Pazartesi, Nisan 21, 2008

belki de çok geç kalmış teşekkür.

1962 yılında İlhami Ahmet Örnekal ilkokulu yeni açılıyordu, o sırada 5 yaşında olmama rağmen, okulun çok iyi olduğunu öğrenen annem ve babam bir yolunu bulup beni okula yazdırdı. Bu konuda önce bir mülakata gittiğimi hatırlıyorum. O sırada daha okulun sıraları yoktu ve boya yapılıyor ve kaloriferler takılıyordu. Bugün hala daha boya ve kaynak kokusu aldığımda o an aklıma gelir..

Çiftehavuzlar, o tarihlerde, bir bakkal, bir manav ve bir de kırtasiye-oyuncak satan Abdullah efendinin olduğu genelde tek veya maksümum iki katlı evlerin yer aldığı bir sayfiye semti, bir de elbette caddeden uzaklarda hala ayakta kalan kökşker, Çiftehavuzlara adını veren bir çift havuz bile metrul olarak orada duruyor.

O tarihte Cumhuriyet kurulalı 39 , büyük Atatürk öleli 24 yıl olmuş, düşünüyorum da ne kadar tazeymiş herşey. Ne kadar mendeni imişiz ne kadar kavgasız ve mutluymuşuz...

Göztepe ışıklarda, Suadiye'de, Caddebostan plajının önünde faytonlar var, yazın yazlık kışın kışlık... Göztepe çarşısında ise yük taşıyan atarabaları.

İşte durum böyle, yazları annelerimiz, kolsuz havlu plaj kıyafetlerini giyiyorlar, kız arkadaşlarımız kilotları görünen şirin eteklerini, babalarımız ağabeylerimiz misler gibi. Bizer de öyle. Herkes imkanı dahilinde en modern ve şık hallerinde. Ortada sıkmabaş falan öyle şeyler hiç yok bu gibilere Üsküdar'ın köhne tahta evlermahallelerinde çok yaşlılar olarak ya da mesela Eyüp cıvarlarında rastlanıyor. ( şimdi sen Üsküdaı Eyüp'ü o tarihlerde nasıl biliyosun diyeceksiniz. Biliyorum zira arabalı vapur için üsküdar a sıkça gibiliyor ve de arada Eyüp sultan'a)

Okulumuz o zamana göre son derece modern, sinema salonumuz, deney odaları olan bir ilim irfan yuvası. Orası Cumhuriyet'i, Atatürk devrimlerini anlatan son derece idealist öğretmenlerin ve muhteşem bir Müdür olan Doğan bey'in bizlere, cumhuriyeti, Atatürk devrimlerini, muasır medeniyetin ne olduğunu öğrettiği yer. Okulumuzda mescit falan yoktu, olmadı, gerek te yoktu, namaz niyazda olan vazifesi bitindce herhalde evinde kaza ederdi.

Buradan o dönemdeki okulumun hademe dahil tüm kadrosuna teşekkür edeyim; 1967-68 mezunuyum demek kırk yıl olmuş ama bu sükran duygusunun geç kalmışlığı olmaz, aksine her geçen gün artan bir şükran duygusu bu, artık onlar gibiler nerede ise hiç kalmadıkları yada acaip insanlar gibi kaldıkları için.

Sevgili Müdür'üm, bize her hitap ettiğinizde; o çocuk aklımızla acaba Atatürk'müsünüz diye düşünürdük, bayrak yüzünüzü okşar bize, memleketimizi sevmeyi, Türk olmanın ne demek olduğunu, bu memlekette yaşayan herkesin Türk olduğunu ne güzel anlattınız. Dinsel görüşünüzü hiç bilmedik, Bir cumhuriyet müdürüydünüz, bir medeni insandınız. Size binlerce milyonlarca teşekkür ederim.

