana ekmek, su, et, sebze vs fiatları ile dönüyor.

Millet kredi kartına yüklenip geleceğine borçlandı ve limitleri doldurdu şimdi daha da çok daraldı.

Bugün yayımlanan resmi rakkamlara basitçe bakarsak:

Kentteki işsizlik oranı %17 ye
Genç nüfusta işsizlik ranı %25 cıvarına ulaşmış düşünebiliyor musunuz? her dört gençten biri işsiz, yanlız işsiz değil iş bulma umudunu da yitirmiş vaziyette.

Yurdumuzda resmi sayılara göre yaklaşık 3.5 milyon işsiz var
2009 yılında işsiz sayısı 860.000 kişi daha artmış.
gene 2009 yılında tarım dışında çalışan  155.000 ve sanayi sektöründe 311.000  kişi işsiz kalmış.
Genç işsiz sayısı 1.126.000 kişi yahu......

Düşünebiliyor musunuz ? 2001 yılı  krizinden sonra %9.6 olan işsiz oranı %14 olmuş.... Vah ki vah...
Rakkamlar çok acıklı TUİK e göre 2009 yılında dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 820 TL.

Asgari ücretin ne olduğu malum, unutulmamalıdır ki yurdumuzda 15.000.000 kişi asgari ücretle çalışıyor ve de asgari ücretten vergi alınıyor.

Bir de merkezi devlet borcu var 2002 ye göre bu borç ikiye katlanmış, daha açık söylemek gerekirse 80 yılda yapılan borç 8 yılda ikiye katlanmış.

Şimdi halk, tutuklanan Tarkan markan, Yetenek sizsiniz, behlül, evlendirme daha nelerle "uyu yavrum uyu....uyutayım seni" ile sus pus

Zaten ortada o kadar çok adını anmak istemediğim gündem var ki, içine konmuş olduğu tencere de pişen kurbağa misali millet.

Hiç bir şeye gerek yok, hukuksuzluğa, demokrasi dışına taşmaya kanunsuzluğa gerek yok... Bakalım kuzu milletimin "seçim"deki kararı ne olacak..

Pazartesi, Mart 01, 2010

aklımdakiler

hem muktedir hem de mazlum ve mağdur olmak
ne kadar olmayacak gibi geliyor insana
ama bazıları hem iktidar hem mazlum
hem de mağdur olabiliyor üstelik
birileri bunu yutuyor
anlayamıyorum.

gerçek bir demokrat
yazarların ne yazacağını patronların
onlara söylemesini  emreder mi?
yahu demokrat kardeşler neredesiniz
neden tepki yok onu da bilemedim



binlerce karşı imza kampanyasına,na
teknelerin olumsuzluğu
ve allah korusun yakında
çok tatsız kazaların olabileceğine rağmen
İDO adalara hala vapur yerine
motor kaldırıyor

Tekel işçilerine verilen süre
yarın doluyor
heyecan had safhada
bugün eylemin 77. günü

Hayret Fenerin yenildiği bir hafta
Galatasaray maç kazandı

118 18 mi 118 80 mi?

Herkese iyi haftalar

Salı, Şubat 23, 2010

Haydarpaşa otel oluyor

Gözümüz aydın rant şebekesi faaliyetlerine devam ediyor.
Bence istanbul içinden geçen tren yollarını da söküp imara açsınlar ama ne güzel rant elde edilir beeee

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından onaylanarak koruma kuruluna gönderilen Haydarpaşa Garı ile ilgili imar planında tarihi bina “gar, kültürel tesis, turizm ve konaklama” alanı olarak belirlendi. 
Planda Haydarpaşa Limanı’nın gerisindeki bölgeye yüzde 60 oranında yapılaşma getiriliyor. Plan ile Moda’dan başlayarak Salacak’tan Üsküdar’a kadar uzanan sahil şeridi ticari yapılaşmaya açılıyor. Bu imar planı hayata geçerse Haydarpaşa ve çevresi kamunun kullanımına kapatılacak.
Halbuki koruma kurulu daha önce Haydarpaşa Gar ve liman bölgesini SİT alanı ilan ederek gönderilen planları reddetmişti.

İBB Meclisi tarafından 18.12.2009 tarihinde oyçokluğuyla kabul edilen imar planı ocak ayında 5 No’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na gönderildi. Birleşik Taşımacılık Sendikası (BTS) 1 No’lu Şube de 19 Şubat 2010’da koruma kuruluna bir dilekçe vererek birçok sakınca içeren planının onaylanmamasını istedi. Kamuoyundan sır gibi saklanan planın en önemli kısmı olan “TCDD Gar, Çevresi ve Geri Sahası Bölgesi” ana başlığının altındaki 5. madde de “Haydarpaşa gar binasının zemin katı TCDD işletmesinin ihtiyacı ölçüsünde gar hizmetleri için kullanılacaktır. Geri kalan kısımsa kültür merkezi, (kongre, konser, sergi gibi) sosyal tesis ve konaklama tesisi olarak kullanılabilir” deniliyor. 


BTS, bu madde ile Haydarpaşa Garı’nın demiryolu işlevinin sonlandırıldığını ve tarihi yapıya “otel” işlevinin yüklendiğini vurguladı. 

