Perşembe, Şubat 11, 2010

bakalım şöyle bir

Başvekil sinirli, hırslı ve asabi, acaba nedendir dedim, sonra öğrendim ki yapılan bir komuoyu yoklamasında oyları %30 çıkmış yani gene de birinci parti ama diğerlerinin oy oranına bakılırsa koaliasyon mukadder...
Başvekil  sinirli, hırslı ve asabi.....

Artık seçim sathı mailine ( seçim eğlimli düzlemi) girdiğimizi gayet iyi anladım hatta erken seçim, nereden mi çıktı
eee çok basit başbakan başörtü ve imam hatip söylemlerine başladı, yahu kardeşim 8 yıldır her iki kişiden birinin oyunu alarak iktidarsınız neden düzeltmediniz. Yok işlerine gelmez zira üzerinden siyaset yapılacak materyal kalmayacak.

Başbakan diyor ki, "ben imam hatipli olduğum için mi böyle yapıyorsunuz?" yahu muhterem başörtü Çankaya'da imam hatip ise başbakan daha ne yapsınlar...

Cumhurbaşkanı siyasiler arasındaki polemiğin 1 hafta haber yapılmamasını istedi, canımk sansür illaki zorla değil rica ile de olur.

Arınç, Meclis’teki olaylı oturumda makam odasını bastığı TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu’dan telefonla bağlandığı televizyon programı aracılığıyla özür diledi. Arınç “Eleştirilerimin dışında, hareketimden kastımı aşan bir nokta olduğunu düşünüyor ve özür diliyorum” dedi. Keşke bizzat bastığı odaya gidip bilfiil özür dileseydi ama Aferin yahu, umarım bir daha da yapmaz... 

Ekonomiden;

*Batık kredi kartı oranı yüzde 12’yi geçti, kredi kartı borcunu ödeyemeyenlerin sayısı neredeyse ikiye katlandı. *Yoksul sayısı 12 milyon kişiyi aştı. 
* Toparlanma yok: 2008 yılı 2. çeyreğindeki üretim 100 olarak alındığında, Türkiye 89.2 ile benzeri 16 ülke arasında 9. sırada. En hızlı toparlanan ülke 101.6’lık endeksiyle Kore. Tayland, Avusturya, Brezilya, Romanya, Şili, İsrail, Meksika, Türkiye’den hızlı toparlandı.

* Sermaye girişi yüzde 92 düştü: Sermaye girişi aynı dönemde yüzde 91.7 azalarak 2 milyar 936 milyon dolara düştü. Türkiye’ye yapılan doğrudan yabancı sermaye yatırımları 2009’un 11 ayında yüzde 59.2 düştü, 6.9 milyar dolara geriledi. Net turizm gelirleri yüzde 7.2 azalarak 16 milyar 542 milyon dolara düştü.

* Kart borçları patladı: Kredi kartlarında batık oranı yüzde 12’leri aşarak 2004 yılından bu yana en yüksek seviyesine tırmandı. Ödenmeyen kredi kartı borçları miktar olarak yüzde 604 yükseldi, borçlu sayısı son 1 yılda 1 miyon 327 bin kişiden 2 milyon 459 bin kişiye çıktı.

*Senetler protesto edildi: 2009’da 7 milyar 66 milyon TL’lik 1 milyon 451 bin 464 adet senet protesto oldu.

* Elektrikler kesildi: Eylül 2009 itibarıyla son bir yılda toplam 6 milyon 633 bin 481 abonenin borcu nedeniyle elektriği kesildi.

* Zamlar yurttaşı bunalttı: ÖTV artışının ardından benzin fiyatı 3.64 TL’ye, 12 kilogramlık mutfak tüpü 50.6 liraya çıktı. Bira, köprü, otoyol zamlandı. En pahalı benzin Türkiye’de.

* Yoksulluk arttı: TÜİK’e göre gıda artı gıda dışı yoksulluk oranı yüzde 17.11’e çıktı. 12 milyon yoksul var. Hane halkının kullanılabilir gelirine göre borcu yüzde 26.2 dolayında.

* Borç stoku 441 milyar lira: Merkezi yönetim brüt borç stoku bir yıl öncesine göre 61.1 milyar liralık artışta 2009 sonunda 441.4 milyar liraya, iç borç stoku, yine 55.2 milyar liralık artışla 330 milyar liraya çıktı.

* Gerçek işsizlik oranı yüzde 19: Resmi verilere göre işsiz sayısı Ekim 2009’da 3 milyon 299 bin kişi, işsizlik oranı ise yüzde 13. “İş aramayıp çalışmaya hazır olanlar” eklenirse gerçek işsiz sayısı 5 milyon 196 bine, gerçek işsizlik oranı yüzde 19’a yükseldi.

Kalın sağlıcakla kalabilirseniz. 

Salı, Şubat 09, 2010

şöyle bir bakalım

Başbakan bu gün grup toplantısında gene kızdı, önce Greenpeace'cilerin salonun balkonunda açtıkları pankarta kızdı, zavallı adamı polisleri bir aldılar ki, o yüz ifadelerini görseydiniz belki görmüşsünüzdür... Gayet demokrat bir tavırla adamı derdest edip salondan yaka paça çıkardılar. Sonra dedi ki muhterem, biz faşizmi bilmeyiz, o başka partinin işi. allah allah kızdırmayın yahu.....Ne öyle protesto falan vatan hainleri....

EMASYA protokolü sessiz sedasız kalktı bu kadar kolay kalkıyordu da neden 7 senedir kaldırmadı acaba muktedir parti....

Tekel işçileri bu defa yandı, bir hükümet yetkilisi dedi ki bu işçilerin arasında malum terör örgütünün militanları var, vay be  ... vay ki vay.... Muhterem o işçilerin arasında, Trakya'lısı da Güneydoğu'lısı da var Kürt'te var haaa eğer her Kürt malum örgüt militanıysa bilmem..

Merak ettiğim birşey var, bakıyorum da malum örgüte sempati ile bakanlar ona KEKE diyor, aksi düşünenler KAKA diyor neden keke neden kaka....

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Meclis'teki yumruklu kavganın ardından sert bir uyarı yaptı: "Bundan sonra MHP sıralarına 1 metre yaklaşan ne olacağını görür." Bahçeli, Meclis'teki kavgayı "9. Haçlı Seferi"ne, MHP'li vekillere saldıranları da "Haçlı kalıntıları"na benzetti. Allahım ya, iyi ki lig tv yi kapattırdım artık maçı Meclis tv den izleyeceğim.. baksanıza bir metre kuralı, haçlılar hilallere karşı La havle vela.....

Perşembe, Şubat 04, 2010

sulu mu da kuru mu

Yahu bugün ikinici bir post yazmak vacip oldu,
muhterem Başbakan, sigara yasağının 2. yıldönümü minasebeti ile yeşilayda  konuştu ve be buyurdu ki "Sigara terörden daha tehlikeli" dedi. Hatta "Hem kurusu hem sulusu hepsine karşıyım " diyerek alkolün de sigara kadar zararlı olduğunu söyledi. Başbakan, sigara yasağından taviz verilmeyeceğini de açıkça dile getirdi ve "Muhalefetin yasak kapsamının daraltılması önerisine izin vermeyeceğiz" diye konuştu.
Ey Cenab-ı Rabbelalemiin sana hamdüsenalar olsun, artık beni zararı dokunacak şeyleriden koruyan  benim için  beniim yerime karar alarak beni hayırlara ulaştıran bir ilahi merci var !!!!!
Artık kapalı alanlarda alkol alımı da yasaklandı sayılır ( en azından bu iktidar muktedir olduğu müddetçe)  ... şey hacı... bir maruzatım var, doktorum bana akşamları bir veya iki kadeh kırmızı şarap önermişti, şimdi ne yapayım...... ?

Gündem,

Tekel işçileri, ölüm orucunda, memlekette grev dalgaları, halk işsiz, iş ve aş için asgari ücretin çok altına bulabildiği her işte, insan onuruna yakışmayacak şartlarda çalışmaya razı, bir kısım insan iş bulmaktan umudunu tamamen kesmiş, kahve köşelerinde ya da evlerinde oturuyor, gaza, beze,tuza, sebzeye herşeye deliler gibi zam gelmiş, şu anda yıllık enflasyon %8.5 daha da artacak gibi görünüyor.....

Ne şanslı bir hükümet, normal şartlarda, başka bir memlekette bunlar olsa hükümet sallanır, hatta yıkılır, oysa bizde muhalefet neredeyse hiç bir işe yaramadığından, bunların esamesi okunmuyor, bunun yerine konumuz olmayan darbeler, iki yıl önce yaşanmış başörtüsü olayının yeniden ısıtılıp herhalde özellikle medyaya sürülmesi, asabi bas bas bağıran bir hükütmet başkanı....

Dedikoduya seven memleketim insanı bayılıyor bunları dinlemeye, bunları konuşanlara prim vermeye, yahu varoluş sebebi tamamen, beceriksiz muhalefet ve dinsel konular olan bir hükümet, dünyada paranın oluk gibi aktığı dönemlerde paşalar gibi yaşadı, zaten daha önceki hükümetin hazırlayıp bıraktığı ekonomik paketlerle, vaziyeti idare etti, sonra kriz "teğet geçti" yani takke düştü kel göründü eee ne yapalım gene başörtü meselesi, gene olmamış darbelerden gündem yaratma gayretleri.

Halk uykuda, allah rahatlık versin....

Bu arada verdiğiniz Sevgili Tanya'mıza verdiğiniz oylar için teşekkürler... unutmayın, bu oyları 24 saatte bir verebiliyorsunuz, ilginizi eksik etmemeye devam edin.. 
www.bursayuzme.org, sağ yandaki 6. sırada.... 

Pazartesi, Şubat 01, 2010

yılın sporcusu

Hafta sonu çok hoşumuza giden bir olay oldu, baktık ki canım sevgili kendi dalında yılın sporculuğuna aday gösterilmiş, doğrusu çok gurur duydum....

Yıllar sonda veteran olarak döndüğü spora muntazam ve ciddi  antrenmanlar ile hazırlandı, iddia veya para için değil spor için çalıştı, şenlendi, tam disiplin içinde yarışlara katıldı ve güzel dereceler ve de tonla madalyalar aldı...

