Çarşamba, Kasım 14, 2007

günler....



Tabii memleketimizdeki olumsuzluklara rağmen, hayat sürüyor, mümkün olduğunca keyif almaya çalışarak,

VAPIANO.....

seviyoruz burayı, genelde herşey iyi ama özellikle tavsiye bir menü :
Dört peynirli pizza ( hiiiiç et yok)
Hardal-roka soslu, yeşillikler dolu bir salata
Merlot şarap.


Haaaa iki kişiyseniz, bunlardan birer porsiyon isteyin zira iki kişiye gayet kafi geliyor...


SABAH YÜRÜYÜŞLERİ .....




Böyle bir karar aldık, sevgili ile, ne de iyi ettik artık erkenden kalkıyoruz, fırlıyoruz dışarı, bazen yağmur altında bazen bugünkü gibi pırıl pırıl hava ile yürüyoruz, güzel şehrimin, güzel kadıköyün kıyısında, her ne kadar, sahilin tabii dokusu değiştirilmiş olsa da güzel bir eserdir bu sahil yolu ve yürüyüş alanları. Bu bakımdan Badrettin Dalan'ı sevgi ile anmak lazım. Ayrıca şu andaki Büyükşehir Belediyesi, mükemmel bir iş çıkartarak, bu sahili güzelleştirdi yaz-kış keyifle istifade edilecek hale getirdi. Teşekkür etmek lazım. İşte yürüyüşü devam ettirirken bir yandan da buralara konulmış olan spor gereçlerinden de faydalanıyoruz. Arada ayakta yoga asanalarımızı da uyguluyoruz. Daha sonrasında kah cadde üzerinde bir kahve, ya da bir simiti paylaşarak eve dönüş. Bolca su, tertemiz hava İnsan kendişni daha da sağlıklı hissediyor, biraz uykudan feragat te olsa çok keyifli...

Sokaklar ...... çok severiz yahu....

5 yorum:

Tanya's dedi ki...

Bir daha Va piano'ya giderken Lush'un da fotograflarını cekelim..çok mutluluk verici bir dükkan...

Sabahları tüm hırcınlıklarıma karşın beni sokaklara cekiştirdiğin için sonsuz teşekkür..ne güzel bir istanbul varmış sabahın erken saatinde..tertemiz hava..pırıl pırıl deniz..huzur..bayıldım bu işe..vazgecme beni çekiştirmekten olur mu?

AES dedi ki...

Yaaa "Lush" hakkaten şahane içerdekiler keyifli insanlar, kokulan ve mamuller inanılmaaaazmuhakka çekelim resimleri zaten bir resim festivali olur... Canım sevgili yaw tabii her sabah o keyifli yürüyüşü yapıcaz, huzur ve sağlık dolucaz ve de sevgiiiii

Verda dedi ki...

Söyledim söyledim söyledim. Zaten sabah adamıyımdır, ama erken saatlerde bir başka ya...Ay çok sevindim sizin adınıza... Istanbulun en güzel zamanı benim için...Sabah güneş doğmadan ya da doğmaya çalışırken bara bulutların arasından...
Tabii ben sabah koşularımı yalnız yapıyorum :((( ama hep dediğim gibi bir başka duygu o! Çok güzel bir yazı, keyifle okudum.

Verda dedi ki...

Dün yazdım yazdım, bugün baktım hiçbişi yok.. Demiştim ki sabahların ne şahane olduğunu bilirim. Zamanlama açısındanda sabahları özellikle güneşin doğmaya çabalaması saatleri en sevdiğim saatlerdir... Kara bulutlar bile olsa çok severim diye bişiler yazmıştım... Ama şimdi hatırlamıyorum ne yazdığımı...

Herşey iyi. İşimle ilgili gelişmeler oldu, blogumu hergün ziyaret ediyorum ama bi türlü oturup da yazamadım. Bu haftasonu inşallah. Bloglar sayesinde birbirimizden haberdar oluyoruz ne güzel... Yahu Şebo ne alemde - arayacam aramıyorum, malum sebepler... Ama merak ettim şimdi ya...

Neyse, 2nizide öptüm selamladım görüşmek üzere dedim. Haftaya hafta içi bir gün sizdeyim ona göre...

AES dedi ki...

Hahhhaa verdacım, sorry, ancak bloga ulaşabildim ve de hemen koydum senin commentleri, sabahlar jakikaten şahane biz de devam ettirmek istiyoruz, bu arada blogda yeni yazılar beklemekteyiz. Bloglar sayesinde haberleşmeye devam ama en kısa zamanda bekliyoruz seni, şebodan ses seda yok heralde koşuşturma içindedir.
sevgiler ikimizde de