Planda yer alan “Alanın içeriği liman geri sahası olarak tanımlanan bölge, turizm bölgesi ve karma kullanıma konu olacaktır. Bölgede yer alacak konaklama tesisleri alanın yüzde 60’ını teşkil edecektir” maddesi de dikkat çekti. Sendika bu maddeyi “Alanın tamamının yüzde 60’nın konaklamaya ayrılması bu alanı oteller bölgesine çevirmektedir” diyerek eleştirdi. Sendika, alana yeni bir gar binası yapılmak istendiğini vurguladı.

Bölgede yer alan “Ticaret alanları”nın hizmet sektörüne de hitap edeceği, prestijli konut ve günübirlik turizm tesisleri olarak düzenlenebileceği belirtilerek emsal 2.07 verildi. Bu madde ile Rıhtım Caddesi’nin İbrahimağa Köprüsü’ne uzanan bölümünde yapılacak ticaret alanlarına en yüksek yapılaşma emsalinin verilmesi eleştirilerek “132 bin 690 metkeralik alanda 274 bin 970 metrekare gibi toplam inşaat alanı olacaktır. ‘Alan kamusal kullanıma açılacak’ ilkesi burada tümden terk edilerek parası olana kamu arazisi üzerinde prestijli konut edinme imkânı sunulmaktadır” denildi.

Kruvaziyer limanı

“Liman alanı ulusal ve uluslararası yolcu taşımacılığına hizmet verecek şekilde düzenlenecektir” maddesi ve helikopter pisti yapma projesi ile adı konulmasa da Haydarpaşa’nın kruvaziyer limanına çevrileceği belirtildi. Planda “TCDD Sosyal Tesisi” ve “Belediye Hizmet Alanları”nda yapılaşmaya kat sınırlaması da getirilmedi.

Perşembe, Şubat 18, 2010

Lafonten'den (La Fontaine) den masallar

Fabl üstadı Lafonten den bir masal bugün

Hırsızlar Ve Eşek 

İki hırsız, çaldıkları bir eşek yüzünden kavga etmeye başlamışlar. Hırsızlardan biri satalım, diyormuş; öteki ise satmamakta direniyormuş. Sonunda kavgaya tutuşmuşlar, Başlamışlar yumruk yumruğa kavga etmeye...
Onlar sille tokat kavga ededursun, bir üçüncü hırsız gelmiş eşeği çekip götürmüş.
Eşek, bazen bir ülkedir. Hırsızlar ise krallar.O kadar savaşırlar, uğraş verirler; fakat aldıkları hiçbir ülke kendilerine kalmaz.Onlar savaşadursun, hatta üçü de savaşsın; bir dördüncü hırsız çıkar, üçünün de canına okur.
Yapılacak en güzel şey uzlaşmaktır. İnsanlığa faydalı olan en güzel şey ne ise onu yapmaktır.
Ne diyelim,anlayana...

Üstadın toprağı bol olsun, iyi haftasonları

Salı, Şubat 16, 2010

yandaşiizm.... dönekizm

yeni trend yandaşızm.
eh iyi avanta var.
ticaret var 
kollama var
ikbal var
iktidar var
hatır gönül var,
arsa, gemi,  
birinci adım eşinin başını kapat ve ev hanımı yap
sende de dudak üstü tıraşlanmış bıyık
hafiften camide cemaatte görün,
şerbet, iftar 
cumhuriyet ve kurumlarına müstezi çamurlar at 
sonra yürü ya kulum.
peki sonra,
hani olurda iktidar değişir de 
soru soran falan olursa
o zaman gene kolay
bu defa
dönekizm...

Perşembe, Şubat 11, 2010

bakalım şöyle bir

Başvekil sinirli, hırslı ve asabi, acaba nedendir dedim, sonra öğrendim ki yapılan bir komuoyu yoklamasında oyları %30 çıkmış yani gene de birinci parti ama diğerlerinin oy oranına bakılırsa koaliasyon mukadder...
Başvekil  sinirli, hırslı ve asabi.....

Artık seçim sathı mailine ( seçim eğlimli düzlemi) girdiğimizi gayet iyi anladım hatta erken seçim, nereden mi çıktı
eee çok basit başbakan başörtü ve imam hatip söylemlerine başladı, yahu kardeşim 8 yıldır her iki kişiden birinin oyunu alarak iktidarsınız neden düzeltmediniz. Yok işlerine gelmez zira üzerinden siyaset yapılacak materyal kalmayacak.

Başbakan diyor ki, "ben imam hatipli olduğum için mi böyle yapıyorsunuz?" yahu muhterem başörtü Çankaya'da imam hatip ise başbakan daha ne yapsınlar...

Cumhurbaşkanı siyasiler arasındaki polemiğin 1 hafta haber yapılmamasını istedi, canımk sansür illaki zorla değil rica ile de olur.

Arınç, Meclis’teki olaylı oturumda makam odasını bastığı TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu’dan telefonla bağlandığı televizyon programı aracılığıyla özür diledi. Arınç “Eleştirilerimin dışında, hareketimden kastımı aşan bir nokta olduğunu düşünüyor ve özür diliyorum” dedi. Keşke bizzat bastığı odaya gidip bilfiil özür dileseydi ama Aferin yahu, umarım bir daha da yapmaz... 