Şimdi hamile bir sporcu olarak doğumdan sonra katılacağı yarışlar içi plan yapmakta de de sporcu bir Aliş yetiştirmek niyetinde.
Canım sevgiliye oy vermek isterseniz lütfen www.bursayuzme.org sitesinde sağ yanda altıncı sırada bulunan kısımda Seçil Tanya Özkan Saran'a tıklayın, böylece ona gelecek projeleri için daha da güç ve şevk kazandırın....

Cuma, Ocak 29, 2010

gundemdem

Alevi Kurultayı
A K P , örnek bir hareketle alevi kurultayı düzenlemiş, allah razı olsun, ancal kurultaya en büyük Alevi örgütü olan Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ile Alevi Kültür Dernekleri’nin çağrılmamasını protesto ederek katılmadı.... hülasa, alevisiz alevi kurultayı.. Hani bir zamanlar bir milli eğitim bakanı şu okullar olmasa ne milli eğitimi ne güzel yönetirdim demiş ya aynen öyle...

Gaz meselesi
Bu defa gaz veren gazeteciler değil yahu,,,, doğal gaza gaz  pardon zam kapıda, zaten millet şu andaki fiattan muzdarip, geçtiğimiz günlerde Fikirtepe cıvarından geçtik  hava kirliliğinden göz gözü görmüyordu.. Ne yapsın millet çoluk çocuğu dondorsun mu ??
Bir de Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Türkiye'nin Azeri doğalgazı için ödediği fiyatın düşük olduğunu belirterek, "Bu şartlarda devam edemeyiz" dedi, biz bunlarla ayni miilet ayrı devletiz ya, canlarım benim hiç sevmem zaten.....

Tuz meselsesi
Dünya harikası tuz gölümüz ölüyori biliyor musunuz ? Türkiyen'nin tuz ihtiyacının %70'ini karşılıyor, dünyada tek üstelik muhteşem bir ekosistem barındırıyor, ama bir çok meşgulüz, darbe var listeler var, cemaatler var lanet olası yoğun bir gündem var...

Aliş...
Hafta sonu Aliş'e biraz Dvorjak dinleteceğim.....biraz da Bartok. Bakalım secvecek mi???


Haydi herkese iyi haftasonları, tembellik etmeyin evde de olsanız dışarı da çıksanız, bol bol faaliyetler yapın...

Perşembe, Ocak 28, 2010

hafta ortası muhabbetleri

Davos meselesi,
Herkesi mest eden, medarı iftiharımız "van münüt... olmaz... van münüt" olayında Başbakan dedi ki "daha da Davos'a gelmem" sözünü tuttu gitmedi, ne kadar gurur okşayıcı bir durum, ama bu sene Davos'ta abiler krizden çıkışı konuşacak, ilk ağızdan onları dinleyecek söyleşi yapacak bir hükümet yetkilisi yok, eh tabi Başbakan gitmeyince "gideceğiz" diyen bakanlar da gitmedi. Oysa gitselerdi, miilete ne kadar salak olduklarını, bizde krizin teğet geçtiğini, işsizlik sorunumuz olmadığını,bankalrın aslanlar gibi kâr ettiklerini, vatandaşın kredi kartı borcu olmadığını, işçilerin huzur içinde merhametle çalıştırıldığını anlatsalardı ne güzel olurdu.

Basın meselesi,
Taraf gazetesi demiş ki "bu belgeler in hepsi doğru , başka belgeler yanlış, doğru belge birtek bize gelir" vay be ne gazete, başlı başına gizli servis gibi, üstelik ellerinde her duruma uygun gazeteci listeleri de var.. Helal olsun. 

Gaz meselesi 
Bu günlerde şiddetli gazım var, sabah kalktığımdan başlayıp günün her saatinde devam eden bu gaz o kadar rahatsızlık verici ki, inşallah kurtulurum... Haaa gaz dedim de  başbakan  yeter artık bize gaz vermeyin demiş, hani taraftarlığı kendinden menkul bir yağcı basın var ya oradaki köşe yazarı abilere.... yetti yahu rahat bırakın adamı zaten muhalif basını zaptırapt altına alabilmek için didiniyor bir de siz gaz veriyorsunuz aaaa!!!! ayıptır günahtır yahu...

Demokrasi meselesi. 
En çok ne kadar demokrat olduklarını söyleyenlerden korkarım, mim koyarım takip ederim...... Demokrasi söylem değil eylemdir hacı, lafla peynir gemisi yürümüyor, kendine demokrak başkasına başka olunmuyor....

Denetleme meselesi
Maliye şimdi bir kısım işçi sendikalarını denetlemeye almış, allah allah acaba neden, "demokrasiden".... 

Tekel işçileri meselesi
Başbakan, Tekel işçilerine randevu vermiş, oh hayırlısı, şimdi onlara "merhamet " edecek 

Meşhur laf:
"Bir şeyin şuyuu vukuundan beterdir, yani mealen birşeyin lafının çıkması olmasından beterdir, yahu darbenin  kendisinden daha zararlı bir darbe muhabbetidir gidiyor, acaba bundan kim çıkar sağlıyor ??? Hmmm bilmem...

Suç duyurusu meselesi
"Balyoz Planı"na ilişkin iddialar kapsamında "tutuklanacaklar" listesinde yer aldığı ileri sürülen gazeteciler adına bir açıklama yapan Nazlı Ilıcak, "Özellikle parlamentoda temsil edilen siyasi partileri harekete geçmeye davet ederken adları 'tutuklanacaklar' listesinde yer alan gazeteciler olarak bizler de suç duyurusu yapacağımızı bu vesile ile açıklıyoruz" dedi. ,
Yahu canlarım bu arkadaşların hepsi yandaş medya değil mi, zaten el üstünde taşınıyorlar şimdi, ( hoş arada tatlı azarlar da işitiyorlar ya) ne oldu şimdi muktedirken, mağduru oynuyorlar. Canlarım ya ah ah ah!!! 

Mesih meselesi
Papa II. Jean Paul'e suikast girişiminde bulunan ve Abdi İpekçi cinayeti hükümlüsü olan Mehmet Ali Ağca'ya dans yarışmasında jüri üyeliği teklif edildiği iddia edildi. Yapım şirketi, Ağca isminin yarışmacı olarak geçtiğini belirtti. 
Ayp ayıp koskoca mesihe böyle teklifler yapıyorsunuz yakışıyor mu? Benim her malzemeden kâr çıkartan ahlaklı medyam...

Ağa meselesi
Canım yaaa, Barzani bizdeki bazı durumları demokratik bulmadıklarını söylemiş, ah be gülüm , ah be aşiret ağası, nerede bizde sizdeki demokrasi, sizden öğreneceğiz herhalde, ah be ağa....

Irak meselesi
Eski lokantanın yeni garsonu Barak bey demiş ki :  "Irak'taki Amerikan askerleri ağustos sonunda evlerine dönecek" canım amerikan yanlısı ıraklı ekip yanlız kalınca ne yapacak acaba .... Hmmm gene bilemedim. 

Yeter bugünlük, iyi haftalar. 
 

Pazartesi, Ocak 25, 2010

Haftaya Başlarken

Kar meselesi:
Kar... kar derken kar yağdı nihayet, halen de evam etmekte, bir yandan özlemle beklediğimiz kara sevinirken diğer yandan da bu soğukta yaşam savaşı veren insanlar olduğunu bilmenin hüznü var....

Digitürk Meselesi:
Futbol manyağı bir adam değilim, ayda yılda bir evde Tv'de maç izlerim, ama genellikle pazar akşamları Lig TV deki Maraton programına zaplar orada Şansal Büyüka ve Erman Toroğlu'nu izlerim kah güler kah kızar ama genelde bunu izlediğime pişmak olmam.
Dün gene açtım baktım ki o saatlerde karşımda devlet memuru kılıklı bir program var hatta bana TRT'nin tek kanal olduğu dönemlerdeki spor prgramlarını hatırlattı saman kıvamında bir program.
Sonra hatırladım ki Şansal Büyüka Erman Toroğlu programı klüplerce istenmediği için yayından kalkmıştı evet bu gerçek olmuştu, baskın düzen bu ikiliyi sindirememiş yok etmeye karar vermiş ve neşterlemişti.
Kurulduğundan beri Digitürk ve olduğundan beri de Lig Tv  abonesiyim, ayda neredeyse 50 lira gibi bir ek parayı bu kanala ödüyorum. 
Bu sabah üyeliğimi iptal ettim, nedeninin de bilimesi için özellikle söyledim. bu işten yıllık kazancım ( eğer lig tv'nin zamlar yapacağını düşünmezsek) yaklaşık 600 lira istediğim yerde parayı basıp seyrederim.... Konu ufak hesap değil bir protesto.....

Sivil diktatorya meselesi:
Başbakan şöyle demiş 
Biz bu ülkede sivilleşmenin mücadelesini veriyoruz ve sivil diktatorya bizimle bu ülkede son buldu. Diğer diktanın da son bulduğu gibi mafyası, çeteler hepsi bizimle son buldu. Hepsi sükûn etmeye başladı.”
Aman ne güzel maşallah, maşallah.

Yeri zor doldurulacak kayıp
Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) 1993 yılından beri yönetim kurulu başkanlığını yürüten kültür insanı, fotoğraf sanatçısı ve yazar Şakir Eczacıbaşı yaşamını yitirdi, özellikle sanat açısından yeri çok zor doldurulacak bir kayıp

Anma....
Uğur Mumcu, tüm yurtta düzenlenen etkinliklerle anılırken katillere lanet yağdı.... Yağdı da ne oldu, eski hamam eski tas, onda değeri kaybettik netice nerede.....

Herkese iyi haftalar 

Çarşamba, Ocak 20, 2010

iş meselesi

Son iş seyahatimi 1999 yılının eylülünde yapmıştım, daha sonra kendimi emekliye ayırmış elime iş manasında kağıt kalem almamıştım, hatta yıllarca saat bile takmamıştım.....

Bu gün bir proje sebebi ile kendimi yıllarca önce çok sevdiğim ama bırakmak zorunda kaldığım bir iş alanında İzmir'de, Aliağa'da buldum....Çok öncelerde kalan hatıralarımda olduğu gibi, bloknotum, kalemim yanımdaydı, o zamanlardan farklı olarak sevgiliden araklanmış bilgisayarım da.....