Sevgili Öğretmenim, Sabiha Özyurt, sizi hem üzer hem güldürürdük. Siz bize Cumhuriyetin hangi şartlar altında kurulduğunu, önce ki dönemim karanlığını, Atatürk devrimlerini, memleketimizin değerlerini öğrettiniz. Bize bu yurt içinde yaşayan herkesin eşit olarak kavimlere alt kimliklere vesairelere bölünmeden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir olduğunu ve bu vatandaşlara Türk adı verildigini öğrettiniz. Biz Cumhuriyet çocuklarıydık, "Türk çocuklar, gözler ile başlar yukarı" derdik.

Bize Osmanlı Devletinin son dönemlerini, o dönemde avrupaya avuç açışımızı, avrupalı komiserlerin bizi nasıl şamaroğlanı gibi parmaklarında oynattıklarını, daha da ilerisine giderek memleketimize neredeyse vali tayin ettiklerini. Bunlarla kalmayıp nasıl işgal ettiklerini. İşgalde önce nasıl dinsel ve etnik parçalara bölerek birbirimize düşürdüklerini.. Gaflet ve delalet içinde bulunan devrin hükumetinin kendilerini kurtarmak için neredeyse memleketimizi sattığını. Her geçen gün daha da sömürge oluşumuzu, anlattığınız bunu bizim içimize işlediğiniz için sınırı olmayan teşekkürler ederim size. Sizin rüzgarlı havalarda nadiren taktığınız üçgen eşarbınız vardı, annemin de teyzemin de olduğu gibi, dinsel görüşünüzün ne olduğunu hiç bilmedik biz, hiç bir dinsel düşüncenizi alenen beyan etmediniz, sizin "velev ki" niz yoktu öğretmenim, size son sınıfın son günlerinde "hocam" diye hitap eden bir arkadaşımızı azarlamıştınız öğretmenim, dinsel görüşünüzün alameti farikalarını üzerinizde taşımadınız. Çünkü işiniz bu değil öğretmekti... Aklı fikri, vicdanı hür bir insan olmamıza bin yardım ettiniz bu gönül size minnettardır.

Bizim, yerli malı haftalarımız vardı, "yerli malı yurdun malı herkez onu kullanmalı" söylemlerimiz vardı, "orda bir köy var uzakta gitmesek te o köy bizim köyümüzdür" şarkılarımız vardı. Bizim, Merinos'umuz, Sümerbank'ımız, Karabük'ümüz, Ereğli'miz, çimento fabrikalarımız, Denizcilik Bankamız vardı, biz bizdik, övünür ve güvenirdik biz. Göğsümüzü gere gere tüm dünyaya kafa tutardık. Hangi arkadaşımız laz, hangisi kürt hangidi abhaz veya neyse bilmezdik, ihtiyacımız yoktu bu memlekette yaşan millete Türk der geçer gider bunlarla kavga etmedik.Memleketimizi kendi imkanları ile muassır medeniyet seviyesine getirmeye and içmiştik.

Bunları bize öğrettiniz öğretmekle kalmadınız içimize tertemizce işlediniz, sizlere binlerce teşekkürler.

Şimdi çocuklarıma ben öğretmek zorundayım, neredeyse Atatürk devrimlerinden bahsetmenin bile suç sayılacağı, bazı avrupa komiserlerinin tümümüzü fırçalayabileceği, mahkemelerinize karışabileceği bu günlerde.

Müdürüm, tüm öğretmenlerim, kravatı boynunda hadememiz Veli efendi, size minnettarım, yaşıyorsanız ( ki zannederim zor) bin yaşayın ve ışığınız sönmesin, öldüyseniz mekanınız cennet olsun.

Biz öğrendiklerimizi öğrendik böylece aktarırız. Memleket bizimdir, bizler Türk'üz alnımız açık.

11 yorum:

Tanya's dedi ki...

Sevgili,

Okurken gözlerim doldu..düşününce bizler ne güzel yetiştirildik..ne çok öğrendik..herşeyi bildik..şimdi ise etrafta karanlık hüküm sürüyor..aydınlık günlere hasretiz..

Bizim çocuklarımız değil öğretmenlerine teşekkür etmek..ne yapsak okula gitmesek peşinde..nasıl düzelir..ne yapılır bilmiyorum..ama aydın günleri özlüyorum..çok hemde

AES dedi ki...