Ekonomiden;

*Batık kredi kartı oranı yüzde 12’yi geçti, kredi kartı borcunu ödeyemeyenlerin sayısı neredeyse ikiye katlandı. *Yoksul sayısı 12 milyon kişiyi aştı. 
* Toparlanma yok: 2008 yılı 2. çeyreğindeki üretim 100 olarak alındığında, Türkiye 89.2 ile benzeri 16 ülke arasında 9. sırada. En hızlı toparlanan ülke 101.6’lık endeksiyle Kore. Tayland, Avusturya, Brezilya, Romanya, Şili, İsrail, Meksika, Türkiye’den hızlı toparlandı.

* Sermaye girişi yüzde 92 düştü: Sermaye girişi aynı dönemde yüzde 91.7 azalarak 2 milyar 936 milyon dolara düştü. Türkiye’ye yapılan doğrudan yabancı sermaye yatırımları 2009’un 11 ayında yüzde 59.2 düştü, 6.9 milyar dolara geriledi. Net turizm gelirleri yüzde 7.2 azalarak 16 milyar 542 milyon dolara düştü.

* Kart borçları patladı: Kredi kartlarında batık oranı yüzde 12’leri aşarak 2004 yılından bu yana en yüksek seviyesine tırmandı. Ödenmeyen kredi kartı borçları miktar olarak yüzde 604 yükseldi, borçlu sayısı son 1 yılda 1 miyon 327 bin kişiden 2 milyon 459 bin kişiye çıktı.

*Senetler protesto edildi: 2009’da 7 milyar 66 milyon TL’lik 1 milyon 451 bin 464 adet senet protesto oldu.

* Elektrikler kesildi: Eylül 2009 itibarıyla son bir yılda toplam 6 milyon 633 bin 481 abonenin borcu nedeniyle elektriği kesildi.

* Zamlar yurttaşı bunalttı: ÖTV artışının ardından benzin fiyatı 3.64 TL’ye, 12 kilogramlık mutfak tüpü 50.6 liraya çıktı. Bira, köprü, otoyol zamlandı. En pahalı benzin Türkiye’de.

* Yoksulluk arttı: TÜİK’e göre gıda artı gıda dışı yoksulluk oranı yüzde 17.11’e çıktı. 12 milyon yoksul var. Hane halkının kullanılabilir gelirine göre borcu yüzde 26.2 dolayında.

* Borç stoku 441 milyar lira: Merkezi yönetim brüt borç stoku bir yıl öncesine göre 61.1 milyar liralık artışta 2009 sonunda 441.4 milyar liraya, iç borç stoku, yine 55.2 milyar liralık artışla 330 milyar liraya çıktı.

* Gerçek işsizlik oranı yüzde 19: Resmi verilere göre işsiz sayısı Ekim 2009’da 3 milyon 299 bin kişi, işsizlik oranı ise yüzde 13. “İş aramayıp çalışmaya hazır olanlar” eklenirse gerçek işsiz sayısı 5 milyon 196 bine, gerçek işsizlik oranı yüzde 19’a yükseldi.

Kalın sağlıcakla kalabilirseniz. 

Salı, Şubat 09, 2010

şöyle bir bakalım

Başbakan bu gün grup toplantısında gene kızdı, önce Greenpeace'cilerin salonun balkonunda açtıkları pankarta kızdı, zavallı adamı polisleri bir aldılar ki, o yüz ifadelerini görseydiniz belki görmüşsünüzdür... Gayet demokrat bir tavırla adamı derdest edip salondan yaka paça çıkardılar. Sonra dedi ki muhterem, biz faşizmi bilmeyiz, o başka partinin işi. allah allah kızdırmayın yahu.....Ne öyle protesto falan vatan hainleri....

EMASYA protokolü sessiz sedasız kalktı bu kadar kolay kalkıyordu da neden 7 senedir kaldırmadı acaba muktedir parti....

Tekel işçileri bu defa yandı, bir hükümet yetkilisi dedi ki bu işçilerin arasında malum terör örgütünün militanları var, vay be  ... vay ki vay.... Muhterem o işçilerin arasında, Trakya'lısı da Güneydoğu'lısı da var Kürt'te var haaa eğer her Kürt malum örgüt militanıysa bilmem..

Merak ettiğim birşey var, bakıyorum da malum örgüte sempati ile bakanlar ona KEKE diyor, aksi düşünenler KAKA diyor neden keke neden kaka....

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Meclis'teki yumruklu kavganın ardından sert bir uyarı yaptı: "Bundan sonra MHP sıralarına 1 metre yaklaşan ne olacağını görür." Bahçeli, Meclis'teki kavgayı "9. Haçlı Seferi"ne, MHP'li vekillere saldıranları da "Haçlı kalıntıları"na benzetti. Allahım ya, iyi ki lig tv yi kapattırdım artık maçı Meclis tv den izleyeceğim.. baksanıza bir metre kuralı, haçlılar hilallere karşı La havle vela.....