Gene çok uzaklarda kalmış standard ritüelleri yaptım, uçakta sorularımı not ettim, varışta kiralık arabamı aldım, varacağım yere gittiğimde saatlerce en ince detaylara kadar araştırdım. Tesiste ayak basmadık yer bırakmadım... Balık lokantasına iş yemeği yedim gayet formal... Havaalanına dönünce notlarımı tuttum...... Fizibilite hesapları yaptım... Pek unutmamışım... Hala disiplinliym yaymadım kendimi...Ellerim biraz paslanmış ama gene de iş var.....Yorulmadım ....Gene de garipsedim halimi...

 Yıllardan beri canım sevgili olmadan yaptığım ilk yalnız  uçuş, elimi tutan o güzel ele bol bol özlem hissi gene de görev bilinci..... 

Organizasyonu yapan canım sevgiliye, araba organizasyonu için SED e teşekkürler....

Salı, Ocak 19, 2010

gene kısa kısa

  Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Kimsenin hayat tarzını değiştirmek gibi bir niyetimiz olmadı" açıklamasına benzer bir açıklama Sağlık Bakanı Recep Akdağ'dan geldi. Akdağ, "Bu süreçte farklı yaşam tarzları olabileceğini de kabullendik" demiş, hayır mı şer mi? bilemedim...


Birilerinin modeli olan Endonezya'da deprem oldu yurdum ayağa kalktı her kanaldan yardım toplandı, inşaatlar yapıldı daha neler neler, şimdi Haiti'de deprem oldu kimseden çıt yok , anlamadım acaba neden, yoksa dinle falan alakası mı var? Yoktur herhalde....


Vicdani redci, asosyal, kişilik sapmalı, katil, mesih, çürük raporu aldı, şimdi beş yıldızlı otelin 23. katında dinleniyor, onu dinleyecek salaklara basın bülteni hazırlıyor. Acaba gene ingilizce mi yapacak.. Bence latince yapsın hazreti entellektüel....tüm medyaya seslensek bu adamın peşine kimse gitmese orada tek başına kalakalsa ne olur bu dersi verecek cesaretiniz yüreğiniz olsa ey medya

 İstanbul'da kar yağışı başladı. Kentte hayatı felce uğratacak bir yağış beklenmiyormuş

Tekel işçileri 35 gündür direniyor, şimdi açlık grevine başlayacaklar, gene onları kaale alacak bir hükumet mercii yok...

Hükümet anayasa değiştirmek istiyor, Anayasayı değiştirmek isteyen iki parti var parlamentoda, biri laikliğe karşı odak olmaktan ceza almış olan parti diğeri de partileri kapatılıp milletvekillerinin bazıları bir yedekle grup kurmuş yeni parti.... Haydi hayırlısı.... 

Tam Gün Yasa Tasarısı nedeniyle bugün bazı hastaneler hizmet vermiyor. Sağlıkçıların bir kısmı çalışıyor, bir kısmı ise eylem yapıyor, iş bırakıyor. Burada da karmaşa anlaşılmazlık ve karşılıklı inat var...

Hrant Dink, Şişli'de, 3 yıl önce hayatını kaybettiği gazete binası önünde düzenlenen törenle anılıyor. Perdenin arkası gene karanlık....

Pazartesi, Ocak 18, 2010

kısa kısa

** Katil Mesih hapisten çıktı, şimdi dolar milyoneri olacak bu kadar ahmak   varken  onların da kafasını  doldurur, peki Abdi İpekçi'yi mezarından             salıverecek bir güç var mı?  

** Taşeron mesih vicdani redci olmuş oh iyi artık eline silah almayacak 


** Gözümüz aydın  Bayan Rahşan Ecevir DSHP'nin başına geçmiş, oh be nihayet  yurdumuzu kurtaracak bir başkan ve parti 


** İstanbul Avrupa Kültür başkenti, ama bir opera veya konser salonu yok.


** Hüsamettin Cindoruk Konya'da  “Başbakan’a ‘diktatör’ demeye gönlüm   razı olmuyor ama hükümetin   kurmaya çalıştığı mekanizma buna             benziyor ” demiş. 


** Krizin etkisiyle gelirlerinde sıkıntı yaşayan Maliye Bakanlığı’nın para cezalarıyla elde ettiği gelir yüzde 33.6 artmış.


** iyi haftalar

Perşembe, Ocak 14, 2010

987654321 no'lu birim

Hafizam beni yanılmıyorsa 60 lı yılların sonuna ait bir İngiliz filmiydi, siyah beyazdı. Kasvetli çekimleri filmdeki kasveti daha da baskınlaştırmaktaydı. Filme neredeyse tamamen tektip olmuş insanlar üzerlerinde de yazılı olarak nedilerini mesela X- 635483 ( bu yazıdaki tüm rakamlar uydurmadır) olarak tanıtıyorlardı. 
Aman allahım ne feci bir durumdu, kişilikler tamamen silinmiş varlıksal olarak bir sayı kümesinden ibaretti insanoğlu.....


Geçtiğiniz günlerde ismi lazım olmayan bir dev zincir mağazadan alışveriş yaptık, Fatura kesimi sırasında bana vatandaşlık numaramı sordular.Adım önemli değildi ama o numarayı söyleyemezsen durun karşıktı..... O anda düşündüm ki artık ben adı soyadı ile değil belli bir numara ile anılan bir birimim.

Ne hazin, belli rakkamlara bağlı olarak,herşeyim kayıt altında herşeyimi birileri takip ediyor. Ne yerim ne içerim, nerelerden alışveriş yaparım, tatile gidermiyim, gitmezmiyim, afedersiniz kadınsam periyodumda kullandığım pedin markası, erkeksem belli malzemenin markası, popomu hangi tuvalet kağıdı ile silerim.... Mesela artık, sorulduğunda "yok ben içki içmiyorum" diyemezsiniz zira kredi kartı slibinizde herşey ayan beyan oratada, Hiç bir özeliniz yok. 

Cebimizdeki telefon o anda nerede olduğunuzu hemen belirliyor, birileri cvep telefonunuzu açmasanız da sizi dinliyebiliyor, en mahrem halleriniz bile ortada....

Devlet içinde, ona  gelir sağlayan belli bir sayı grubundan ibaretsiniz.

Benim  için bir insan, adı en son tekrarlandığı gün ölür, bu durumda yakında yaşasak bile ölüyüz. Çünkü adımız yok, yani olmasa da farketmiyor.
Çok yakında bu numara doğumdan hemen sonra dövme ile omzunuza kazına bilir, hatta bir çipi siz hiç farketmeden cildinizin altına koyabilirleri ya da artık çocuğuma ne ad vereyim derdi de ortadan kalkar doğruca kimlik numarasını isim soyad olarak ver hem çocuk rahat etsin hem de devlet..........
Truman Show filminde olduğu gibi bir sahte dünyada yaşayıp giderken birileri de sizi devamlı izler.....

Ne kadar klostrofobik bir durum her yerden bağlısınız, sakın şöyle düşünmeyin, "aman canım beni çekinecek bir şeyim yok ki" unutmayın herkesin özelinde tutmak istediği, kimselerle paylaşmak istemediği üstelik çok da masum durumlar mevcuttur.......

Ben 987654321 no'lu insan birimi. DUT... DIT..... DIIIIIT.... DIT... DIT......

Salı, Ocak 12, 2010

Domuz gribi halleri

Avrupa Konseyi Sağlık Birimi Şefi Wolfgand Wogard domuz gribi salgınının dünya çapındaki panikten faydalanmak isteyen ilaç firmalarının başlattığı “sahte bir salgın” olduğunu söyledi.

Bu konu ile ilgili haberi çeşitli kaynaklardan duymuştum ancak Wolfgand Wogard bugün bizzat  CNN Türk televizyonunda canlı yayında da bir kere daha durumu izah etti. 
Aslında çok şaşırmadım bu işin altında hep bir bit yeniği arıyor ancak abartığımı düşünüyordum.

Wogard, domuz gribi tedavisinde kullanılan ilaç ve koruyucu aşıları üreten şirketleri Dünya Sağlık Örgütü’nün domuz gribini bir salgın olarak tanımlama kararını etkilediğini savundu. Bu sayede ilaç firmaları “dev kazançlar” elde ederken, İngiltere dahil pek çok ülke zaten kısıtlı olan sağlık bütçelerini bu nispeten hafif hastalığa karşı aşı kampanyaları düzenlemek için harcadı.

Wogard’ın bu süreçte ilaç firmalarının rolünün incelenmesi yönündeki teklifi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin sorumluluğunu da üstlenen Strasbourg merkezli Avrupa Konseyi’nde kabul edildi. Konuyla ilgili acil durum müzakereleri önümüzdeki ay yapılacakmış

Demek Başbakan'ın  "aşı yaptırmam" derken bir bildiği varmış.
Neler oluyor hayatta acaba bu iş dünyaya ve bize kaça maloldu ve altından daha neler çıkacak.... 

