Salı, Aralık 04, 2007

Sıkmabaş ve Trafik...

Havanın güzel olduğu günlerde her yere motosikletle gitme huyum var, böylece bu zıvanadan çıkmış trafikten kurtuluyorum.

İstanbul'da her yere maksimum yarım saatte ulaşabiliyorum.
Aslında büyük avantaj ama birçok tehlikeleri de olduğu bir gerçek.

Neredeyse tüm sürücüler motorlara gıcık, zira en başta, onlar saatlerce beklerken siz vırt diye yanından geçiyorsunuz. Diğer sürücüler bu sebeple bazen O da gidemesin diye sizin yolunuzu özellikle tıkıyorlar, Çok sürücü bir motor gördüğünde hiç düşünmeden üstüne kırıveriyor direksiyonu.

Ayrıca özellikle minibüs, halk otobüsü ( ki hala kendini minbüs kullanıyorum zanneden birileri kullanıyor bunları) ve de belediye otobüsleri özellikle ve bilhassa sizi ezmek için adeta kovalıyorlar (genelden bahsediyorum öyle yapmayanları varsa da istisna olduğundan kaideyi bozmaz). Can havli ile gidiyorsunuz gideceğiniz yere.

Kusura bakmasınlar kadın sürücülerin büyük çoğunluğu zaten telefon ile meşgul olduklarından dikkatleri yolda değil telefondadır. Neredeyse telefonla konuşmadan yol süren kadın yok gibidir, onlar da bizler için potansiyel tehlikedir. Buna bir ilaveyi aşağıda yapacağım....

Bazı durumlarda diğer vasıta sürücülerine hak vermemek elde değil özellikle 30 dakkada pizza vs. getiren çocuklar ve de bilumum kurye motorcular gerçekten de hiç bir kural tanımıyor.

Dün köprü yolunda Anadolu yakası istikametinde gidiyordum, sağdan katılımın olduğu kavşaklarda hızlı olarak orta şeritten gitmelisiniz zira, kavşaktan çıkan sizi hiç tanımaz ve de "bana ne yahu ben koskoca arabayım" der ve çıkar (Oysa çoğunlukla altınızdaki motor en az o araba fiatındadır onu bırakın genellikle her ikisi de bir kişi taşımaktadır) . Böyle bir kavşağı geçerken aynı anda bir SVU da kavşaktan çıktı. Yol müsait olarak bir müddet yan yana gitmeye başladık, bu sürekli olarak üzerime yani sol şeride doğru gelmekteydi. Benim de arkamdaki vahşi trafik sebebi ile yavaşlamam mümkün değildi. Oysa ki beni çoktaaaan görmüş olması lazımdı. Geliş şekline bakarsak benim iyice sol şeride geçmem ve oradaki trafikte bir arabaya yapışmam gerekliydi. Baktığımda aracı kullananın sıkmabaş usulü başörtülü bir kadın olduğunu gördüm. Sana ne be adam diyeceksiniz ama o sıkmabaş örtü beni öldürüyordu zira önüne serpuş gibi çıkıntı yapıldığından ( biliyorsunuz bunu böyle tutmak için içine röntgen filmi kesilip konuyor) yanlızca önünü görebiliyordu, yani at gözlüğü haline gelmişti sıkmabaş..... neyse türlü manevra ile kurtulduım o hala farkında olmayarak öylece en sol şeride kadar geçti herkes korna falan çaldı. Ben bu sıkmabaştan kendimi kurtardım...

Kıssadan hisse sıkamaşların kullandığı araçların sağından solundan geçmeyeceksin, peki yakında malezyalaştığımızda ne olacak tüm kadınlar sıkmabaş ???? en iyisi suudi arabistan modelini tercih etmek zira orada kadınlar araba kullanamıyor, tıpkı kocasız sokağa çıkamadıkları, arabanın ön koltuğunda oturamadıkları gibi

Allah islah etsin, veleddalin amiiin.

6 yorum:

Tanya's dedi ki...

Ah evet Suudi Arabistan..pecelerinin arasından türlü numaralarla erkekleri kandıran ama dini bütün kadınlar ülkesi..bizde yakışır be hocam..

AES dedi ki...

sevgili böyle şeyler olmayacak elbette ama biz boşvermezsek. Atatürkün kurduğu cumhuriyeti o hale kimse getiremeyecek.

barton fink dedi ki...

Hocam, yazmıştım ya, burjuvazinin yok olmasıi sermayenin sınıf,kimlik ve ideoloji değiştirmesi...
Eskiden SUVlarda göremezdik sıkmabaşları, çünkü devlet içinde bu kadar yuvalanıp, devleti soyan ve kendi alternatif zenginlerini oluşturan bir zümre yoktu.
Yarın öbür gün başları açık diye annlerimizin kardeşlerimizin üzerine sürmesinler de...

Verda dedi ki...

Valla ne diyem? Geçmiş olsun, bir anda bende yazın başımdan geçen bir olayı hatırladım...Benim olayda da sıkmabaş değilde, jaguarda oturmuş kara sıska sakallı bir "genç" adam vardı - hani tesbihle geceleri dolaşıp fiski içen cinslerden... Yağmurda scooterda altına giriyordum -
Ya bizim ülkede ne tipler var ya...

AES dedi ki...

valla verdacım diyecek bişey yok, artık "ılımlı islam" burjuvazisi hüküm sürüyor... Neyse ki hala bizler varız.

AES dedi ki...

Reca ederim muhterem Bartonzade fiynk birader bu ifadeleriniz, zannederim komonist bir fikriyyatın tezahürüdür. Benaenaleyh zatınız aleyhine kullanılabilmesi bakımından nazarı dikkatinizi celbederim