Perşembe, Şubat 04, 2010

sulu mu da kuru mu

Yahu bugün ikinici bir post yazmak vacip oldu,
muhterem Başbakan, sigara yasağının 2. yıldönümü minasebeti ile yeşilayda  konuştu ve be buyurdu ki "Sigara terörden daha tehlikeli" dedi. Hatta "Hem kurusu hem sulusu hepsine karşıyım " diyerek alkolün de sigara kadar zararlı olduğunu söyledi. Başbakan, sigara yasağından taviz verilmeyeceğini de açıkça dile getirdi ve "Muhalefetin yasak kapsamının daraltılması önerisine izin vermeyeceğiz" diye konuştu.
Ey Cenab-ı Rabbelalemiin sana hamdüsenalar olsun, artık beni zararı dokunacak şeyleriden koruyan  benim için  beniim yerime karar alarak beni hayırlara ulaştıran bir ilahi merci var !!!!!
Artık kapalı alanlarda alkol alımı da yasaklandı sayılır ( en azından bu iktidar muktedir olduğu müddetçe)  ... şey hacı... bir maruzatım var, doktorum bana akşamları bir veya iki kadeh kırmızı şarap önermişti, şimdi ne yapayım...... ?

Gündem,

Tekel işçileri, ölüm orucunda, memlekette grev dalgaları, halk işsiz, iş ve aş için asgari ücretin çok altına bulabildiği her işte, insan onuruna yakışmayacak şartlarda çalışmaya razı, bir kısım insan iş bulmaktan umudunu tamamen kesmiş, kahve köşelerinde ya da evlerinde oturuyor, gaza, beze,tuza, sebzeye herşeye deliler gibi zam gelmiş, şu anda yıllık enflasyon %8.5 daha da artacak gibi görünüyor.....

Ne şanslı bir hükümet, normal şartlarda, başka bir memlekette bunlar olsa hükümet sallanır, hatta yıkılır, oysa bizde muhalefet neredeyse hiç bir işe yaramadığından, bunların esamesi okunmuyor, bunun yerine konumuz olmayan darbeler, iki yıl önce yaşanmış başörtüsü olayının yeniden ısıtılıp herhalde özellikle medyaya sürülmesi, asabi bas bas bağıran bir hükütmet başkanı....

Dedikoduya seven memleketim insanı bayılıyor bunları dinlemeye, bunları konuşanlara prim vermeye, yahu varoluş sebebi tamamen, beceriksiz muhalefet ve dinsel konular olan bir hükümet, dünyada paranın oluk gibi aktığı dönemlerde paşalar gibi yaşadı, zaten daha önceki hükümetin hazırlayıp bıraktığı ekonomik paketlerle, vaziyeti idare etti, sonra kriz "teğet geçti" yani takke düştü kel göründü eee ne yapalım gene başörtü meselesi, gene olmamış darbelerden gündem yaratma gayretleri.

Halk uykuda, allah rahatlık versin....

Bu arada verdiğiniz Sevgili Tanya'mıza verdiğiniz oylar için teşekkürler... unutmayın, bu oyları 24 saatte bir verebiliyorsunuz, ilginizi eksik etmemeye devam edin.. 
www.bursayuzme.org, sağ yandaki 6. sırada.... 

Pazartesi, Şubat 01, 2010

yılın sporcusu

Hafta sonu çok hoşumuza giden bir olay oldu, baktık ki canım sevgili kendi dalında yılın sporculuğuna aday gösterilmiş, doğrusu çok gurur duydum....

Yıllar sonda veteran olarak döndüğü spora muntazam ve ciddi  antrenmanlar ile hazırlandı, iddia veya para için değil spor için çalıştı, şenlendi, tam disiplin içinde yarışlara katıldı ve güzel dereceler ve de tonla madalyalar aldı...

Şimdi hamile bir sporcu olarak doğumdan sonra katılacağı yarışlar içi plan yapmakta de de sporcu bir Aliş yetiştirmek niyetinde.
Canım sevgiliye oy vermek isterseniz lütfen www.bursayuzme.org sitesinde sağ yanda altıncı sırada bulunan kısımda Seçil Tanya Özkan Saran'a tıklayın, böylece ona gelecek projeleri için daha da güç ve şevk kazandırın....

Cuma, Ocak 29, 2010

gundemdem

Alevi Kurultayı
A K P , örnek bir hareketle alevi kurultayı düzenlemiş, allah razı olsun, ancal kurultaya en büyük Alevi örgütü olan Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ile Alevi Kültür Dernekleri’nin çağrılmamasını protesto ederek katılmadı.... hülasa, alevisiz alevi kurultayı.. Hani bir zamanlar bir milli eğitim bakanı şu okullar olmasa ne milli eğitimi ne güzel yönetirdim demiş ya aynen öyle...

Gaz meselesi
Bu defa gaz veren gazeteciler değil yahu,,,, doğal gaza gaz  pardon zam kapıda, zaten millet şu andaki fiattan muzdarip, geçtiğimiz günlerde Fikirtepe cıvarından geçtik  hava kirliliğinden göz gözü görmüyordu.. Ne yapsın millet çoluk çocuğu dondorsun mu ??
Bir de Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Türkiye'nin Azeri doğalgazı için ödediği fiyatın düşük olduğunu belirterek, "Bu şartlarda devam edemeyiz" dedi, biz bunlarla ayni miilet ayrı devletiz ya, canlarım benim hiç sevmem zaten.....

Tuz meselsesi
Dünya harikası tuz gölümüz ölüyori biliyor musunuz ? Türkiyen'nin tuz ihtiyacının %70'ini karşılıyor, dünyada tek üstelik muhteşem bir ekosistem barındırıyor, ama bir çok meşgulüz, darbe var listeler var, cemaatler var lanet olası yoğun bir gündem var...