Cuma, Ocak 08, 2010

Motosiklet terörü

Sevgilinin muhteşemce ayarladığı, her dakikasından keyif aldığımız Londra'da yılbaşı seyahatimiz güzelce başladı ve bitti.
Yurt dışı seyahatlerinde, kaç kere gitmiş olursak olalım hep etrafı gözlemlemek gibi bir huyum vardır. İnsanların yaşayışları, olup bitenler, bir turist değil, oralı gibi olmak ve hissetmek isterim.
Her defasında olumlu ya da olumsuz haller görür aklımın bir köşesine not ederim.
Londra'da Oxford Street'te yürürken, olgun yaşlardaki bir kadının bisiklerini elinde tutatak yürümekte olduğunu gördüm. Yaya kaldırımda o da bisikleit ile gitmekte ama onun üzerinde değil elinde tutmaktaydı. Bu bana bizim yaya kaldırımlarımızı düşündürdü. 
Maalesef yaya kaldırımlarımız, kargocu, hamburgerci, kebapçı, pizzacı ve de sucu motosikletlerin kol gezdiği bir cadde hatta yarış pisti haline gelmiş vaziyette.
Üstelik hak gibi gördükleri bu davranışa tepki verdiğinizde ya nemelazımcı ya da asabi bir tavır sergilemekteler.
Kaldırımda yürümeniz mümkün değil zira her an arkanızdan deli gibi bir süratle gelen bir motosiklet ya da bisiklet  belirmesi olası.
Üstelik bu motosikletliler, her yola istedikleri gibi ve son derece yüksek hızlarda giriyorlar,. Araba ile giderken sağınızdan, solunuzdan, karşınızdan en dar aralıklardan gelebiliyorlar, artık onlara çarpmamanız allaha kalmış oluyor. 
Yaya kaldırımındaki hali düşünün, keyifle yürüyorsunuz, belkide yeni yürümeye başlayan çocuğunuz da bir kaç adım önünüzde, zırt diye gelen bir motor, üzerinde ağzında sigara kasksız ya da kaskı kafasına takke gibi takmış biri, gözü kararmış malum pizzayı 30 dakikada yetiştirecek ya, ya da bir sucu motorun üzerinde, arkasında ve de bacak aralarında en azından dört büyük su bidonu. Deli gibi gidiyor, umurunda değil sanki hayatta kaybedecek birşeyi yok, siz de umurunda değilsiniz. O istediği gibi gidiyor, isterdiği ters yola giriyor, size kafa tutuyor, motoru istediği yere park edebiliyor. Zira yaya kaldırımları onun tabii yolu ve de hiç bir trafik işareti onlar için geçerli değil. Tam bir vahşi batı görüntüsü..
Acaba bunları denetleyecek bir merci yok mu, trafik polisleri yalnızca geceleri, belli noktalarda pusu kurup, içkili yerlerden çıkanlara alkol muayenesi mi yapar... Neden kaldırımlarda ters yönlerde istiab haddini çok aşmış bir yükle yarışçı sürati ile giden scootercilerle ilgilenmez.
Birgün yaya kaldırımında bir vahşet yaşanacak bunun önüne o zaman mı geçmeye çalışılacak....
Avrupa birliğine girmek mi ? Hadi canım.... 

Cumartesi, Aralık 26, 2009

İyi seneler

Herkese aşk dolu, mutlu, sağlıklı, afiyetli, başarılı, bol ve temiz kazançlı bir yeni sene dilerim.

Herşey gönlünüzce olsun, yeterki gönüllerdeki güzel ve tertemiz olsun, birimizin mutluluğu diğerinin gözyaşı olmasın, gönüller de ağızlarda temiz olsun, alınlar hep açık olsun 

Kin ve nefret hep uzaklarda olsun. 

Perşembe, Aralık 24, 2009

Günlere bakış

Malum hikayeler, her geçen gün, bize gerçek sorunumuz olan işsizliği, krizin ağır etkilerini, açlık sınırında yaşayan insanlarımızı, ekonomideki batışı, yeşil sermayeli şirketlerin önlenmez yükselişini unutturacak senaryolar, gündem değiştirmeler, şaşırtmacalar gırla devam.

Artık sıkıldık bıktık ama yapacak birşey yok,bir yandan büyük bir  değişim yaşanıyor, sabahtan akşama kadar darbe söylentileri dolanıp duruyor, yahu arkadaşlar ben üç buçuk darbe yaşadım, bilirim darbe böyle olmuyor, artık darbe falan da olmaz zaten de olmasın. Boş yere konuşmayalım gerçek gündemimize bakalım, açlığa işsizliğe sahip çıklarım, ziyanı yok oy kaybedin ama gerçek gündemimize dönelim. İtfaiyecileri, Tekel işçilerini düşünün onlarla uğraşan yok varsa yoksa amanın bize darbe yapılacaaaak gulyabanisi ile ıslak mı kuru mu? martavalları ile şişmiş gündem..... Geçen gün zaman gazetesinde tesettürlü (tabii olarak) bir bayan yazar yazmış, "dindar geçinen iş adamları işçisini daha çok eziyor" diye, ellerine sağlık, ortada ezilmeyen çalışan kaldı mı, kriz bahanesiyle sigortasız çalıştırmalar, yarım ödenen yada hiç ödenmeyen maaşlar, işimden olmayayım diye ücretsiz izinli gösterilip maaş bile almadan  hala çalışan insanlar, madenlerde sönen ocaklar....... gündem bu, darbe falan değil, ama bunlarla uğraşan yok.....batasıca darbe lanet olası....

Malum kişiler cırıl cırıl beyanatlar verdiler, "istifa ediyoruz sine-i millete dönüyoruzzzz, demökresiii" .....yerim ya bu lafları, ne kadar kolay Robin Hud lafları ve şark kafa....Zaten istifa etseler meclisten karar çıkmadıkça hikaye.... hele bir de ada sakini cani "oturun oturduğunuz yerde" deyince sus pus.... Ortada bir de sözde bağımsız millet vekili var hani hesapca solparti kuracaktı falan o da yeni partilerine teşne olmuş, kardeşim bir karar versene....
Ama bunlara en güzel cevabı Erbil'deki kürt gazeteciler verdi, dediler ki "neden malum terör örgütünün kuyruğundasınız???  bizleri de kendi silahlı hareketlerinize ortak mı edeceksiniz, sizin kendi fikirleriniz yok mu ?", arkadaşlar sus pus "başka soru sormayın " deyip maşlamışlar... eee yakışır, bunlar hep el cepkeni ile..............

İfadesi her daim hüzünlü, gözü yaşlı bakanımıza hesapça bir takım nahoş işler yapılacakmış. Bunu yapacaklar yakalanmış, sonra anlaşılmış ki bu kişiler başka bir iş peşinde..... Hüzünlü bakanımız "ben pek inanmadım" mealinde ifadeler veriyor.  Daha hiç bir şey belli değil ama  ifadeleri ile bu milletin en güvenilir kurumu olan olan silahlı kuvvetlerin söylemlerine gölge düşürüyor... Şahsi kanaatim öne sürülen eylem ile alakalarının olmadığı, zaten bunu kimse de tasvip edemez, nerede yaşıyoruz yahu, seversin sevmezsin devletin bakanına bu gibi bir eylemi kimse tasvip etmez. Ama bence her taraf susmalı, Hükümet, askerle adam gibi oturup konuşmalı, yargı ise durumu hepimizin anlayacağı gibi ortaya çıkarmalı, cezayı hakeden var ise almalı... Onun yerine zaten muallakta olan bir konuyu daha fazla konuşarak sulandırmanın manası yok....

Hrıstiyan dostlarımın 24 aralık gününü kutlarım.....

Cuma, Aralık 18, 2009

Ankara meydan muharebesi 2009

Aslında fotograf bildik, çok sık rastladık bir durumu gösteriyor.. 

Bir tarafta hak arayan işçiler, üstlerinde çöp topbalarından yapılmış yağmurluklari ellerinde pankartları, Türk bayrakları. Diğer tarafta panzerli, robokoplu, biber gazlı ve coplu polisler. 

Bir taraf devletin eski işçisi, diğer taraf ta devletin memuru ( emir almış ve uygulama mecburiyeti olan memur): yer Ankara'da bir park, yani öyle Taksim meydanı, ya da trafiğin civcivli olduğu bir yer değil.
İşçilerin hak arama nedeni basit, devletin güvenli işçisiyken, iş görmekte oldukları işletme özelleştirilmiş bu işçilere de denmiş ki, merak etmeyin tüm özlük haklarınız saklı kalacak bir kaybınız olmayacak.... Safiyane inanmışlar. Yeni gelen işletmeci de diyor ki artıık sizi mevsimlik işçi yapacağım yani, 6 ay maaş alacaksınız, 6 ay almayacaksınız, haaa aldığınız maaşı da 1/4  indireceğim.... 

Arkadaşlar da kalkmışlar Ankara'ya gelip eylem yapıyorlar. Birileri ellerine taş ceplerinme para vermemiş, bölücü mahiyette bir söylemleri yok, dükkan yakıp yıkmıyor otobüslere molotof kokteyli atmıyorlar. Onlara destek vermek için muhalefetten milletin vekilleri de gelmiş.

Polis diyor ki ey millet vekiileri siz buradan ayrılın, hoş ayrılmazsanız da farketmez.

Sonra kızılca kıyamet kopuyor, feci resimler çıkıyor ortaya içlerinde milletvekillerinin de olduğu insanlar perişan, bazıları çaresiz Ankara soğuğunda havuza atıyorlar kendilerini, vs.vs. vs..... Bir sürü gözaltı, fenalaşanlar,


Bu mu demokrat yönetim? Yoksa demokratlık sadece malum  açılımı ilgilendirilen kesime mi uygulanıyor yalnız ???....

Ama işçiler de kabahatli !!!!! örneğin, yahu muhteremler siz neden ilk toplanma yeri olarak iktidar partisinin genel merkezi civarını seçtiniz.

Bu mu hak adalet ?  o polis arkadaşlara sorarım acaba sizin maaşlarınıza aynı zulüm gelse tepkiniz nasıl olur.... acaba oradaki milletvekilleri iktidar partisinde olsaydı davranış aynı olur muydu ? 

İşçilerimize sabır diliyorum, Allah yönetimdeki takıma da Hazreti Ömer adaleti nasibi müesser eylesin.

Salı, Aralık 15, 2009

İyi ki doğdun sevgili.....



Canım sevgili 
İyi ki doğdun 
İyi ki sevgilim oldun....
Sağlıkla,
Başarılarla,
Mutlulukla, 
Aşkla,
Bin yaşa...
Güler yüzün solmasın,
Bahtın açık, 
Gönlün hep ferah olsun...

Tuttuğun altın olsun...

Cuma, Aralık 11, 2009

sus pus oldu bunlar

Ne oldu pek çok insan ( hem de çoook önemli mevkilerde olanlar da  dahil ) , bir sürü liboş ve dahi o....bu... artık kimler olduğu belli olan bir sürü adam allahım ne olur bu katliam bir komplo olsun diye dua etti hatta beyanatlar verdi hem de çok bilmiş ifadelerle.... Hani şöyle altından malum davaya ait bir minik emare çıksın diye ..... ama olmadı, katliamı kimin yaptığı belli oldu.... bunların topu buz kesti, lanet olsun teröre, lanet olsun ve daha da şeddeli olarak lanet olsun ondan şu veya bu şekilde nemalanmaya çalışanlara.....

Yanarak ölen genç kızımız, şehit olan fidanlar allah size gani gani rahmet eylesin, nur içinde yatın.

Bir kere daha belli oluyor ki terörün beli kırılmadan açılım, kapanım hepsi hayal. 