Canım benim ya,
Gözlerin dolmasın, herşey elbette ki aydınlık olacak, bizlerin içimizde Atatürk devrimlerinin ışığı var, o her yeri aydınlatır.

Verda dedi ki...

Nedense ben de bir tuhaf oldum. Kuruyemiş haftamız vardı bir de - ben ilkokuldayken hatırlıyorum... 23 Nisan 19 Mayıslar farklıydı...

Çok farklıydı.

Zaten sen bütün güzellikleri hemen hemen hepsini yazmışsın. Ne de güzel yazmışsın.

Çocuk yapasınız var mı? Ben korkuyorum galiba şimdi ya, vazgeçebilirim... Bir de şimdiki çocuklar çok masraflı oluyor!

Bilemedim. Bilemedim. Bilmiyorum.

Sybella dedi ki...

Ersin,
Tüylerim diken diken oldu...Kelimelerine,cümlelerine sağlık...

AES dedi ki...

verdacım,
sybellecım
hepimizin hissettikleri bu diye düşünüyorum,
burum işte tam olarak bu

bkizik dedi ki...

sizi ayakta alkışlamak istiyorum...
inanılmaz güzeldi.aslında bildiğimiz şeyler bunların hepsi ama duymayalı böyle güzel anlatılmayalı o kadar zaman olmuşkii,her zaman içimizde olanı bize bile unutturmuşlar.hem okudum hem utandım hem ağladım..
sizede binlerce teşekkürler...

behtiye yılmaz

Computadores dedi ki...

Hello. This post is likeable, and your blog is very interesting, congratulations :-). I will add in my blogroll =). If possible gives a last there on my blog, it is about the Computador, I hope you enjoy. The address is http://computador-brasil.blogspot.com. A hug.

AES dedi ki...

Behtiye hanım
güzel sözleriniz için çok teşekkürler aslında zannederim bu hepimizin içindeki sözlerin en basitçe aktarılması. teşekkürler

shade dedi ki...

Sevgili 102 Ersin SARAN ben seni yetiştiren Sabiha Özyurt öğretmeninin oğlu Diş Doktoru Serdar Özyurt annem hakkında yazmış olduğun güzel sözler için size teşekkür ederim.Ne sizler gibi öğrenciler ne de annem gibi öğretmenler kolay kolay bir araya gelmez sizlerin çalışma defterleri ve bilginiz şuanda lise öğrencilerinde bile yok hakikaten milli eğitimin ve memleketimin durumuna büyük üzüntü duyuyorum.Sizin yazınız üzerine annemin son sınıf hatırasından resminizi buldum o zamanda güler yüzlü sevimli bir çocukmuşsunuz hayatınızda başarılar dilerim herşeyi bizi yetiştiren ve güzel şeyleri öğreten öğretmenlerimize borçluyuz bu vesile ile bütün öğretmenlerin , öğretmenler gününü kutlar rahmetli annemide sevgi ile anarım.
Dr.Serdar ÖZYURT
23.11.2009

Ersin dedi ki...

Sevgili Serdar Bey, Doktorum, ben sizi hatırlıyorum zannederim bir de ağabeyiniz vardı, hatta öğretmenimiz, sizin bazen ( mazur görün) haylazca "Pecos Bill" bile okuduğunuzu anlatmışlığı vardır. okulda da birkaç kere gördüğümü hatırlıyorum.Meğer ne güzel günlermiş onlar ne mutlu günlermiş ne başarılı eğitimcilermiş, allah rahmet eylesin canım oğretmenime, orada olup ta yaşayan, yaşamayan tüm eğitim ordusuna ve hatta habeme Veli efendiye.
Tüm öğretmenlerimizi bize bir kelime öğreten herkese binlerce teşekkür, size de lütfedip yorum bırakma nezaketiniz için ayrıca teşekkürler ederim efendim.

Ersin dedi ki...

Bu arada müsaadenizle yazınızı blogda tekraren yayınlayacağım