Aliş...
Hafta sonu Aliş'e biraz Dvorjak dinleteceğim.....biraz da Bartok. Bakalım secvecek mi???


Haydi herkese iyi haftasonları, tembellik etmeyin evde de olsanız dışarı da çıksanız, bol bol faaliyetler yapın...

Perşembe, Ocak 28, 2010

hafta ortası muhabbetleri

Davos meselesi,
Herkesi mest eden, medarı iftiharımız "van münüt... olmaz... van münüt" olayında Başbakan dedi ki "daha da Davos'a gelmem" sözünü tuttu gitmedi, ne kadar gurur okşayıcı bir durum, ama bu sene Davos'ta abiler krizden çıkışı konuşacak, ilk ağızdan onları dinleyecek söyleşi yapacak bir hükümet yetkilisi yok, eh tabi Başbakan gitmeyince "gideceğiz" diyen bakanlar da gitmedi. Oysa gitselerdi, miilete ne kadar salak olduklarını, bizde krizin teğet geçtiğini, işsizlik sorunumuz olmadığını,bankalrın aslanlar gibi kâr ettiklerini, vatandaşın kredi kartı borcu olmadığını, işçilerin huzur içinde merhametle çalıştırıldığını anlatsalardı ne güzel olurdu.

Basın meselesi,
Taraf gazetesi demiş ki "bu belgeler in hepsi doğru , başka belgeler yanlış, doğru belge birtek bize gelir" vay be ne gazete, başlı başına gizli servis gibi, üstelik ellerinde her duruma uygun gazeteci listeleri de var.. Helal olsun. 

Gaz meselesi 
Bu günlerde şiddetli gazım var, sabah kalktığımdan başlayıp günün her saatinde devam eden bu gaz o kadar rahatsızlık verici ki, inşallah kurtulurum... Haaa gaz dedim de  başbakan  yeter artık bize gaz vermeyin demiş, hani taraftarlığı kendinden menkul bir yağcı basın var ya oradaki köşe yazarı abilere.... yetti yahu rahat bırakın adamı zaten muhalif basını zaptırapt altına alabilmek için didiniyor bir de siz gaz veriyorsunuz aaaa!!!! ayıptır günahtır yahu...

Demokrasi meselesi. 
En çok ne kadar demokrat olduklarını söyleyenlerden korkarım, mim koyarım takip ederim...... Demokrasi söylem değil eylemdir hacı, lafla peynir gemisi yürümüyor, kendine demokrak başkasına başka olunmuyor....

Denetleme meselesi
Maliye şimdi bir kısım işçi sendikalarını denetlemeye almış, allah allah acaba neden, "demokrasiden".... 

Tekel işçileri meselesi
Başbakan, Tekel işçilerine randevu vermiş, oh hayırlısı, şimdi onlara "merhamet " edecek 

Meşhur laf:
"Bir şeyin şuyuu vukuundan beterdir, yani mealen birşeyin lafının çıkması olmasından beterdir, yahu darbenin  kendisinden daha zararlı bir darbe muhabbetidir gidiyor, acaba bundan kim çıkar sağlıyor ??? Hmmm bilmem...

Suç duyurusu meselesi
"Balyoz Planı"na ilişkin iddialar kapsamında "tutuklanacaklar" listesinde yer aldığı ileri sürülen gazeteciler adına bir açıklama yapan Nazlı Ilıcak, "Özellikle parlamentoda temsil edilen siyasi partileri harekete geçmeye davet ederken adları 'tutuklanacaklar' listesinde yer alan gazeteciler olarak bizler de suç duyurusu yapacağımızı bu vesile ile açıklıyoruz" dedi. ,
Yahu canlarım bu arkadaşların hepsi yandaş medya değil mi, zaten el üstünde taşınıyorlar şimdi, ( hoş arada tatlı azarlar da işitiyorlar ya) ne oldu şimdi muktedirken, mağduru oynuyorlar. Canlarım ya ah ah ah!!! 

Mesih meselesi
Papa II. Jean Paul'e suikast girişiminde bulunan ve Abdi İpekçi cinayeti hükümlüsü olan Mehmet Ali Ağca'ya dans yarışmasında jüri üyeliği teklif edildiği iddia edildi. Yapım şirketi, Ağca isminin yarışmacı olarak geçtiğini belirtti. 
Ayp ayıp koskoca mesihe böyle teklifler yapıyorsunuz yakışıyor mu? Benim her malzemeden kâr çıkartan ahlaklı medyam...

Ağa meselesi
Canım yaaa, Barzani bizdeki bazı durumları demokratik bulmadıklarını söylemiş, ah be gülüm , ah be aşiret ağası, nerede bizde sizdeki demokrasi, sizden öğreneceğiz herhalde, ah be ağa....

Irak meselesi
Eski lokantanın yeni garsonu Barak bey demiş ki :  "Irak'taki Amerikan askerleri ağustos sonunda evlerine dönecek" canım amerikan yanlısı ıraklı ekip yanlız kalınca ne yapacak acaba .... Hmmm gene bilemedim. 

Yeter bugünlük, iyi haftalar. 
 

Pazartesi, Ocak 25, 2010

Haftaya Başlarken

Kar meselesi:
Kar... kar derken kar yağdı nihayet, halen de evam etmekte, bir yandan özlemle beklediğimiz kara sevinirken diğer yandan da bu soğukta yaşam savaşı veren insanlar olduğunu bilmenin hüznü var....