Perşembe, Aralık 10, 2009

ilginç notlar

Yurdumdan  manzaralar:

Diyarbakır’da 1750 yıllık Meryem-ana Süryani Kilisesi’ne giden kimliği belirsiz 3 kişi, papaz Yusuf Akbulut’u “İsviçre minareleri yasaklıyor. Biz de size çan kulelerini yasaklıyoruz. Cuma gününe kadar kilisedeki çan kulesini yıkacaksın” diyerek tehdit etm,ş
Hani bir yazımda biz kardeş kardeş yaşıyoruz demiştim ya geri aldım..

Yüksek Askeri Şûra (YAŞ) kararıyla Türk Silahlı Kuvvetleri’nden irticai faaliyetleri nedeni ile ihraç edilen 10 subay ve astsubayın 2007 ve 2008 yıllarında Enerji Bakanlığı’nda göreve başladığı ortaya çıkmış
Yahu ne olacak zaten malum parti irtica odağı olmaktan hükümlü değil mi ?

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, her yıl bir ya da iki liderin ilk gösterimine davet edildiği dünyanın en önemli gösteri merkezlerinden Milano’daki Teatro La Scala’nın Carmen temsiline gitmedi. Her yıl sadece bir ya da iki lideri gösterilerinin galasına davet eden Teatro alla Scala, bu yıl Carmen’in galası için Gül’e davette bulunmuştu. Ancak Gül ve eşi, geçen pazartesi günü gerçekleştirilen programa katılmamış
İlahi bu haber mi ? aslında katılsa haber olurdu..... 

Özel sağlık kuruluşlarında tedavi gören Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) bağlı hastaların ödeyeceği fark ücreti yüzde 30’dan yüzde 70’e çıkarılınca sağlık örgütleri ayağa kalkmiş,
Vallahi bu örgütlerin hepsi darbeci, barış düşmanı, biraz daha az konuşsalar ne iyi olacak !!!

Yalova Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Özsümer, eski AKP’li belediye yönetiminin 2007 yılında Yalova girişinde bulunan Atatürk kaidesinin içine baz istasyonu yaptırarak bunu belediyenin yan bir şirketi olan Yalova Çevre ve Eğitim Vakfı (YAÇEV) AŞ aracılığıyla kiraladığının ortaya çıktığını açıklamış . Basın toplantısı düzenleyen Yalova Belediye Başkan Yardımcısı Özsümer, 2007 yılında Kocaeli yönünden Yalova girişindeki işlek karayolunun tam ortasına konulan baz istasyonun Atatürk bulvarı kaidesiyle kamufle edildiğini söyledi.
Atam nelere kadirsin. Herkes bir şekilde senden istifade peşinde...

Tokat’ta şehit düşen askerlerden dördü daha toprağa verildi. Cenaze törenlerinde hükümete tepki yağdı İskenderun’da şehit babası, Başbakan’ın gönderdiği çelengi göstererek, ‘çıkarın o yazıyı’ diyerek bağırmış.
Yorum yok...

Tokat'taki adi saldırıyı malum örgüt üstlendi.
Yahu ne bekliyordunuz ey ... neyse...

Dünyada 100 milyon kopya satan “Da Vinci Şifresi” kitabının yazarı Dan Brown İstanbul’a geldi. Atatürk Havalimanı’nda sempatik tavırlarıyla ilgi odağı olan Brown, “Heyecan verici bir ülke olan Türkiye’de bulunmaktan mutluluk duyuyorum” demiş.
Vay be adam bizde ne şifreler bulur yaza yaza bitiremez...

Kalın sağlıcakla... 

Salı, Aralık 08, 2009

zor günler

Dün, bugün gene sıkıntılı günler memleketimiz için.  Hain ve adi bir elin attığı  bir molotf kokteyli ile yanan genç kız günlerce sürdürdüğü yaşam mücadelesine yenik düştü. 18 yaşındaydı, yetersiz eğitim yapısı içinde harcanmamak için, okulun verdiği dersler yetmediğinden dersaneden dönmekteydi. Otobüsten iniyordu. Bir kahpe elin attığı patlayıcı onu ömrünün baharınba, bu dünyadan, sevdiklerinden aldı götürdü.

Onlar ise vatani göravlerini yapan 7 gencecik adamdı, umutları, istekleri, sevdikleri vardı, kalleşçe pusuya düşürüldüler, yan gelip yatmıyorlardı, şereflice askere gitmişleri her vatandaşın yapması gerektiği gibi... öldüler..... belki de hayatlarında ilk defa uçağa bindiler bugün tabutları içinde, elem oldu keder oldu....

Bunların hesabını kim verecek,  bu mu açılım ? bu mu kardeşlik ?  ama şimdi birileri çıkıp i "bu eylemi biz tasvip etmiyörüüüz bünü  kardeşiği bozmak isteyen mihraklar birileri yapıyüüür" falan demesin rica ederim karnımız tok... Hadi o öyle diyelim ( ki bence kimin yaptığı belli)  etraftaki taşlı ,sopalı, molotoflu, eylemleri kim yapıyor, yaşları 18 in altında diye çocuklara taş verip kim attırıyor,  hangi kalleş el....

Açılım açılım, al sana açılım, şimdi dert bin oldu, eskiden birbirlerini Ahmet, Mehmet diye bilenler şimdi o Türk, bu kürt diye bilir oldu. Tıpkı bir zaman demokrat partili, halk partili; sağcı, solcu ; dinci, laik olduğu gibi gene bölündük gene birileri ve öbürleri olduğumuz gibi...

Böyle şey mi olur, sen yıllarca Türkiye'nin öyle bir sorunu yok de sonra secimlere bir yıldan az kala o bölge oylarının avcılığı, liboşların cici biciliği için açılım de adı da belli değil içeriği de....

Böyle mi olur, kimse bir sıkıntı yok demiyor, ama açılım parti mevzuu olmaz olamaz olsa olsa devlet mevzuu olur onun için de belki binlerce âkilin kafa kafaya vermesi çalışması lazımdır. Bunun neticesinde tam bir mütabakat ile karar alınmalıdır. Kimse bana birileri milliyetçilik yapıyor da demesin, zira karşıda tamamen bir ırkın milliyetçiliğine soyunmuş parti ve illegal örgüt var esas onlar kafatası milliyeti yapmaktalar....

Aklıselim dostlar, demokrasi konuşabilme rejimidir, konuşmak gerekir, konuşmayı sadece bir cihetten görmemek, her söze hemen, barış düşmanı, hain vs gibi kulplar bulmamak gerekir. En önemlisi yurt içindeki barışın o yurdun yer köşesindeki insanının içine sinmesi, kimsenin aklında soru işareti kalmaması gerekir. Bu gibi işler parti politikası değil devlet politikası olmak gerekir. 

Perşembe, Aralık 03, 2009

köşe yazarları daha az yazsın hatta hiç yazmasın ( ama hepsi mi)

Başbakan Bay Recep T. Erdoğan, partisinin Meclis’teki Grup Toplantısı’nda köşe yazarlarını eleştimiş ve demiş ki: 


"Geçmişte bir köşe yazarı haftada bir ya da iki kez yazardı. Ama şimdi her gün... Yarım saatte bir köşe yazısı yazabiliyorlar, ne kabiliyetli insanlar. İş bu noktaya geldi. Bunların yaptıkları, açık bir tahrikten başka bir şey değil. Bu tezleri ileri sürenler millet, devlet, barış düşmanlarıdır. "


Bay Başbakan, demokrasiden sıklıkla dem vurur, bizzat kendisinin ne denli demokrat olduğunu, partisinin fikir ve görüşlerinin tam demokrasiden yana olduğunu beyan eder. Ne güzel beyanlar, ancak konular üzerinde konuşmamak anti demokrasinin temelini teşkil eder. Demokrasi bir konuşma, fikir beyan etme kültürüdür. Birilerinin susmasını isterseniz bu defa demokrasi algılamanız birileri tarafından değişik yorumlanır.  Üstelik siz, sadece sizin fikirlerinize karşı çıkanların susmasını, konuşmamasını, yazmamasını isterseniz, bu defa iş adeta diktatörlük rejimi gibi algılanır. Ve dahi siz kendi fikirlerinizi savunanların her gün hatta belki günde bir kaç kere yazmasını arzuluyorsanız bu defa durum daha da fercaattir.


Yok canım buna inanmak istemem olsa olsa Bay Başbakan yanlış anlatmış yada bir kısım duyan kulaklar yanlış duymuştur.


Olur mu öyle şey hiç, yani sizin fikirlerinize uymayan vehautta muhalefet eğilimi gösteren herkes "tahrikçi", "devlet, millet ve barış düşmanı" hatta "darbeci" olarak fişlenecek, yok canım hiç böyle düşündüğünü zannetmiyorum... 


Yok daha neler. Allah allah ve minel garaip....

Salı, Aralık 01, 2009

güne bakış

Bayram tatili bitti, keyifli geçirilen günlerin yanında gene bildik bayram tatsızlıkları yaşandı. Her kurban bayramında olduğu bibi kendini yaralayan kasaplar, kaçan hayvanlar, arka bacakları kesilip yerde sürünürken adeta infaz edilen zavallı inekler, unutamadığım resim ise bir kişinin kesilen kurbanı videoya çekmesiydi... Kredi kartı ile ( yani borçla, taksitle) alınmış hayvanlar... Tabii ki bol bol trafik kazası ve de nispeten azalmış kanlı manzaralar tekrarlandı. Neyse geçmiş bayram kutlu olsun....

Garibime giden bir konu var sizlerle paylaşayım, sık sık şehir içinde uzun süreli araba kullanıyoırum, genelde haber radyolarını dinliyorum. Bu radyoların ekonomi bültenleri gerçekten adeta bir başka dünyalı gibi davranmaktalar.... Bol bol, İstanbul ve diğer şehirlerin borsa analizleri, şirket durumları çapraz vesaire kurlar, analizler analizler, sanki yurdum insanının tamamı borsada oynamakta, refah artmış herkez paralar içinde yüzmekte ve de bilmem neresi borsasının durumuna göre bunların tabiri ile "pozisyon almakta". 
Gerçek bu mudur?  bugün yayınlanan TUİK raporlarına göre milyonlarca insan yüzbinlerce aile açlık sınrında, memurlar, ( ne zamandan beri grev hakkı yasa dışı oldu ise) grevlere gitmekte, emeklilerin durumu içler acısı... Dünyanın en pahallı benzinin kullanıyoruz,elektriğie doğal gaza içinden çıkılamayacak zamlar ensemizde....