Digitürk Meselesi:
Futbol manyağı bir adam değilim, ayda yılda bir evde Tv'de maç izlerim, ama genellikle pazar akşamları Lig TV deki Maraton programına zaplar orada Şansal Büyüka ve Erman Toroğlu'nu izlerim kah güler kah kızar ama genelde bunu izlediğime pişmak olmam.
Dün gene açtım baktım ki o saatlerde karşımda devlet memuru kılıklı bir program var hatta bana TRT'nin tek kanal olduğu dönemlerdeki spor prgramlarını hatırlattı saman kıvamında bir program.
Sonra hatırladım ki Şansal Büyüka Erman Toroğlu programı klüplerce istenmediği için yayından kalkmıştı evet bu gerçek olmuştu, baskın düzen bu ikiliyi sindirememiş yok etmeye karar vermiş ve neşterlemişti.
Kurulduğundan beri Digitürk ve olduğundan beri de Lig Tv  abonesiyim, ayda neredeyse 50 lira gibi bir ek parayı bu kanala ödüyorum. 
Bu sabah üyeliğimi iptal ettim, nedeninin de bilimesi için özellikle söyledim. bu işten yıllık kazancım ( eğer lig tv'nin zamlar yapacağını düşünmezsek) yaklaşık 600 lira istediğim yerde parayı basıp seyrederim.... Konu ufak hesap değil bir protesto.....

Sivil diktatorya meselesi:
Başbakan şöyle demiş 
Biz bu ülkede sivilleşmenin mücadelesini veriyoruz ve sivil diktatorya bizimle bu ülkede son buldu. Diğer diktanın da son bulduğu gibi mafyası, çeteler hepsi bizimle son buldu. Hepsi sükûn etmeye başladı.”
Aman ne güzel maşallah, maşallah.

Yeri zor doldurulacak kayıp
Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) 1993 yılından beri yönetim kurulu başkanlığını yürüten kültür insanı, fotoğraf sanatçısı ve yazar Şakir Eczacıbaşı yaşamını yitirdi, özellikle sanat açısından yeri çok zor doldurulacak bir kayıp

Anma....
Uğur Mumcu, tüm yurtta düzenlenen etkinliklerle anılırken katillere lanet yağdı.... Yağdı da ne oldu, eski hamam eski tas, onda değeri kaybettik netice nerede.....

Herkese iyi haftalar 

Çarşamba, Ocak 20, 2010

iş meselesi

Son iş seyahatimi 1999 yılının eylülünde yapmıştım, daha sonra kendimi emekliye ayırmış elime iş manasında kağıt kalem almamıştım, hatta yıllarca saat bile takmamıştım.....

Bu gün bir proje sebebi ile kendimi yıllarca önce çok sevdiğim ama bırakmak zorunda kaldığım bir iş alanında İzmir'de, Aliağa'da buldum....Çok öncelerde kalan hatıralarımda olduğu gibi, bloknotum, kalemim yanımdaydı, o zamanlardan farklı olarak sevgiliden araklanmış bilgisayarım da.....

Gene çok uzaklarda kalmış standard ritüelleri yaptım, uçakta sorularımı not ettim, varışta kiralık arabamı aldım, varacağım yere gittiğimde saatlerce en ince detaylara kadar araştırdım. Tesiste ayak basmadık yer bırakmadım... Balık lokantasına iş yemeği yedim gayet formal... Havaalanına dönünce notlarımı tuttum...... Fizibilite hesapları yaptım... Pek unutmamışım... Hala disiplinliym yaymadım kendimi...Ellerim biraz paslanmış ama gene de iş var.....Yorulmadım ....Gene de garipsedim halimi...

 Yıllardan beri canım sevgili olmadan yaptığım ilk yalnız  uçuş, elimi tutan o güzel ele bol bol özlem hissi gene de görev bilinci..... 

Organizasyonu yapan canım sevgiliye, araba organizasyonu için SED e teşekkürler....

Salı, Ocak 19, 2010

gene kısa kısa

  Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Kimsenin hayat tarzını değiştirmek gibi bir niyetimiz olmadı" açıklamasına benzer bir açıklama Sağlık Bakanı Recep Akdağ'dan geldi. Akdağ, "Bu süreçte farklı yaşam tarzları olabileceğini de kabullendik" demiş, hayır mı şer mi? bilemedim...


Birilerinin modeli olan Endonezya'da deprem oldu yurdum ayağa kalktı her kanaldan yardım toplandı, inşaatlar yapıldı daha neler neler, şimdi Haiti'de deprem oldu kimseden çıt yok , anlamadım acaba neden, yoksa dinle falan alakası mı var? Yoktur herhalde....


Vicdani redci, asosyal, kişilik sapmalı, katil, mesih, çürük raporu aldı, şimdi beş yıldızlı otelin 23. katında dinleniyor, onu dinleyecek salaklara basın bülteni hazırlıyor. Acaba gene ingilizce mi yapacak.. Bence latince yapsın hazreti entellektüel....tüm medyaya seslensek bu adamın peşine kimse gitmese orada tek başına kalakalsa ne olur bu dersi verecek cesaretiniz yüreğiniz olsa ey medya

 İstanbul'da kar yağışı başladı. Kentte hayatı felce uğratacak bir yağış beklenmiyormuş

Tekel işçileri 35 gündür direniyor, şimdi açlık grevine başlayacaklar, gene onları kaale alacak bir hükumet mercii yok...