Neden güncel ekonomik halimiz ile ilgilenmezsiniz ağalar, zannederim diğerleri hakkında fikir yürütmek daha havalı, gaz ile bez ile tuz ile, grevler le, emeklilerle uğraşmak avam kaçıyor herhalde...

Başbakan, birşeyler anlatıyor, ben anlattıklarına bakarak herhalde başka bir ülkede yaşıyorum diyorum. Üstelik kendi yaptıklarını yada yapamadıklarını değil de muhalefeti anlatıyor kendi açısından...Bir muhalefet lideri her şey hallolmuş ta kendisine Başbakan küfür etti mi etmedi mi diye dudak okutmak ile meşkul.. Deniz bey güzel konuşuyor ama muhlif olan halkı oy verme sırasında harekete geçirecek projeleri halka inandıracak şekilde anlatmıyor....

Millet birbirinin telefonlarını dinliyor.... Şimdiye kadar hiç düşünmediğimiz yanı başımızdaki komşumuzun etnik kimliğine göre yeni nefretler büyüyor.... Türkiye kurulduğu andan bu iktidara kadarki büyüme hızı ortalamasının, bu iktidar döneminde altına inmiş..... Bunlarla uğraşan yok, hayal dünyasında bir iktidar ve yetersiz muhalefet vah vah vah....

Bir sözüm de bizim her bir halimize b...k atan yabancılara ve de özellikle İsviçre vilayetine, biz darülacezesinde kilisesi, sinagogu, camisi olup hepsine aynı gözle bakmış bir asil milletiz, bize karışmayın bizi  karıştırmayın, iki minare için düştüğünüz yüz karası duruma oturup ağlayın. 

Çarşamba, Kasım 25, 2009

Temel insan hakkı.... konuşmak, özgürce...

'80 li yılların sonu '90 lı yılların başlarında işim icabı Romanya'da yaşamaktaydım, epey de uzun süre de yaşadım. Romanya devrimi ben oradayken oldu, dolayısı ile devrimin öncesini ve sonrasını hem de neredeyse yerleşik biri olarak yaşama fırsatım oldu. Çok enteresandı tabii, hele benim gibi tarihe, politikaya meraklı biri için.

Konuşmazlardı önceleri, genelde yaklaşmazlar, soğuk davranırlar, hiç güvenmezlerdi, çok samimi oldukça onların da daha yumuşak ve insancıl halini görürdünüz. Telefonda konuşmayı sevmezler, istemezler, her mekanda istedikleri gibi fikir beyan edemezlerdi. Her yerde her daim dinlendiklerine inanırlar, otellerde vazoların altına, çiçeklerin içine gizlenmiş mikrofonları ararlar ve hatta bazen de bulurlardı. O zaman cep telefonu yoktu ama ev ve iş telefonlarından konuşmaları ( hele yabancılarla) büyük meseleydi. Her an her yerde dinlendiklerini düşünürlerdi. Bu onları yalnız sus pus insanlar olmaya ve alkole bağımlılığa kadar varan alışkanlıklara itmişti.

Devrim sonrası, neredeyse her yerde evlerin aralarında, dükkanların kenarlarında, ofislerin girilmez bölümlerinde, üzerinde onlarca kaseti kaydeden cihazları bizzat görmüş ve şaşırmıştım. Elbette o zaman elektronik daha az gelişmiş olduığundan devasa aletlerdi...

İşte dinleme faslı böyleydi, bir toplum dinlemenin baskısı altında ezilmiş susmuş susturulmuştu, düşünebiliyormusunuz en tabii hakkınız konuşmak ve düşüncenizi bir diğer kişiye iletmek, bunu yapma hakkınız bile yoktu daha doğrusu vardı da sonuçlarına katlanmaktansa susarlardı, suskun bir halktı, suskun ve bezgin... Evet Romanya o zaman baskıcı komünist Çavuşesku ve şürekasının tek hakim olduğu bir devletti. Korkak paranoyak bir idareydi, insan hakları umurlarında değildi. Tek hakim, tek güç idiler (daha doğrusu öyle olduklarını sanıyorlardı) baskıcı, işkenceci bir polis devletiydiler, geldikleri gibi gittiler hem de sonları acı oldu...

Düşünürüm de en aptalca laf şudur, " eh yahu benim gizlenecek hiç bir şeyim yok varsın dinlesinler " ... Bu söylenebilecek en vahim laftır, kişisel mahremiyetin sınırı yoktur birileri için çok normal olan özel hayat paylaşımları bir başkaları için en mahrem olabilir. Düşünebiliyor musunuz ? bırakın sevgiliyi, eşiniz ile geçirdiğiniz mahrem bir olayı, pis bıyıkları altında ıslak dudaklarını yalayarak dinleyen herhangi birinin olduğunu......


Özel hayatın mahremiyeti temel insan hakkıdır.....

Salı, Kasım 24, 2009

öğretmenler günü

Bu gün 24 kasım öğretmenler günü, tüm öğretmenlerin gününü kutlarım

2008 nisanında şöyle bir yazı yazmışım;

Bu sabah uyandığımda posta kutumda bu yazıya yazılmış şöyle bir yorum buldum:

Sevgili 102 Ersin SARAN
ben seni yetiştiren Sabiha Özyurt öğretmeninin oğlu Diş Doktoru Serdar Özyurt annem hakkında yazmış olduğun güzel sözler için size teşekkür ederim.Ne sizler gibi öğrenciler ne de annem gibi öğretmenler kolay kolay bir araya gelmez sizlerin çalışma defterleri ve bilginiz şuanda lise öğrencilerinde bile yok hakikaten milli eğitimin ve memleketimin durumuna büyük üzüntü duyuyorum.Sizin yazınız üzerine annemin son sınıf hatırasından resminizi buldum o zamanda güler yüzlü sevimli bir çocukmuşsunuz hayatınızda başarılar dilerim herşeyi bizi yetiştiren ve güzel şeyleri öğreten öğretmenlerimize borçluyuz bu vesile ile bütün öğretmenlerin , öğretmenler gününü kutlar rahmetli annemide sevgi ile anarım.
Dr.Serdar ÖZYURT
23.11.2009


Ne kadar mutlu olduğumu tahmin etmemek elde mi, kırk, kırkbeş yıl öncesine gittim, çocukluğuma, bir kere daha hatırladım, öğretmenimi, okulumu, o günün şartlarını, aydınlanmacı, akılcı, pozitif ilimin güneşi ile yıkanmış, tertemiz hiç bir dogmanın esiri olmayan zihinleri ile bizlere bilgi aktaran kıymetli öğretmenim Sabiha Özyurt hanımefendiyi ( öğretmenim yazdığım yazıyı bir defa daha okudum pek çok imla hatası yapmışım umarım hala kırmızı kaleminiz ile işaretler, yıldız gibi imzanızla imzalarsınız.) , diğer öğretmenlerimizi......
O gün de kısıtlı bir maaşla çalışırlardı, ama gözleri pırıldar, bize hiç bir şey yansıtmazlardı, onlar eğitim neferiydiler. Başöğretmen Atatürk'ün izinde devrimin yılmaz birer bekçisi, yeni kurulmuş cumhuriyetin ışığıydılar, ölenler rahmet içinde yatsın sağ olanların bin kez ellerinden öperim.
Bugün de eğitim veren tüm öğretmenlere saygı ve sevgiler sunarım.

102 Ersin SARAN

Salı, Kasım 17, 2009

düşünceler

Sevgili hasta, canım sıkkın, evde yatıyor, boncuk boncuk gözlerle bana bakıyor, öylece yanında durabiliyorum, elimden geldiğince rahat etsin diye uğraşıyorum.... İnşallah en kısa zamanda düzelir... Biriciğim iyi ol en kısa zamanda...

Rahmetli annem, en hayasızca, ahlaksızca yapılacak  şeylerden birinin imzasız mektup yazmak olduğunu daha yazıyı ilk öğrendiğim zaman söylemişti bana. O kadar önem vermişti ki konuya, Hayatımda minicik nota bile isim yazmışımdır.  Oysa günümüzde imzasız mektuplar birilerlinin baştacı. Hep düşünürüm hangi zavallı yazdığı şeyin altına imza koymaz diye. Bence en karanlık ruhun yapacağı şey bu. İnsan adam gibi çıkar ortaya ve savını ortaya koyar, elbette böyle bir insan gerçekten varsa.

Kime güveneceğiz. İdeolojik hırsı gözünü kör etmemiş, sıradan bir vatandaş şu ortamda kime güvenebilir. Başbakan'a güvenip bir söz söylemek isteseniz ya mahkemelik olursunuz, ya korumalar boğazınıza sarılır ya da "ananızı da alıp gidersiniz" üstelik daha ne diyeceğinizi bile diyemeden, polis için söylenmedik laf kalmadı, hakimler savcılar, okuduğumuz kadarı ile birbirini dinliyor. Şanlı ordumuz için herşeyi söylemek neredeyse moda. Sözde solcu olan ana muhalefet partisi adeta muhafazakar parti gibi davranıyor.Daha neler neler.... Sahi biz kime güveneceğiz.

Pazartesi, Kasım 16, 2009

Metrobüs'e zam

Metrobüs'e  zam gelmiş hem de okkalı, 1.50 lirayken 2.00 lira olmuş hadi hayırlısı. Komik te bir söz söyleniyor ," canım belediye değil UKOME  ( ulaşım koordinasyon merkezi) yaptı" yahu sanki o merkez belediye değil. Salak olduğumuz için daha da salak yerine konmamızda bir beis yok.

Hani enflasyonun neredeyse yok olduğu ülkemizde bu fahiş zammın sebebi ne ola ki?

Neyse lafı gevelemeyelim ben çok merak etmekteyim belediyenin milyonlarca Avro verip aldığı Phileas ( fileas) markalı metrobüs otobüsleri nerede, aylardır ortada yok acaba neden, belki de onları tamir edecek para bulunamıyor da ondan zam koyuyor zira zam yalnızca metrobüs hattına yapılıyor...

Hani şu yokuşları çıkamayan, yanlış düğmesine basınca stop eden, bir türlü çalışamayıp kilometrelerce metrobüs tıkanıklığı yapan Phileas marka otobüsler bizim paramızla alındı şimdi neredeler??? Mercedesler vızır vızır çalışıyor oysa..

Şimdi bunu da soru sorma hakkımdan faydalanarak soracağım biliyorum İDO gibi buna da cevap alamayacağım....

Cuma, Kasım 13, 2009

Görünüş

Canım sevgili bana, "neden bloga birşeyler yazmıyorsun" dedi, düşündüm.....

Epeyce düşündüm, daha önce yazdıklarımı, yazabileceklerimi, içimde hapsolan isyanımı düşündüm.

Son günlerde ortamı düşündüm. Siyasi halimiz için yazı yazsam zannederim çok ağır olur, lay lay lom yazsam kendime hakaret etmiş bulunacağım.

Şükür sevgilim beni çok seviyor, ben de onu hem de çok, yakında bir minik ailemize katılacak daha da büyüyeceğiz ne güzel ne mutlu, kızlarmız iyi, sağlığım aldığım haberler göre iyiymiş, karnımız doyuyor, aç veya açıkta değiliz, sevdiğim saydığım, sevildiğim saygı gördüğüm dostlarım var pek çok... Bunları düşünüyorum elbetteki sükrediyorum...

Ve fakat bilesiniz ki siyasi durum beni çok derin ve kaygılı düşüncelere sevkediyor.  Allah sonumuzu hayretsin. Bu gidiş iyi değil....

Salı, Kasım 10, 2009

10 kasım


BÜYÜK ÖNDERİM, 

SENİ HER GEÇEN GÜN DAHA BÜYÜK ŞEVK İLE TANIMAYA ÇALIŞIYORUM.

ÖĞRETİNİ, DEVRİMLERİNİ YAŞIYOR VE AKTARMAYA YILMADAN GAYRET EDİYORUM. 

NUR İÇİNDE YAT...


Cuma, Kasım 06, 2009

GDO


   ÇİZGİ:  KÂMİL MASARACI

    kamilmasaraci@gmail.com

Perşembe, Kasım 05, 2009

güne bakış (gene)

Layık mıyız ???

Bir iki olaya bakmak yeter...

Domuz gribi aşısı var, aşı hakkında binlerce tevatür mevcut, aşıyı bize satan şirketten, aşının yan etkilerine kadar herşey karmakarışık, neye inanacağımız belirsiz. Sağlık Bakanı aşı oluyor, Başbakan, "ben bakanımla aynı fikirde değilim" diyor, turizm bakanı ben de olmıyacağım diyor, Cunhurbaşkanı " ben risk grubunda değilim ki" diyor, ortada millet  neye inanacağını şaşırmış....... ( bu gün şu ana kadar H1N1 den ölenlerin sayısı 19 anadolu ajansı 2 kişi daha var diyor ama ölenlerin kimlikleri ve olayın olduğu yerleri sağlık Bakanlığı etik olarak söylemiyor)

Laik, demokratik sosyal bir hukuk devleti olan yurdumuzda iktidardaki parti, laikliğe katşı odak olmaktan ceza almış, ama vallahi laikim diyor...

Bir belge var ortada bir de e-mail yolu ile gönderilmiş ihbar, ortada bir muhbir var ( eğer varsa tabii) dört buçuk ay bekliyor, kendisine zarar vermeyecek yasa bu arada gece yarısı çıkarılıyor, sonra  belgenin ıslak kopyası yanlış duymuyorsunuz PTT ile gönderiliyor, yahu bu kadar önemli bir belge PTT ile gönderilir mi ? ( hani amacım PTT'yi karalamak değil ama) , sonra ortada bir ihbar mektubu var, gazetelere yollanmış, başlığında Sayın Savcım yazıyor ama aslında savcılığa gönderilmemiş olduğu anlaşılıyor hatta Başsavcı gazetecilere " eğer sizde arsa bana verin" diyor..... Yaş mı da kuru mu belgenin aslı ?

Kamu hizmeti yapam İDO İstanbul Deniz Otobusleri şirketi, gemilerine ŞH ( Şirketi hayriye) harflerini koyuyor ama, Adalar hattını özel sektörün, ne olduğu belirsiz motorlarına bırakıyor, sonra soru sorma hakkından istifdade etmek isteyen vatandaşına cevap vermiyor. Millet sırat köprüsü gibi bir iskeleden geçerek mototra canı pahasına biniyor, yaşlı ve özürlüler karga tulumba adeta motora atılıyor...

GDO'lu tohumlar geliyor mu gelmiyor mu belirsiz bakan çıkıyor kat'iyen gelemez diyor, gakın işte bunun dayanağı diyerek bazı kararnamelerden bahsediyor şu şu şu sayılı diyor, oysa, GDO 90 yıllarda üretiliyo ama bizim kararname 1973 ten kalma ?  sahi GDO lu ürünler geliyor mu gelmiyor mu belirsiz...... Diğer yandan duyuyoruz ki zaten 20 milyon ton GDO lu mısır geçtiğimiz yıllarda ( bu hükümet döneminde) gelmiş bile...

Layık mıyız? Bilmem ki???

Cuma, Ekim 30, 2009

29 ekim



Bin yaşa Cumhuriyet, teşekkürler İstanbul Belediyesi...

Dün köprüyü tam karşıdan gören bir mekandaydık, büyük bir zevkle ışık ve havai fişek gösterilerini bekledik, daha sonra da büyük bir zevkle izledik.

Ne tuhaf 1. dünya savaşının sonunda, teslim olmuş Osmanlı Devleti'nin başı olan padişahın sarayına toplarını dikmiş, tüm şehre ölüm kusmaya hazır toplarını çevirmiş emperyalist işgalci devletlerin gemilerinin demirlemiş olduğu sularda, Cumhuriyet'imizin 86. yılını kutlayan patlama ve fişek sesleri, renk cümbüşü yankılanmaktaydı. Şükürler olsun...

Bu güzel düzenlemeyi yapan belediyeye teşekkürler... Gururlandık, sevindik, Cumhuriyetin kurucusu Atatürk, o yolda yürüyen tüm insanları hürmet ve sevgi ile andık...... Kutlu olsun.

Varolsun demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan hür cumhuriyetimiz...

Çarşamba, Ekim 28, 2009

gündelik

Bugün Çarşamba yani bugün ada günüm
Vaziyet berkemal adamızda, balkondaki sakız sardunyası bizim yokluğumuza nispet azmış çiçekler açmış bir sürü.
Ev biraz mahzun ama iyi .
Ben Kadıköy tarafının yazlık olduğu zamanları hatırlıyorum, son baharda herkes karşıya döner biz kalırdık sakin ve huzur içinde, işte ada da böyle herkes birbirine selam vermekte.
Dostlar ahbaplar iyi şükür ee ne de olsa 15 gündür gelmemişim... Özlemişim.

Malum grip her yerde birinci konu.
ekonomi, açılım falan hikaye.
herşeyimiz tan ferah fahur yaşarken grip geldi olur mu yahu ?

Başbakan'ın telefon görüşmesi internete düşmüş ne kızmıştır her halde....

Yaş mı kuru mu ? hikayeleri diğer taraftan yıpratılmaya devam edilen şerefli ordumuz....

Geri dönüşler bir müddet durdurulmuş. a a neden ne güzel düğün dernek oluyordu memleketimizde acaip bayraklar dalgalanıyor, birileri komik askeri kıyafetlerle geliyordu....

Şehit aileleri TBMM' ye gitmişler ellerindeki bayraklar içeri alınmamış. Söylenecek laf yok...

Azerbaycan bizim bayrakları yerine asmış, haa b,z de geriye dönük olarak doğal gaz fark parası ödiyecekmişiz allahım yahu...

Şükrü Kızılot'ta okudum bugün, meğer benzinin rafineri çıkış fiatı 84 mazotunki ise 86 kuruşmuş. Ama benzin mazottan pahalı satılır zira benzinde daha çok vergi varmış ( birim fiatının 3 misli neredeyse) üstelik Türkiye ürettiği benzini satamaz ve neredeyse yarısını 84 kuruştan ihraç edermiş. Tam bize uygun yahu benzinin fiatını mesela 2.70 lira yapsalar hem daha çok satar hem de daha çok vergi toplanır, yahu bunu akıl eden kimse yok mu ?aloooo?

Neyse yahu, bunlar laf ola beri gele asıl önemli olan Büyük Atatürk'ün emaneti cumhuriyetimizin kuruluşunun 86. yılını kutluyoruz yarın. En büyük bayramdır kutlu olsun. Aklımız başımızda olsun. Kıymetini bilelim. Zira bu sayede buralarda ahkâm kesebiliyoruz...

Pazartesi, Ekim 26, 2009

Aşı meselesi vesaire

  

Kaç gündür kimseden sağlıklı bir bilgi alabilmek mümkün değil. Birileri, muhakkak olunmalı demekteler, bir diğerleri ise asla ve kat'a olmayın derler.

Öyle haldeyiz ki, aşıya sevinemiyoruz, altında çapanoğlu arıyoruz.

Elbette komplo teorileri gene ayyuka çıkmış vaziyette, olmadık laflar dönüp durmakta, 

- aşı bizim gibi ülkelerde deneme maksatlı kullanılacakmış.

- aşıyı dışarıdan bize ihraç eden firmanın sahibi bilmem kimin akrabasıymış.

- Türkiye'ye gelecek şöyleymiş böyleymiş...

- vs. vs. vs. daha neler neler....

Acıklı olanın bizlerin çoğumuzun kafa bulanıklığı içinde olmamız, bu hale getirilmemiz....

Şimdi derdimiz aşı.... diğer bütün meseleler unutuldu.

Sahi aşı olacak mıyız ?????

Hmmmm..... raporun ıslak kopyalısı bulundu, hayırlı olsun. Nur topu gibi bir diğer gündemimiz oldu.... E be kardeşim madem oracıkta duruyordu neden bu kadar zaman beklendi. Ne enteresan ne zaman memlekette bir acaiplikler olsa o sırada bir evrak, belke, kazı alanı vs çıkıyor, ne tesadüf yahu  Allah Allah...

Yahu merak ederim hep, şöyle sıradan ülkelerde, ne bileyim mesela lüksemburg da böyle rapor, ıslak-kuru falan meseleleri olur mu???

Fener, geleneği bozmayarak cim bomu Kadıköy'de yendi, 3 attı, on kere oynasalar onunda da fener yenerdi. Şimdi bayılıyorum medyaya, Romen takımına 4 atan gassarayı yere göğe koymayanlar şimdi tu kaka ederler... Sanırsınız ki fener şampiyon oldu hahhaa komiğiz yahu...