Hükümet anayasa değiştirmek istiyor, Anayasayı değiştirmek isteyen iki parti var parlamentoda, biri laikliğe karşı odak olmaktan ceza almış olan parti diğeri de partileri kapatılıp milletvekillerinin bazıları bir yedekle grup kurmuş yeni parti.... Haydi hayırlısı.... 

Tam Gün Yasa Tasarısı nedeniyle bugün bazı hastaneler hizmet vermiyor. Sağlıkçıların bir kısmı çalışıyor, bir kısmı ise eylem yapıyor, iş bırakıyor. Burada da karmaşa anlaşılmazlık ve karşılıklı inat var...

Hrant Dink, Şişli'de, 3 yıl önce hayatını kaybettiği gazete binası önünde düzenlenen törenle anılıyor. Perdenin arkası gene karanlık....

Pazartesi, Ocak 18, 2010

kısa kısa

** Katil Mesih hapisten çıktı, şimdi dolar milyoneri olacak bu kadar ahmak   varken  onların da kafasını  doldurur, peki Abdi İpekçi'yi mezarından             salıverecek bir güç var mı?  

** Taşeron mesih vicdani redci olmuş oh iyi artık eline silah almayacak 


** Gözümüz aydın  Bayan Rahşan Ecevir DSHP'nin başına geçmiş, oh be nihayet  yurdumuzu kurtaracak bir başkan ve parti 


** İstanbul Avrupa Kültür başkenti, ama bir opera veya konser salonu yok.


** Hüsamettin Cindoruk Konya'da  “Başbakan’a ‘diktatör’ demeye gönlüm   razı olmuyor ama hükümetin   kurmaya çalıştığı mekanizma buna             benziyor ” demiş. 


** Krizin etkisiyle gelirlerinde sıkıntı yaşayan Maliye Bakanlığı’nın para cezalarıyla elde ettiği gelir yüzde 33.6 artmış.


** iyi haftalar

Perşembe, Ocak 14, 2010

987654321 no'lu birim

Hafizam beni yanılmıyorsa 60 lı yılların sonuna ait bir İngiliz filmiydi, siyah beyazdı. Kasvetli çekimleri filmdeki kasveti daha da baskınlaştırmaktaydı. Filme neredeyse tamamen tektip olmuş insanlar üzerlerinde de yazılı olarak nedilerini mesela X- 635483 ( bu yazıdaki tüm rakamlar uydurmadır) olarak tanıtıyorlardı. 
Aman allahım ne feci bir durumdu, kişilikler tamamen silinmiş varlıksal olarak bir sayı kümesinden ibaretti insanoğlu.....


Geçtiğiniz günlerde ismi lazım olmayan bir dev zincir mağazadan alışveriş yaptık, Fatura kesimi sırasında bana vatandaşlık numaramı sordular.Adım önemli değildi ama o numarayı söyleyemezsen durun karşıktı..... O anda düşündüm ki artık ben adı soyadı ile değil belli bir numara ile anılan bir birimim.

Ne hazin, belli rakkamlara bağlı olarak,herşeyim kayıt altında herşeyimi birileri takip ediyor. Ne yerim ne içerim, nerelerden alışveriş yaparım, tatile gidermiyim, gitmezmiyim, afedersiniz kadınsam periyodumda kullandığım pedin markası, erkeksem belli malzemenin markası, popomu hangi tuvalet kağıdı ile silerim.... Mesela artık, sorulduğunda "yok ben içki içmiyorum" diyemezsiniz zira kredi kartı slibinizde herşey ayan beyan oratada, Hiç bir özeliniz yok. 

Cebimizdeki telefon o anda nerede olduğunuzu hemen belirliyor, birileri cvep telefonunuzu açmasanız da sizi dinliyebiliyor, en mahrem halleriniz bile ortada....

Devlet içinde, ona  gelir sağlayan belli bir sayı grubundan ibaretsiniz.

Benim  için bir insan, adı en son tekrarlandığı gün ölür, bu durumda yakında yaşasak bile ölüyüz. Çünkü adımız yok, yani olmasa da farketmiyor.
Çok yakında bu numara doğumdan hemen sonra dövme ile omzunuza kazına bilir, hatta bir çipi siz hiç farketmeden cildinizin altına koyabilirleri ya da artık çocuğuma ne ad vereyim derdi de ortadan kalkar doğruca kimlik numarasını isim soyad olarak ver hem çocuk rahat etsin hem de devlet..........
Truman Show filminde olduğu gibi bir sahte dünyada yaşayıp giderken birileri de sizi devamlı izler.....

Ne kadar klostrofobik bir durum her yerden bağlısınız, sakın şöyle düşünmeyin, "aman canım beni çekinecek bir şeyim yok ki" unutmayın herkesin özelinde tutmak istediği, kimselerle paylaşmak istemediği üstelik çok da masum durumlar mevcuttur.......

Ben 987654321 no'lu insan birimi. DUT... DIT..... DIIIIIT.... DIT... DIT......