Maç başlamadan önce de yan hakemin kafası yarıldı hiç bir şey olmamış gibi adamın başına dikiş atılıp devam edildi acaba doğrusu bu mu ? yoksa bir babayiğit hakem çıkıp "arkadaş bizim güvenliğimiz yok" oynatmıyorum maçı deme cesaretini gösterebilecek mi???

Çarşamba, Ekim 14, 2009

lodos falan.....

Fırtına :

Dün malûmunuz sıkı bir lodos fırtınası vardı, sahil yolunda giderken, o sakin denizin kızınca neler yapabildiğini gördük. Şehir içinde cıvar ağaçlar deliler gibi sallanmaktaydı. Aklımıza ada geldi acaba orada durum nasıldır dedik sevgili ile içimizden.
Malum çarşamba bugün adaya gitme günüm, sabah kalkar kalkmaz camdan dışarı özellikle de denize baktım, hava nispeten sakin, deniz ise biraz yatışmıştı. O an, acaba mı ? düşüncesinden sıyrılıp, adaya gitmemek olmaz dedim.
Sevgili beni iskeleye bıraktı; adaya selam söyle beni özlesin dedi.... Çok şükür vapur yerine konan adeta gecekonduyu andıran motor ile değil de eski dost vapurla adaya geldim hafif sallantı vardı ama sıkıntı yoktu.
Ada, adeta dünkü fırtınadan yorulmuş kendisini topluyordu. Belli ki epey delirmiş rüzgar buralarda. Eve gittim, bahçe kapısı otlarla dolmuş, herzaman bakımlı olan bahçe bu defa yaprak içindeydi.
Eve girince, camlardan bir sıkıntı olmamakla beraber, balkonda kıyamet kopmuş olduğunu gördüm. Tüm sandalyeler etrafa saçılmış, masa yerinden fırlayıp ters dönmüş, yukarıdan asılı fenerlerin bir kısmı uçuşmuş, ama en garibi, çok eskilerden kalma ve de ferforje salıncak, bakon demirlerine savrulmuştu.....
Toparladım tabi herşeyi. balkonda güzel güneşin altında bir kahve içip keyif ettim ....
Sevgiliye not: selamını ilettim, ada da seni özlemiş....

Milli Maç:

Herşeyin b....kunu çıkartmakta üzerimize yok, şu milli maç için alınan tedbirlere bunların komikliğine bakın, neymiş kırmızı-beyazdan başka bez sokulamayacakmış, kalın ispirtolu kalemler stada sokulmayacakmış. Maçı polis ve asker okulları talebeleri ve uygun görülen bazı zevat izleyecekmiş. İnanılmayacak bir resim bu...... İşte demokrasi olarak nerede olduğumuz, işte baskı, işte korku, korku neden üstelik kendimizden. Kendimizi gene suçlu gösterir duruma geçtik başarı ile..... Konu ile ilgili olarak lütfen Yılmaz Özdil'in muhteşem yazısını şurayı tıklayarak okuyun :
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/12684346.asp?yazarid=249&gid=61

Fatih Terim :

Gene bakıyorum da yazarı çizeri yorumcusu herkes atıp tutmuş, yahu sadece "sağol hoca, güle güle" diyebilsek.....

Mektup:

Mektuba cevap geldi, ilgililer buluşacak, gözümüz aydın. Kamera falan gibi pürüzler var ama, gene bize bir gündem bol bol lafı güzaf .....
Yahu millet krizden kıvranıyor, millet aç, işadamları intahar ediyor, Türkiye global krizden en çok etkilenen üçüncü ülke....... daha pek çok has konu var rica ederim....

Pazartesi, Ekim 12, 2009

Güne Bakış

Sağlık meselesi :

Şöyle bir yazı gördüm bizi eczanenin kapısında paylaşayım dedim

İstifa ve Fatih Terim meselesi :

Bizde adam gibi gönderme yok, gidecekleri linç edip gönderiyoruz, geçen sene bu zamanlar aynı insan  için imparator falan gibi tam da yerli dizilere yakışacak laflar ediyordu millet. Şimdi gideken herkes eline bir taş almış atmakta. Üstelik te adam en şerefli meziyetlerden biri olan ve de politikacılarının bile bilmediği "istifa" mekanizmasını kullanırken. Kardeşim, futbol oyununun anternörü gidiyor, evet dudak uçuklatacak para kazanıyordu, sen kazanamadın, haset içinde yanacağına sus, adam aklını kullandı kazandı bari giderken sus.

Mektup meselesi:

Çok rica ederim, ne olursa olsun, bir mektup gelmiş bunu politika malzemesi yapmadan adam gibi bir cevap ve davet bekliyorum, sen beğensen de beğenmesen de mektubu yazan bu ülkenin Başbakanı, ben beğensem de beğenmesem de sen bu ülkenin anamuhalefen partisi başkanısın, rica ederim, medeni davranalım eveleyip gevelemeyelim, konu çok önemli, işi parti meselesi değil devlet meselesi görelim. Verilecek cevap ne olrsa olsun böyle görmek kaybettirmez kazandırır...

Perşembe, Ekim 08, 2009

Caddeden

Malum döndük kürkçü dükkanına, iki yeni haber var cıvarımdan,

1- Bağdat Caddesi üzerinde '70'li yıllarda açılmış olan bir süpermarket vardı Caddebostan'da, tek şubeli bir markettir, genelde sabit bir müşteri kesimi vardır, genelde kaliteli malzemler satar,  içindeki tegahtarların tamamı kravatlıdır. A....A pazarı, aynı isimle anılan apartmanın altında bulunur. 

Tevatür o ki; bahse konu gayrımenkulün sahibi vefat etmiş, Allah rahmet eylesin, malını mülkünü de bir vakfa bırakmış, buraya kadar sorun yok, ilgili vakıf markete demiş ki  ; "ya içki satmazsın ya da buradan çıkarsın."

Bazı tatlı su demokratlarımız, mangalda kül bırakmıyorlar ama işte baskı ortada, daha ne kadarı olacak acaba....

Ben içki içilmesi veya içilmemesi konusunda hiç bir söz söyleme hakkını haiz değilim, ama içki satılır isteyen içer içmeyen içmez bunu da kimse kimseye zorla uygulatamaz, benim demokratlık anlayışım bu.

Bir sonraki adımları "tezgahtarlar kravat takmasın, kasaya da tesettürlü kızlar koyun" olacaktır herhalde... 

2- Bağdat Caddesi 256 numarada  ( Göztepe trafik ışıklarına gelmeden sol kolda 4. apt.) Atatürk Orman Çiftliği mamulleri satılan bir dükkan açıldı, bina cadde üzerinde olsa da dükkan cepheye nazaran sağ yandaki yüzde kalıyor, süt, sütlü mamuller ve dondurma gibi pek çok AOÇ ürünü var, tavsiye ederim muhakkak uğrayın...

Çarşamba, Ekim 07, 2009

Merhaba sonbahar


Sonbahar...


Sonbahar geldi, bu yazın son ayı ve özellikle eylül ayını adeta kış gibi geçirten hava gitti şimdilik, serin güzel bir sonbahar giriş yaptı.... Hoş geldi... Bol bol sararmış yaprak resmi çekme dönemidir, her fotograf sever için....

Sonbaharın gelişi ile ada serüvenine biraz ara verme zamanı da geldi elbette, geçen pazar toparlanıp kışlığa dönüş yaptık. Kolay değil neredeyse 6 aydır adadaydık. Çok keyifli zaman geçirdik, şimdilik hava elverdiğince haftasonları gelmeyi sürdüreceğiz.

Sevgilinin de desteği ile çarşamba günleri adaya gelme burada keyif içinde Bahar Kafe'de oturup çayımı içme, buradaki ahbaplarımla sohbet etme, gazetemi okuyup, çayımı içme ve de olmazsa olmaz olarak blog yazmaya devam edeceğim. Şahane bir kaçış benim için şehir hayatından... ne de olsa emekli bir ihtiyarım.....
Burada herşey aynı zaten bir tane olan bankaya uğrayıp 3 dakikada telefon paramı yatırdım, Kahvede asayiş berkemal ama hanımlar okey yerine örgüye yönelmiş vaziyetteler, kediler ve köpekler aynı aymazlıkta esniyorlar. Memoş güler yüzü ile selam veriyor, Fatma hanım gene kitabını okuyor, Ercan ayıkladığı karidesleren bir avuç veriyor, Harun gelmemiş, çayları Hande veriyor. Haydar bey bilgisayarının başında. Hafif poyraz olsa da hala tişört ile oturuluyor, ada çayı mis gibi kokuyor.... Bir de sevgili yanımda olsa..

Tabii ki kışlık ev birden bire acaip konforlu geldi elbette yazlıkla karşılaştırıldığında daha büyük daha çok oyuncak var :) yapılacak bir diorama ve trenler var sevgili ile kokuşup film seyretmeler var o da ne güzel
En önemlisi canım sevgili en azından iş saatlerini daha güzel yakalayabilecek....


Al Capone....

Çok gençken nedendir bilinmez ( aslında ağabeyimi kitap okumada da taklit ettiğimdendir belki)

Kalınca bir Al Capone kitabı okumuştum, romandan ziyade bir belgesel niteliğinde idi. Küçük Al, (Alphonse) ayakkabılarının altı delik bir çocuktu, zengin bir aileye mensup değildi, arabaları falan da yoktu. Okula nasıl gitti bilmiyorum...Amerika'da içki yasağı olduğu dönemlerde içki kaçakçılığı ve pek çok yasa dışı işlerle iştigal etti Şikago'da... Bir sürü ( bir kısmı da dostu olan) insanın ölümünün azmettiricisi oldu belki kendi de öldürdü.... Kısa sürede çoook zengin oldu ... Gariptir ki bunların hiç birinden değil de basit bir vergi usulsüzlüğünden ceza aldı hapise girdi....

son günlerde adı geçen şahıs bu..... Herneyse.....



Adalar vapuru

Belediyenin Adalar halkına verdiği ceza devam etmekte gene yolcu motorları vapur yerine sefer yapmakta.

Bu konu ile ilgili olarak Behiç Ak ın karikatürünü sizlere sunuyorum

Karikatürü bolgda yayınlamamdan dolayı herhangi bir hak ihlalinde bulunduysam veya gazate veya çizerce uygun değilse lütfen uyarsınlar hemen kaldırırım