Salı, Ocak 12, 2010

Domuz gribi halleri

Avrupa Konseyi Sağlık Birimi Şefi Wolfgand Wogard domuz gribi salgınının dünya çapındaki panikten faydalanmak isteyen ilaç firmalarının başlattığı “sahte bir salgın” olduğunu söyledi.

Bu konu ile ilgili haberi çeşitli kaynaklardan duymuştum ancak Wolfgand Wogard bugün bizzat  CNN Türk televizyonunda canlı yayında da bir kere daha durumu izah etti. 
Aslında çok şaşırmadım bu işin altında hep bir bit yeniği arıyor ancak abartığımı düşünüyordum.

Wogard, domuz gribi tedavisinde kullanılan ilaç ve koruyucu aşıları üreten şirketleri Dünya Sağlık Örgütü’nün domuz gribini bir salgın olarak tanımlama kararını etkilediğini savundu. Bu sayede ilaç firmaları “dev kazançlar” elde ederken, İngiltere dahil pek çok ülke zaten kısıtlı olan sağlık bütçelerini bu nispeten hafif hastalığa karşı aşı kampanyaları düzenlemek için harcadı.

Wogard’ın bu süreçte ilaç firmalarının rolünün incelenmesi yönündeki teklifi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin sorumluluğunu da üstlenen Strasbourg merkezli Avrupa Konseyi’nde kabul edildi. Konuyla ilgili acil durum müzakereleri önümüzdeki ay yapılacakmış

Demek Başbakan'ın  "aşı yaptırmam" derken bir bildiği varmış.
Neler oluyor hayatta acaba bu iş dünyaya ve bize kaça maloldu ve altından daha neler çıkacak.... 

Cuma, Ocak 08, 2010

Motosiklet terörü

Sevgilinin muhteşemce ayarladığı, her dakikasından keyif aldığımız Londra'da yılbaşı seyahatimiz güzelce başladı ve bitti.
Yurt dışı seyahatlerinde, kaç kere gitmiş olursak olalım hep etrafı gözlemlemek gibi bir huyum vardır. İnsanların yaşayışları, olup bitenler, bir turist değil, oralı gibi olmak ve hissetmek isterim.
Her defasında olumlu ya da olumsuz haller görür aklımın bir köşesine not ederim.
Londra'da Oxford Street'te yürürken, olgun yaşlardaki bir kadının bisiklerini elinde tutatak yürümekte olduğunu gördüm. Yaya kaldırımda o da bisikleit ile gitmekte ama onun üzerinde değil elinde tutmaktaydı. Bu bana bizim yaya kaldırımlarımızı düşündürdü. 
Maalesef yaya kaldırımlarımız, kargocu, hamburgerci, kebapçı, pizzacı ve de sucu motosikletlerin kol gezdiği bir cadde hatta yarış pisti haline gelmiş vaziyette.
Üstelik hak gibi gördükleri bu davranışa tepki verdiğinizde ya nemelazımcı ya da asabi bir tavır sergilemekteler.
Kaldırımda yürümeniz mümkün değil zira her an arkanızdan deli gibi bir süratle gelen bir motosiklet ya da bisiklet  belirmesi olası.
Üstelik bu motosikletliler, her yola istedikleri gibi ve son derece yüksek hızlarda giriyorlar,. Araba ile giderken sağınızdan, solunuzdan, karşınızdan en dar aralıklardan gelebiliyorlar, artık onlara çarpmamanız allaha kalmış oluyor. 
Yaya kaldırımındaki hali düşünün, keyifle yürüyorsunuz, belkide yeni yürümeye başlayan çocuğunuz da bir kaç adım önünüzde, zırt diye gelen bir motor, üzerinde ağzında sigara kasksız ya da kaskı kafasına takke gibi takmış biri, gözü kararmış malum pizzayı 30 dakikada yetiştirecek ya, ya da bir sucu motorun üzerinde, arkasında ve de bacak aralarında en azından dört büyük su bidonu. Deli gibi gidiyor, umurunda değil sanki hayatta kaybedecek birşeyi yok, siz de umurunda değilsiniz. O istediği gibi gidiyor, isterdiği ters yola giriyor, size kafa tutuyor, motoru istediği yere park edebiliyor. Zira yaya kaldırımları onun tabii yolu ve de hiç bir trafik işareti onlar için geçerli değil. Tam bir vahşi batı görüntüsü..
Acaba bunları denetleyecek bir merci yok mu, trafik polisleri yalnızca geceleri, belli noktalarda pusu kurup, içkili yerlerden çıkanlara alkol muayenesi mi yapar... Neden kaldırımlarda ters yönlerde istiab haddini çok aşmış bir yükle yarışçı sürati ile giden scootercilerle ilgilenmez.
Birgün yaya kaldırımında bir vahşet yaşanacak bunun önüne o zaman mı geçmeye çalışılacak....
Avrupa birliğine girmek mi ? Hadi canım.... 

Cumartesi, Aralık 26, 2009

İyi seneler

Herkese aşk dolu, mutlu, sağlıklı, afiyetli, başarılı, bol ve temiz kazançlı bir yeni sene dilerim.

Herşey gönlünüzce olsun, yeterki gönüllerdeki güzel ve tertemiz olsun, birimizin mutluluğu diğerinin gözyaşı olmasın, gönüller de ağızlarda temiz olsun, alınlar hep açık olsun 

Kin ve nefret hep uzaklarda olsun.